Milliyet: Bebeklerin çoğu 2,5 kilo doğuyor

Milliyet gazetesi, 1 Kasım 2017 tarihli haberinde, Bangladeş'in Cox Bazar bölgesinde tıbbi ve insani yardım çalışmaları yürüten Sınır Tanımayan Doktorlar'dan (MSF) Dr. Konstantin Hanke'nin ve Ozan Ağbaş'ın tanıklıklarına yer verdi.

Aynı zamanda MSF'nin bölgedeki kliniklerinde tedavi ettiği Rohingya mültecilerin Myanmar'da ve göç esnasında yaşadıkları travmayı ve insanlık dışı şiddet olaylarını hastaların kendi ağzından aktardı. 

Arif Balkan / İstanbul - 1 Kasım 2017

Bölgede 7 proje yürüten MSF, yaklaşık bin çalışanla Arakanlı Müslümanların sağlık sorunlarına müdahale ediyor. MSF sağlık ekipleri, Temmuz ayında günde yaklaşık 200 hastayı tedavi ederken, bugün kliniklerinin tamamında günde 2 binden fazla hasta tedavi ediliyor. 25 Ağustos’tan bu yana toplamda 30 binden fazla hastaya tedavi hizmeti sunan kuruluş bünyesinde bölgede çalışanlardan biri de Alman doktor Konstantin Hanke.

Myanmar yönetiminin zulmünden kaçan Müslümanların yaşadığı zorluklara şahit olan doktor Hanke, günde 2 binden fazla hastayı tedavi ettiklerini söyledi, ‘Burada dünyaya gelen bebeklerin büyük bir kısmı 2.5 kilodan az doğuyor’ dedi.

‘Öncelikli konu barınma ve su’

Ozan Ağbaş da Bangladeş’te MSF İnsani Yardım İlişkileri Sorumlusu olarak görev yaptı. Ağbaş, solunum yolu enfeksiyonları, cilt hastalıkları ve ishalli hastalıkların mülteciler arasında yaygın olarak görüldüğünü belirterek, “Bu hastalıklar o insanların yaşam koşullarıyla ilgili tabloyu oldukça net ortaya koyuyor. Bölgede öncelikli konu barınma ihtiyacı ve temiz suya erişim. İnsanlar yemek içmek için de temizlenmek için de aynı suyu kullanıyor. Bunun yanında bir tuvalet altyapısına da ihtiyaç duyuluyor. Böyle sürerse bölgede salgın hastalıkların daha sık görülme ihtimali de oldukça fazla” dedi.

‘Bebeğimi kucağımda iken öldürdüler’

MSF’nin tedavi altına aldığı bazı hastaların anlatımları da yaşanan trajediyi gözler önüne seriyor. 28 günlük bebeğini kaybeden bir anne, “150’den fazla asker 30 Ağustos günü köyümüze saldırdı. Gözümüzün önünde erkekleri öldürmeye başladılar. Cenazeleri bir hendeğe toplayıp yaktılar. Sonra askerler kadınları evlere doldurdular ve bizi palalarla kestiler. Bir asker beni boğazımdan bıçakladı. 28 günlük bebeğimi kucağımda tutuyordum. Bebeğime de ağır bir şeyle vurdular ve kafasına aldığı darbe yüzünden onu kaybettim” diyor.

Haberin tamamını okumak için bu bağlantıyı tıklayabilirsiniz.

Yorum Yapın