Medyascope TV: Sınır Tanımayan Doktorlar ve İnsani Yardım

Bu yıl "Sınır Tanımayan Fikirler" temasıyla düzenlenen Brand Week İstanbul etkinliği kapsamında, Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) oturumu için Türkiye'ye gelen MSF İspanya Başkanı Dr. David Noguera ile MSF İnovasyon ve Dönüşüm Lideri Silvia Moriana, MSF'nin tıbbi insani yardım çalışmalarını nasıl yürüttüğünü ve ihtiyaçlar doğrultusunda yenilikçi uygulamaları nasıl hayata geçirdiğini Medyascope'tan Fatima Çelik'e anlattı.

MSF ile çalışmaya devam etmenizin ardında yatan motivasyon nedir?

S.M: En başından beri en büyük motivasyon kaynağım, MSF'nin insani kriz yaşanan bölgelerde ve doğal afetler sonrasında insanların acılarını hafifletmek için çalışması oldu. Bu da MSF'nin en temel amaçlarından biri.

D.N: İkimiz de uzun süredir MSF ile çalışıyoruz ve gerekçelerimiz de aynı aslında. Doğru olanın hayat kurtarmak, insanların acısını hafifletmek ve insani kriz ortamlarında insanca yaşamı yeniden tesis etmek olduğuna inanıyoruz.

MSF ilkelerinden taviz vermeden bu denli zorlu bölgelerde ve bu kadar çok çalışanıyla nasıl faaliyet yürütüyor?  

S..M: Bugün 70'ten fazla ülkede bulunan saha programlarımız ve ofislerimizle, 40 binden fazla yerel ve uluslararası çalışanımızla tıbbi insani yardım sunuyoruz. Aynı zamanda ofislerimizde bize destek olan kaynak geliştirme ve insan kaynakları ekiplerimiz var. Onlar da saha programlarımızın devamlılığını ve sağlık hizmetleri sunmamıza yardım eden uzmanların aramıza katılmalarını sağlıyorlar.

D.N: Silvia'nın da dediği gibi bu bir ekip işi; aynı ortak amaca inanan 40 binden fazla insanın bir araya gelmesi ve bağışçılarımızın destekleriyle, ilkelerimiz ışığında çalışmalarımıza devam ediyoruz. İnsani yardımın tarafsız ve bağımsız olması, ayrım gözetmeden yürütülmesi gerektiğine inanıyoruz. Aynı zamanda tıp etiğinin yol göstericiliğinde çalışıyoruz; doktorlar ve sağlık çalışanları olarak etnik köken, din, milliyet ayrımı gözetmeksizin hastaları tedavi etme hakkımız ve sorumluluğumuz olduğunun bilinciyle faaliyetlerimizi yürütüyoruz.

Tıbbi ve insani yükümlülüklerimizi MSF aracılığıyla hayata geçiriyoruz aslında. Bu anlamda MSF bizim için, insanlığımızı yerine getirmek için bir araç.

MSF savaş, salgın hastalıklar ve açlık konusunda sahadan önemli veriler de topluyor. İnsani yardım alanında inovasyonu nasıl hayata geçiriyorsunuz?

S..M: Aslında inovasyon MSF için, en temelde mevcut sorunlara yaratıcı çözümler geliştirmek demek. Sahadaki ekiplerimiz pek çok sorun ve engelle karşılaşabiliyor veya standart uygulamalarımız bazı yerlerde işe yaramayabiliyor. Bu durumlarda yaratıcı çözümler bulmamız, geliştirmemiz gerekiyor.

Örneğin teletıp aracılığıyla uzaktan sağlık ve danışmanlık desteği sunabiliyoruz, bazı hastalıkların tedavisinde yeni protokollere imza atabiliyoruz veya yardım ulaştırmaya çalıştığımız insanların ihtiyaçları doğrultusunda ekiplerimizi şekillendirebiliyoruz.

Ücra bölgelere giden ekiplerimizin becerilerini ve yetkinliklerini geliştirebilmek için Tembo adını verdiğimiz bir sistem geliştirdik. Tembo ile uzman sağlık çalışanlarının bulunmadığı ya da gönderilemediği bazı yerlerde, internet platformları üzerinden, halihazırda sahada bulunan ekiplere uzaktan e-öğrenme seçeneği sunuyoruz. Bu bazen belirli bir tıbbi müdahalenin nasıl gerçekleştirilebileceğini gösteren bir video olabiliyor, bazen de diğer bölgelerdeki diğer ekiplere erişme olanağı sağlayan bir iletişim ağı...

Peki, çatışma bölgelerinde çalışmak bakış açınızı ne yönde değiştiriyor? 

D.N: İlk zamanlar ile deneyim kazandıktan sonraki süreçte hissettikleriniz arasında elbette bir dönüşüm görülebiliyor. Başlarda İstanbul veya Barselona gibi elverişli koşullardan, konfor alanlarınızdan çıkıp zorlu bölgelere gitmek hayata bakışınızı değiştiren bir deneyim oluyor. İnsanların hayatında olumlu bir etki bıraktığınızı ve hayatlarını bir nebze olsun iyileştirdiğinizi fark ettiğinizde, bu sizin için büyük bir mükâfat oluyor. Bu işe girdiğinizde gerçek dünyanın nasıl olduğunu görüyorsunuz bir kere.

Yaklaşık 20 yıldır MSF ile çalışmamıza rağmen karşılaştığımız sorunlar bizi hala derinden sarsıyor.

Örneğin çocukların beslenme yetersizliği nedeniyle ölmesi veya kadınların nitelikli sağlık hizmetlerine ulaşamaması içimizde hâlâ öfke ve hayalkırıklığı yaratabiliyor; karışık duygular yaşıyoruz. Çünkü daha fazlasını yapmak istiyoruz ve bu durumu değiştirmek istiyoruz. Diğer taraftan insanların yaşamında olumlu yönde etkide bulunduğumuzu görmek bizim için büyük bir mükâfat. MSF ile çalışmaya devam etmemizi sağlayan en temel motivasyon bu.

Günümüzde dünyanın pek yerinde savaşlar, çatışmalar devam ediyor. Bu bölgelerde görev yapmış olan MSF çalışanları olarak sizce bizi nasıl bir gelecek bekliyor? 

S.M: Aslında bu bizim de son zamanlarda üzerine düşündüğümüz ve tartıştığımız bir konu. Dünya çapında değişen eğilimleri gözlemliyor ve bu eğilimlerin meydana getirebileceği insani sonuçları değerlendiriyoruz. Nüfus ve iklim değişiklikleri, daha büyük eşitsizlikleri tetikleyebilecek sosyoekonomik değişimler, hatta çatışma biçimlerinin şekil değiştirmesi, yakın gelecekte daha karmaşık ve daha geniş ölçekli insani sonuçlarla karşılacağımızı gösteriyor. Çalışmalarımızda bunları göz önünde bulundurmamız gerekiyor.

Fakat diğer taraftan teknoloji ve bilim hızla gelişiyor; karşılaşabileceğimiz zorlukları bilim ve teknolojinin yardımıyla çözme konusunda da olanakları değerlendirebiliriz.

D.N: Geleceğe dair endişelenmek için pek çok nedenimiz var elbette ama umutlu olmak için de nedenlerimiz var. Dünya çapında siyasi gelişmeler ve güvenlik koşulları olması gerektiği gibi değişiklik geçirmese de, biz MSF olarak faaliyetlerimizi sürdüreceğiz. Çünkü biz, MSF çalışanları inatçı insanlarız ve genel bağlamdan bağımsız olarak yolumuza, hayat kurtarmaya devam edeceğiz.

Fakat bunu yapabilmek için herkesin desteğine ihtiyacımız var. Yalnızca sivil toplum kuruluşlarının değil, toplumu oluşturan bireylerin de yardımı gerekiyor.

Özellikle de Türkiye gibi gelişmiş ülkelerin ve toplumların, insani kriz yaşanan bölgelerde mahsur kalmış olan insanların acılarını hafifletme yönünde önemli bir rol oynayabileceğine inanıyoruz.

 

Yorum Yapın