"Mültecilik, meselelerin kesiştiği bir nokta"

(EN) Sınır Tanımayan Doktorlar ekibinden Saadi: "Mültecilik sorunu, aslında meselelerimizin hepsinin birden kesiştiği bir nokta. Burada toplumsal cinsiyetten sınıfa, bütün mücadele alanlarında etkili olan bir yaklaşım söz konusu. Asıl mücadele de bu sorun için politikaları değiştirmek adına mücadele vermek."

İSTANBUL (AA) - Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) ekibinden Yazan Al-Saadi, "Mültecilik sorunu, aslında meselelerimizin hepsinin birden kesiştiği bir nokta. Burada toplumsal cinsiyetten, sınıfa, bütün mücadele alanlarında etkili olan bir yaklaşım söz konusu. Asıl mücadele de bu sorun için politikaları değiştirmek adına mücadele vermek" dedi.

Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) ve Beyrut merkezli Studio Kawakeb tarafından hazırlanan "Boğulduğum İçin Üzgünüm" adlı kısa film, "Hangi İnsan Hakları? Film Festivali"nde izlenime sunuldu.

Beyoğlu'ndaki Aynalı Geçit'te gerçekleşen gösteriminin ardından yapılan söyleşide, MSF ekibinden Yazan Al-Saadi ve filmin yönetmenlerinden David Habchy, katılımcıların sorularını yanıtladı (canlı yayın kaydı).

Saadi, Sınır Tanımayan Doktorlar olarak 70 ülkede faaliyette olduklarını dile getirdi.

İnsani yardım ulaştırmaya çalıştıkları kişilerin büyük bölümünün mülteciler ve göçmenler olduğuna dikkati çeken Saadi, "MSF olarak çalışırken son yıllarda gözlemlediğimiz önemli bir değişiklik var. Bir düşmanlığın arttığını hissediyoruz. Hem söylemde hem politikalarda mültecilerin ve göçmenlerin giderek daha fazla sorunla karşılaştığını hissediyoruz ve bu bizi de aslında karada çalışan bir kurum olarak başka bir şey yapmaya zorladı ve Akdeniz'de çalışmaya başladık. 2015'ten bu yana Akdeniz'de mültecileri kurtarmak adına çaba gösteriyoruz.

Hem doktorlar hem de insani yardım kuruluşunda çalışan insanlar olarak, bizim bu duruma kayıtsız kalmamız mümkün değildi. Orada mültecileri denizden kurtarmaya çalışıyoruz ama yaptığımız şey sadece bu değil, bu sadece Akdeniz'e özgü bir durum da değil." diye konuştu.

Myanmar, Bangladeş, Honduras, Suriye gibi dünyanın her tarafından insanların benzer sorunlar yaşadığını aktaran Saadi, "Profesyonel olarak tıbbi bir insani yardım örgütünden belki de beklenmedik bir şey yaparak bütün bu gidişata, politikaya karşı çıkmak adına bir film yaptık. Çünkü bu duruma daha fazla müdahale etmek ve duyurmak istiyorduk." dedi.

"Mültecilerin insan onuruna yaraşır muamele görmelerini istiyoruz"

Saadi, kendisinin de Suriyeli olduğunu söyleyerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Benim ailem ve akrabalarım da bu umut yolculuğuna çıkarak, denize açıldı. Ayrıca ben Sınır Tanımayan Doktorlar'la çalışmadan önce gazeteciydim ve bu tür olaylarla o zaman da karşılaştık. Dolayısıyla bu film sadece bizim için bir iletişim projesi değil, kişisel olarak hissettiğimiz, duyarlı olduğumuz, etkilendiğimiz bir konu. David için de benzer bir durum var. Bu filmi çektiğimizde beklediğimizin ötesinde çok güçlü ve olumlu tepkiler aldık. İnsanlar bu filmi sahiplendi. Dünyanın çeşitli yerlerinde çeşitli festivallere katıldık. Fakat yine de iş bitmiş değil."

'Boğulduğum İçin Üzgünüm' adlı filmin amacından da bahseden Saadi, "Asıl olarak bu konunun duyulması dışında, mültecilerin ve göçmenlerin insanca karşılanması, gittikleri yerlerde insan onuruna yaraşır şekilde muamele görmelerini sağlamaya ve bunun için daha fazla insanın çaba göstermesine ihtiyacımız var." ifadelerini kullandı.

Saadi, 21. yüzyılın en önemli meselesinin mülteciler olduğunun altını çizerek, "Mültecilik sorunu aslında meselelerimizin hepsinin birden kesiştiği bir nokta. Burada toplumsal cinsiyetten sınıfa, bütün mücadele alanlarında etkili olan bir yaklaşım söz konusu. Asıl mücadele de bu sorun için politikaları değiştirmek adına mücadele vermek." değerlendirmesini yaptı.

Mültecilere yardım etmek isteyen katılımcılara da önerilerde bulunan Saadi, şunları söyledi:

"Siz öncelikle bu durum üzerine konuşarak, düşünerek sonra yabancı düşmanlığı ile karşılaştığınızda, birilerinin herhangi bir mülteci veya göçmen hakkında olumsuz bir şey söylediğini gördüğünüzde, bu olumsuz söyleme 'hayır' diyerek karşı çıktığınızda, önemli bir şey yapmış oluyorsunuz. Ayrıca bu konuda çalışmalar yapan yerli ve uluslararası kurumlar var. Onlara da katılabilirsiniz."

"Özellikle siyah beyaz olsun istedik"

Yönetmen David Habchy ise filmin görsellerini hazırlama konusunda uzun ve titiz bir çalışma yürüttüklerini anlattı.

Animasyon filmde yer alan noktalı alanların denizi temsil ettiğini belirten Habchy, "Aslında gideceğimiz yolculukta hislerimizi ve yavaş yavaş bu hislerin çökmesiyle denize varışımızı anlatmak için kullandığımız bir şey." diye konuştu.

Filmin farklı bir teknikle hazırladığını dile getiren Habchy, "Filmde özellikle insanların yüzlerinin renklerini kaldırdık ve özellikle siyah beyaz olsun istedik. Çünkü mültecilik bütün dünyada insanlık durumunu anlatan bir konu. Mesajı da bu şekilde vermek istedik.

'Boğulduğum İçin Üzgünüm' herhangi bir ülkeye, herhangi bir yöreye özgü değil. Mültecilik bütün insanların yaşayabildiği ortak bir şey.

O yüzden biz bütün görüntülerde insan yüzlerini, renkleri, kişisel ya da bir yere özgü olan şeyleri kaldırdık." şeklinde konuştu.


Üzgünüm annem, teknemiz battı; gideceğim yere varamadım. Yol parası için aldığımız borçları geri veremeyeceğim.

Cesedimi bulamazlarsa ağlama anne. Zaten sana ne faydası var ki artık? Cenazeyi taşıma, yükleme, defin ve taziye masrafından başka?

Üzgünüm anneciğim, savaş çıktığında ben de kaçmak zorunda kaldım, her insan gibi. Oysa onlarınki kadar büyük hayallerim yoktu. Benim bütün hayallerim senin ilaç kutuna sığacak ve diş tedavini yaptıracak kadardı.

Üzgünüm benim güzel evim, artık kapının arkasına ceketimi asamayacağım.

Üzgünüm ey dalgıçlar ve arama-kurtarma ekipleri, boğulduğum denizin adını bilmiyorum.

Merak etmeyin, ey sığınma ve göç kurumları, size yük olacak değilim.

Teşekkür ederiz, engin mavi deniz, bizi kabul ettin, vizesiz ve pasaportsuz.

Teşekkürler balıklar, etimi paylaştınız; ne memleketimi sordunuz, ne dinimi, ne de siyasi görüşümü.

Teşekkürler haber kanalları, ölümümüzü son dakika haberi olarak verdiniz; 5 dakikalığına, her saat başı, tam 2 gün boyunca.

Teşekkürler üzüldüğünüz için haberleri duyduğunuzda.

Boğulduğum için üzgünüm…

Yorum Yapın