Beyaz Rusya’da verem tedavisi uyum destek programı umut veriyor

Beyaz Rusya’da ilaca dirençli tüberküloz tedavisi gören hastalar, tedavilerinin başarıyla sonuçlanabilmesi için alkol ve diğer madde bağımlılıkları konusunda Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) ve yerel ortakları tarafından geliştirilen bir programdan destek alıyor.

MSF ruh sağlığı çalışmaları direktörü Christian Falkenstein, programın ilk sonuçlarının son derece umut verici olduğunu anlatıyor: “Yapılandırılmış psikososyal destek vermeye başladığımızdan beri hasta grubumuzun tedaviye uyumunda bir artış gözlemledik. Pilot aşamanın ardından sistematik veri toplamaya başladık. Tedaviye uyum konusunda hedeflediğimiz yüzde 85 rakamına ulaştığımızı ve bu oranı koruduğumuzu söylemekten memnuniyet duyuyorum. Bu, hastalarımızın alamadığı tüberküloz (verem) ilaçlarının yüzde 15’ten az olduğu anlamına geliyor.”

Beyaz Rusya’nın Minsk kentindeki tüberküloz projesinde MSF’nin Ruh Sağlığı Faaliyet Sorumlusu olarak görev yapan Christian Falkenstein, Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te yapılan bölge tüberküloz sempozyumunda MSF’nin çalışmaları hakkında bir sunum yaptı. @Xenia Abramenko/MSF

İlaca dirençli tüberküloz (İD TB), hem hastalık hem de tedavi sürecinde hastaların ruh sağlığını ciddi şekilde etkileyebiliyor. Alkol ve uyuşturucu kullanımı gibi, sağlığı ilgilendiren başka durumları da olan hastalar –ki bu durumlar daha önce verem tedavisi görmüş hastalar arasında özellikle yaygın- tedaviye sonuna kadar devam etmekte daha da fazla zorlanıyor.

MSF’nin psikososyal çalışma ekibi, Beyaz Rusya Sağlık Bakanlığı’ndaki meslektaşlarıyla beraber çalışarak tedaviye uyum destek programını geliştirdi. Programın amacı, alkol veya başka madde kullanımı sorunları olan hastalara destek vererek, veremi yenmek için gereken dayanma gücünü ve kararlılığı korumalarını sağlamak.

Ruh sağlığı çalışmaları direktörü Christian, “Programda, detoksifikasyonun (zehirden arındırma) ve madde kullanma isteğini engelleyici ilaçların yanında, hastaların ihtiyaçlarına öncelik veren insan merkezli bir yaklaşımı benimsiyoruz,” diyor. “Tedavinin merkezinde hasta var ve tedaviyle ilgili kararlar hastanın da katılımıyla alınıyor. Uygulamada bu, MSF’nin psikolojik danışmanlarının doktor ve hemşirelerden sosyal çalışmacılara ve ailelere kadar bu işin içindeki herkesle bir takım oluşturarak hastayı destekleyecek bir sistem kurması demek. Bu destek, sağlık eğitimini, bireysel ve grup danışma seanslarını ve hayatla ilgili genel dertler hakkında destek verilmesini kapsıyor. Çalışmalara sivil toplumu ve kendi kendine yardım gruplarını da dâhil etmeyi planlıyoruz.”

Tedaviye devam etmelerine yardım için psikososyal desteğe ihtiyacı olan hastalar erkenden tespit ediliyor ve İD TB tedavisinin ilk gününden itibaren destek alıyorlar.

İlaca dirençli tüberküloz tedavisi uzun ve zahmetli bir süreç. Özellikle veremin damgalandığı, bir utanç sebebi olarak görüldüğü toplumlarda, bazı insanlar için bu teşhisi duymak dahi başlı başına bir zorluk.

Haftalarca, hatta kimi zaman aylarca hastanede kalmak, her gün antibiyotik kullanmak zorunda olmak kısa süre içinde insanları yıpratmaya başlıyor. Sırf almaları gereken ilaçların miktarı bile insanın tedaviye devam etme kararlılığını zayıflatmaya yetiyor. Üstelik bir de bu ilaçların kaçınılmaz yan etkileri var: Sürekli mide bulantısı, ağrılar, sağırlık, hatta kimi zaman psikoz. Alkol ve uyuşturucu sorunu olan hastalar, bu zorluklar karşısında tanıdık bir çözüme yönelmeye daha yatkınlar. Bunu önlemenin yolu da güçlü bir destek sistemi kurmak.

Christian anlatıyor: “Verem teşhisi almak insanı yalnızlaştırabiliyor. Birçok hastanın bu hastalık ve tedavi sürecinin getirdiği olumsuz duygularla baş etmek için yöneldiği mekanizma alkol ve başka maddeler. İnsan bu maddelerin etkisi altındayken verem ilaçlarını atlamaya daha yatkın oluyor. Bu yüzden, hastaların stresle başa çıkmanın başka yollarını bulması, alkol alımını sınırlandırması ve daha sağlıklı yaşam tercihlerinde bulunmasına yardımcı olmak için psikolojik destek ve zarar azaltma çok önemli.”

MSF ekibi bir yandan destek programını sürekli olarak daha ileri taşımaya çalışırken, bir yandan da programın uygulanabilirliğini ortaya koyacak ve etkinliğini değerlendirecek bir araştırma yapmayı planlıyor. Eğer programın başarılı olduğu sonucu çıkarsa başka ülkelerdeki tüberküloz tedavi uygulamalarında da bu yaklaşımın benimseneceğini umuyoruz, böylece insan odaklı tıbbi bakım ve psikolojik destek yaygınlaşır, İD TB tedavisi gören daha fazla insanın bu imkândan faydalanabilir.

Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) 2015’ten bu yana Beyaz Rusya’da çalışıyor ve çok ilaca dirençli tüberküloz (ÇİD TB) ve yaygın ilaca dirençli tüberküloz (YİD TB) tedavisinde alkol bağımlılığı olan hastalar ile marjinalleştirilmiş gruplardan olan hastalara özel, hedefe yönelik destek sağlıyor. MSF hastaların tedaviye uyumuna yardımcı olmak amacıyla en yeni verem ilaçlarını temin ediyor ve psikososyal destek sunuyor.

*Ana sayfa görseli: 53 yaşındaki Minskli Leonid, yaygın ilaca dirençli tüberküloz hastası. Leonid intihar düşüncesi taşıdığı için yoğun bakımda tutuluyor. Eskiden Beyaz Rusya Radyo ve Televizyon Kurumu’nda marangoz olarak çalışıyormuş. Evlenmiş, bir kızı olmuş, sonra boşanmış; kızının ve eski eşinin şu anda nerede olduğunu bilmiyor. Kızıyla 15 yıldır görüşmemiş. 2003’te tüberküloz teşhisi konmuş. Şimdi, psikiyatri bölümü de olan Mogilev Tüberküloz Hastanesi’ne nakledilmeyi bekliyor.
MSF’den doktor Olga ve psikolojik danışman Andrey, Leonid’le görüşüyor. “Verem olmak çok fena,” diyor Leonid. “Kimse yanına gelmek istemiyor, kimse ziyaret etmiyor. Burada tek başına bekliyorsun. Ölebilirsin, kimse farkına varmaz bunun, kimsenin sana ihtiyacı yok. Yalnızlık en kötüsü. Tabutta yatar gibi yatıyorum. Odamda kimse yok. Akrabalarımdan, arkadaşlarımdan bir kişi bile ziyaretime gelse ne kadar sevinirdim.” @Viviane Dalles/MSF

Yorum Yapın