“Seni iki değil, üç kulağımla dinliyorum”: Almanya’da sığınmacılara sağlanan psikososyal destek

Schweinfurt’taki Ledward Kışlası artık Bavarya’daki sığınmacılara hizmet veren bir ilk kabul merkezi

Schweinfurt, Almanya - Geçmişte Amerikan Ordusu’nun Almanya’daki en büyük üslerinden biri olarak kullanılan Schweinfurt’taki Ledward Kışlası artık Bavarya’daki sığınmacılar için bir ilk kabul merkezi olarak hizmet veriyor. Çatı katında yedi genç Afganlı daire olmuş şekilde bir yazı tahtasının önünde oturuyor.

Yazı tahtasında patlayan bombalar, bir yakınını mezarlığa götüren bir aile, yerinden edilme, işsizlik ve gelecek korkusuyla ilgili birtakım resimler var. Stresle baş etme yöntemleri üzerine olan bu seansın yürütücüsü Parisa Zare Moayedi, genç sığınmacılara Dari dilinde bu resimlerin hangilerinin onlara tanıdık geldiğini soruyor.

Sağ ayağını gergin bir şekilde sallayan genç bir katılımcı, resimleri hepsinin tanıdık geldiğini; bir diğeri sürekli tedirgin hissettiğini ve Kabil’e geri gönderilmekten korktuğunu söylüyor. Üçüncü bir kişi ise hiçbir işle meşgul olmadığı için kendini çok kötü hissettiğini paylaşıyor: “Tek yaptığım futbol izlemek, top oynamak ya da yürüyüşe çıkmak. Yapacak başka bir şey yok.”

İkinci psikososyal destek danışmanı Salah El Hamada, kendisi de Almanya’ya üç sene önce bir mülteci olarak geldiği için bu durumu çok iyi anlıyor ve seansın başında şunları söylüyor: “İlk kabul merkezinde olmak kolay değil, biz de bunu yaşadık. O nedenle sizinle karşılaştığınız sorunlarla nasıl baş edebileceğinizi konuşmak istiyoruz.”

Psikososyal danışmanlık pilot projesi

Parisa Zare Moayedi, Afgan katılımcılarla "stresle baş etme yöntemleri" üzerine bir seans yürütüyor.

Parisa Zare Moayedi ve Salah El Hamada, Schweinfurt’ta Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) ve St. Josef Hastanesi tarafından yürütülen “Mülteciler İçin Erişilebilir Psikososyal Destek” pilot projesinde danışman* olarak çalışıyor.

Bu projenin diğerlerinden en büyük farkı, sığınmacıların kendi dillerinde ve yine kendileri gibi ülkelerini terk etmek zorunda kalmış insanlardan destek almaları. Projede yer alabilmek için özel bir eğitim alan danışmanlar St. Josef Hastanesi’nin kadrolu çalışanı olarak görev alıyor ve danışmanlık seanslarını klinik psikolog Henrike Zellmann’ın gözetiminde gerçekleştiriyor.

Proje Koordinatörü Henrike Zellmann, projeyi şu şekilde açıklıyor:

 

2015 yılında Almanya’ya bir milyona yakın mülteci geldiğinde MSF olarak sağlık hizmetlerinde ne gibi ihtiyaçlar olduğunu değerlendirmeye başladık ve sığınmacıların ciddi boyutlardaki ruh sağlığı ihtiyaçlarının ihmal edildiğini fark ettik. Psikososyal destek MSF’nin dünyanın farklı bölgelerinde yürüttüğü mültecilere yönelik programların ayrılmaz bir parçası. Biz de bu noktadan hareketle, Almanya’daki diğer kurumların da uygulayabileceği bu pilot projeyi başlattık.

"Yaşadıklarımı bir Almana anlattığımda beni anlaması çok zor”

Suriyeli Salah El Hamada da Schweinfurt ilk kabul merkezinde çalışan danışmanlardan biri.

Schweinfurt’taki merkeze gelen Suriyeli ve Cezayirli sığınmacılara danışmanlık sağlayan Salah El Hamada, 2011’de Suriye’de iç savaş başladığında Halep’te İngilizce öğretmeni olarak çalışıyordu. Salah, önce ailesiyle birlikte Suriye’nin kuzeyine, sonra da tek başına Türkiye’ye kaçtı. Ancak Türkiye’de iş bulamadığı için ailesiyle birlikte Almanya’ya gitti.

Salah, Arapça konuştuğu ve ülkelerindeki sorunları bire bir kendisi de yaşadığı için sığınmacıların kendisinin yanında daha rahat hissettiğini belirtiyor: “İnsanların yaşadıkları sorunları ben de yaşadım. Hatta stres nedeniyle çocuklarıma iyi davranmadığım zamanlar da oldu. Bana yaşadıklarını bir Almanla paylaştıklarında o kişinin kendilerini anlamasının hiç kolay olmadığını söylüyorlar. ‘Sen neden bahsettiğimizi biliyorsun’ diyorlar.”

Salah, sunabilecekleri yardımın sınırlarının farkında olmak gerektiğini ekliyor: “Danışanlarımızın sorunlarını ortadan kaldırmamız mümkün değil, ama en azından onlara bu sorunlarla nasıl başa çıkabilecekleri konusunda yardımcı olabiliriz. Onları motive etmeye ve öz kaynaklarını kullanma yönünde güçlendirmeye çalışıyoruz. İnsanlar buraya gelip kendilerine benzeyen, zaman içinde Almanca öğrenip normal bir hayat sürmeye başlayan kişiler görüyorlar. Bazıları bizi rol model olarak da kabul edebiliyor.”

Travmatik deneyimlere rağmen geleceğe odaklanmak

Siyasi nedenlerden dolayı Almanya’ya sığınmadan önce 10 yıldır İran’da mahkumlarla çalışan bir sosyal çalışmacı olan Parisa Zare Moayedi, şimdi Schweinfurt’a gelen Afgan sığınmacılara Dari dilinde destek sağlıyor. Parisa gözlemlerini şöyle paylaşıyor: “Ailesi olmayan birçok genç erkekle karşılaşıyorum, ailelerini yıllardır görmedikleri için çoğu çok üzgün. Taliban tarafından mahkum edilen insanlarla da çok sık karşılaşıyorum, örneğin biri 10 yıl içerde kalmış.”

Parisa birçok sığınmacının göç yolunda da olumsuz şeyler yaşadıklarını ve Almanya’ya geldiklerinde sorunlarının çözülmediğini ekliyor: “Biri bana deniz yolculuğu sırasında onunla aynı botta bulunan 2 kişinin boğulduğunu ve bunun için kendisini suçladığını anlattı. Çoğu uyku sorunu yaşıyor. Gelecek onları endişelendiriyor, sınır dışı edilmekten de çok korkuyorlar. Bazıları bunun sonucu olarak sosyal hayattan çekilmeyi tercih ediyor. Bazıları seanslar sırasında yoğun duygular yaşıyorlar, bu olduğunda acele etmeyip onlara zaman tanıyorum. Onlar için burada olduğumu hatırlatıp onları iki değil üç kulakla dinlediğimi söylüyorum.”

“Aldığımız eğitimlerde de değinilen üçüncü kulakla şunu demek istiyoruz: Danışanlarımızın sadece sözcüklerle dile getirdiklerini değil, söylediklerinin derin anlamlarını ve derindeki ihtiyaçlarını da anlıyorum. Aslında ‘birinin beni dinlemesine ihtiyacım var’ diyorlar, kabul görmeye ihtiyaçları var.”

Sınır dışı edilme korkusu

Afganların en büyük sorunu sınır dışı edilme korkusu. Parisa bu konuda şunları söylüyor: “Afgan danışanlarımızın durumu gerçekten çok üzücü. Buna rağmen onları motive etmeye, Almanca kursuna devam etmeleri için teşvik etmeye çabalıyorum. Bazıları ‘Neden Almanca öğreneyim ki? Beni Afganistan’a geri gönderecekler!’ diyor. Ben de onlara eğer bu korkuları gerçek olsa bile Almancanın onlara orada da yardımcı olabileceğini, örneğin Almanca öğretebileceklerini söylüyorum ve onlarla kendi hikayemi paylaşıyorum.”

Almanya’ya geldikten birkaç ay sonra dil testini geçip çalışma izni alan ve psikososyal danışman olarak iş bulan Parisa, özellikle Afgan kadınları bağımsız bir hayat kurmaları yönünde teşvik etmek istediğini paylaşıyor.

Çöl ve denizi aşıp şiddetten kaçan insanların travmatik deneyimleri

Somalili Abdifatah Hussen Mohamed de Schweinfurt ilk kabul merkezinde  danışman olarak çalışıyor.

Somalili Abdifatah Hussen Mohamed, Schweinfurt’taki projede çalışan üçüncü danışman. Abdifatah, Almanya’ya gelmeden önce Somali’nin başkenti Mogadişu’da yayın yapan Shabelle adlı radyoda gazeteci olarak çalışıyordu. Birçok iş arkadaşı radikal milisler tarafından hedef alındı. Şimdiyse Somali’deki iç savaştan kaçıp Sahra Çölü ve Libya’dan sonra Akdeniz’i geçerek Avrupa’ya ve sonunda Schweinfurt’a gelen Somalili sığınmacılara destek sağlıyor.

Abdifatah, seanslara dair gözlemlerini şu şekilde aktarıyor: “Burada korkunç hikayeler duyuyorum. Çöl ve sonra deniz üzerinden gelen Somalililerin çoğunun psikolojik sorunları olması kaçınılmaz, ama onları psikolojik destek almaya ikna etmek kolay olmuyor, çünkü Somali’de psikoloğa giden insanların deli olduğu düşünülüyor. Yine de seanslar çoğu zaman danışanlarımıza iyi geliyor. Kızını kaybetmiş kadın bir danışanım vardı, her şeyini kaybetmişti. Hayatta bir başına kalmış olduğunu ve üzgün olduğunu hissettim, ama sonra seansın ortasında ‘Haftalardır ilk defa biri bana çay ikram etti’ dedi.”

İntihar eğilimi olan hastalar profesyonel destek almaları için yönlendiriliyor

Psikososyal danışmanlar, aldıkları eğitim doğrultusunda hastaları ne zaman profesyonel destek almaları çin yönlendirmeleri gerektiğini biliyorlar. Şimdiye kadar iki danışanının intihar etmek istediğini söylediğini belirten Abdifatah, durumu hemen klinik psikolog Zellmann’a bildirdiğini aktarıyor.

“İtalya’ya sınır dışı edileceğini söyleyen bir mesaj alan Somalili bir erkek hap alarak intihara teşebbüs etmişti. Neyseki arkadaşları durumu zamanında farkedip onu yakındaki bir hastaneye götürdü. Ona hastanedeki ilk gününde refakat edip çeviri desteği verdim. Taburcu edildiğinde durumunu takip etmeyi sürdüreceğiz.”

Abdifatah, olumlu örneklerle de karşılaştığını anlatıyor: “Geçenlerde grup seanslarımıza katılan bir grup Somalili bana seanslara katılmaya başlamadan önce tek yaptıklarının evde oturmak olduğunu, şimdiyse meslek kurslarına gittiklerini söyledi.”

Paylaşılan sessiz bir an

Psikososyal destek grup seansı: “Stresle baş etme yöntemleri"

Çatı katında yapılan grup danışmanlık seansında genç Afganlar psikososyal danışmanlarla stresle nasıl baş edebileceklerini konuşurken, “Neleri değiştirmem ve neleri kabul etmem gerekiyor?” gibi soruları da ele alıyorlar. Seansın sonunda danışmanlar katılımcılarla nefes çalışması yapmaya başlıyor. Genç erkekler gözlerini kapatıp sadece kendilerine odaklanıyorlar.

Belki de uzun süre sonra ilk kez her şey ve herkes sessiz. Nasıl sakinleşeceğini bilmediğini söyleyen katılımcı bile sessiz ve hareketsiz duruyor. Odada hareket eden tek şey, bir şeylerin peşini bırakmadığını hatırlatırcasına sallanmaya devam eden sağ ayağı.

Bu model proje MSF’nin dünyanın çeşitli bölgelerinde mültecilere yönelik yürüttüğü psikososyal destek çalışmalarına dayanmaktadır. Bu modele göre danışman olarak görev yapan kişiler; klinik psikolog olmayan, ancak kendileriyle benzer deneyimlere sahip olan insanlarla çalışma deneyimleri doğrultusunda ve klinik bir psikolog gözetiminde psikososyal destek çalışmaları yürüten kişilerdir. Kendileri de mülteci olan danışmanlar, proje çerçevesinde destek verdikleri sığınmacıların anadillerini bildikleri için sığınmacıların ihtiyaçlarını daha iyi anlayabilmektedir.

Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) ve St. Josef Hastanesi, 2017 Mart ayından bu yana Schweinfurt ilk kabul ve yine yakındaki ikincil konaklama merkezindeki sığınmacılara psikososyal destek sağlıyor. Bireysel ve grup ruh sağlığı desteği seanslarında stresle baş etme gibi konular ele alınıyor.

Yorum Yapın