Cinsel şiddeti nasıl konuşmalı?

 

Güney Afrikalı Caroline şu anda Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) ile Nijerya’da görev yapan bir sağlık bilgilendirme direktörü. İnsanları çeşitli sağlık sorunları, bunlara dair tedbirler ve MSF’nin hizmetleri hakkında bilgilendiren Caroline, bu yazısında toplulukların cinsel şiddet konusunu ele almasına yardım ederken dil farklarının nasıl aşılacağı üzerine kafa yoruyor. Ayrıca doğum kanalı yırtığı (obstetrik fistül) gibi hassas konularda nasıl iletişim kurulduğunu anlatıyor.

* İçeriğe dair not: Bu blog yazısında cinsel şiddet ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddete dair ayrıntılı açıklamalar yer almaktadır.

12 Temmuz 2018 - Altı aydır MSF'yle Nijerya’da çalışıyorum. Tahmin edeceğiniz gibi burada pek çok ülkeden, farklı diller konuşan uluslararası çalışanlar da var ve bazıları da Fransızca konuşuyor. Onlara Güney Afrika’da bazı insanların “bon appétit” (Fransızca “afiyet olsun”) yerine ses benzerliği içeren “born up a tree” (İngilizce “ağaç tepesinde doğdum”) dediğini anlattım... Bu onlara pek de komik gelmedi.

Burada, iş hayatında ve iş dışında dil üzerine düşünmemek elde değil.

Dil engelleri

Nijerya’da bulunduğum sürenin çoğunda, güneydeki Port Harcourt kentinde MSF’nin cinsel şiddet vakalarıyla ilgili programında topluluk içi çalışma programının idaresinde görev aldım. Port Harcourt, dil ve kültür çeşitliliğiyle meşhur Rivers eyaletinde bir liman kenti.

Lojistik müdürümüz Nijer’in kuzey kesiminden geliyor ve verdiğimiz hizmetleri Hausa dilini konuşan gruplara anlatabiliyordu. Ama bölgede en fazla insanın anladığı dil Pidgin İngilizcesi. Bu yüzden, popüler bir Pidgin radyo istasyonunda MSF’nin hizmetleri hakkında bir farkındalık kampanyası yaptık ve bu epey başarılı oldu.

Yine de, topluluk içinde çalışan ekibimden öğrendiğim üzere şehrin bazı bölgelerinde başka dillerde konuşan insanlar var, onlar Pidgin İngilizcesinde söylenen her şeyi anlamayabilir. Dilin besbelli ki sınırları var.

Fransız iş arkadaşlarım hızlı konuşunca ne dediklerini anlamıyorum. Nijeryalı bazı gruplar Pidgin’in daha modern bir lehçesini anlamıyor. Ve elbette, aynı dili konuşan insanlar arasında dahi bazı kelimelerin nasıl anlaşıldığı kişiden kişiye değişebilir.

Doğru kelimeleri kullanmak

Cinsel şiddetten bahsediyorsak, kelimeler ve anlamları çok büyük önem taşıyor.

Hem Port Harcourt’ta hem de buradan önce Güney Afrika’da, yine MSF’nin cinsel şiddetle ilgili bir programında görev yaptığım Rustenburg kentinde edindiğim tecrübelerle biliyorum ki, tecavüzü yaşayan insanların bunun ardından tıbbi yardım almalarını zorlaştıran, hatta imkansız kılan pek çok etken var.

Belki de bunlardan biri, “tecavüz” kelimesi. Topluluk içinde görev yapan ekiplerimiz, pazar yerinde, okulda veya kilisede gruplarla konuşurken bu hususta hassasiyet gösteriyor. Tecavüzün tanımı bazı insanlar için MSF’nin tecavüz tanımından farklı olabilir. O zaman ne olacak?

MSF’nin Port Harcourt’taki tıbbi hizmetlerini anlatan afiş ve tahtaya tebeşirle yazılmış mesaj. Tahtada “Tecavüz yaşadıysanız arayın. Ücretsiz tıbbi destek. Geç kalmayın (3 gün içinde)” yazıyor. Afişteyse “Tecavüze mi uğradınız?” sorusunun ardından “Ücretsiz tıbbi tedavi ve danışmanlık” yazısı var. Fotoğraf: Caroline Walker/MSF.

Port Harcourt’ta bir kişi bana “bir yetişkinin tecavüze uğradığı çok enderdir,” dedi. Bu erkeğe göre bir yetişkinin tecavüze uğraması için “kuvvet,” “silah” ya da “keskin cisimler” lazımdı. Peki bir insanın başına gelen, bu saldırı kategorisine denk düşmüyorsa, bu insan yardım alabileceğini nasıl bilecek?

Farkındalık geliştirirken “doğru kelimeleri” kullansak da, bir insan bu sözlerin ne kadarını alabilir ve sindirebilir? Ne kadarı artık çok fazladır? Ne kadarı zaten bildiği şeylerdir, hatta ne kadarını bilmek istiyordur?

Anlaşılır mesajlar

Port Harcourt projesinde, söylediğimiz şeyleri sadeleştirmeye çalıştık ve böylece olabildiğince fazla bilgiyi ulaştırabilmeyi umduk.

Ağırlıklı olarak tıbbi yardım ve psikolojik destek hizmetleri hakkında bilgi veriyorduk. Bu bağlamda olabildiğince çabuk (tecavüzün ardından ilk 72 saat içinde) tıbbi destek almanın, HIV ve cinsel yolla geçen başka hastalıkların bulaşmasını engellediğine dair de kritik bilgileri paylaşıyorduk.

Caroline Dünya Kadınlar Günü’nde bir etkinlik sırasında başka kadınlarla konuşuyor. Fotoğraf: Wonne Afronelly/MSF.

Ben bu alanda çalıştığım ve düzenli olarak bu konulardan bahsettiğim için, cinsel şiddetten söz etmek benim için normalleşti. Ama pek çok insan için bu konuları konuşmak o kadar normal değil ve biz bunun farkında olmalıyız.

Ekiplerimizin cinsel şiddet hakkında bildiklerini şekillendiren birçok şey var, eğitim ve öğrenim de bunun bir kısmı. Yaklaşımımızı planlarken ekip çalışmalarında bunu da göz önünde bulundurmakta fayda var.

Peki, cinsel şiddetten söz ederken hangi kelimeleri kullanmak daha doğru? Ya da doğru kelimeler var mı? “Mağdur” mu, “hayatta kalan” mı? “Toplumsal cinsiyete dayalı şiddet” mi, “cinsel şiddet” mi? “Taciz” mi, “saldırı” mı, “istismar” mı?

Belki, konuşma şeklimiz, kullandığımız kelimelerden daha önemli, belki de önemli olan ikisinin karışımıdır. Bu kısmı doğru yapsak bile, bilgiyi almak ve hatırlamak her zaman eyleme geçmeye yol açmıyor.

Cinsel şiddete maruz bırakılmış bir bireyin desteğe ulaşmak için aşması gerekebilecek pek çok engeli düşünürsek, mevcut hizmetlerden haberdar olmak her zaman tek başına yeterli değil.

Bunlar, Port Harcourt’ta sürekli olarak sorduğumuz, MSF’nin birçok projesinde yankısını bulduğumuz sorular.

Yırtıklardan bahsetmek

Kısa süre önce kuzeyde, Nijer sınırına biraz daha yakın bölgede bulunan ve çoğunluğun Hausa dilini konuştuğu Jigawa eyaletinde, Jahun’da çalışmaya başladım.

MSF burada komplikasyonlu ve acil doğumlar için büyük bir saha projesi yürütüyor ve doğum kanalı yırtılmasından mustarip kadınlara ameliyat imkanı sunup destek oluyor.

Genellikle çok uzun süren veya zor gerçekleşen doğumlarda oluşan bu yırtık, mesane ile vajina, yahut mesane ile rektum (bağırsağın son kısmı) arasında bir deliktir. Sürekli olarak idrar ve/veya dışkı kaçırmaya yol açabilir ve iyileşmesi için bir dizi ameliyat gerekebilir.

“Kadın doğum yaparken iki defa gün doğumu görmemeli”

Jahun’daki görevim, doğum kanalı yırtığı konusunda halkı bilgilendirme sürecini değerlendirmek ve bu sürecin nasıl geliştirilebileceğini değerlendirmek.

Yırtık tedavisi gören 13. grubun son taburcu edilişinin kutlanacağı törenden birkaç gün önce vardım. 120 hastanın artık “kuru” kalabilişini ve evlerine, ailelerinin yanına dönüşünü kutlayacağız.

MSF’den konuşmacılar, doğumu başlayan bir kadının bu zamandan itibaren “güneşin doğuşunu asla iki defa görmemesi gerektiğini” vurguluyor; yırtılmaya zor doğumlar sebep olduğundan, kadının bir an önce hastaneye götürülmesi gerekir. Fistül onarım ameliyatları için Jahun’a pek çok kez gelmiş olan MSF’den Doktor Geert dinleyicilere “Yırtık yüzde 100 engellenebilir,” diyor.

Dr. Geert’in bir fistül onarım ameliyatını nasıl yaptığını izlemiş biri olarak bunu duymak benim için hem güzel hem de yıkıcı oldu. O basit mesaj, “kadın, doğum yaparken asla gün doğumunu iki defa görmemeli,” belli ki derdini anlatıyor.

“Asıl mesele yaklaşım”

Görevimi yaparken fistül tedavi bölümünde MSF’nin tutkuyla çalışan danışmanı Bilkisu’yla tanıştım. Bilkisu son taburcu olma törenlerinin 13’üne de katılmıştı.

Hausa dilinde bu yırtıklara “yoyanfisari” dendiğini söyledi Bilkisu, “yoyo” “sızdıran,” ve “fisari” de “idrar” demek. Çalışmaları sırasında, bazı kadınların yoyanfisari’yi kötü ruhların işi olarak tarif ettiğini öğrenmiş.

Bilkisu doğum kanalı yırtığı için tedavi gören 70 kadına sağlık üzerine eğitim veriyor. Fotoğraf: Caroline Walker/MSF.

Bilkisu bu sorunu aşmak için kadınlara ve akrabalarına düzenli olarak sağlık hakkında dersler veriyor, yırtığın neden oluştuğunu anlatıp iyileşmeye yardımcı olacak iş ve uğraşı terapileri sağlıyor.

Kadınların neyi zaten bildiğini hızla anlayıp onlarla ne kadar bilgi paylaşacağını değerlendiriyor ve “asıl mesele, yaklaşım” diyor.

Hastaların bazıları buradan taburcu olduktan sonra kendi geldikleri topluluklarda fistül konusunda elçi gibi çalışıp, aynı dertten mustarip başka kadınları da MSF’ye yönlendiriyor. Ama hastanede doğum yapmanın önemini ve bundan sonraki hamileliklerinde muhtemelen sezaryenle doğum yapmaları gerektiğini öğrendikleri halde yine evde doğum yapan ve gereken profesyonel tıbbi yardımı göremeyen kadınlar da var.

Bilkisu bu kararların ne kadar karmaşık süreçler olduğunu teslim ediyor.

Uygun desteği alma kararında, doğru sözleri duymuş olmanın dışında da belirleyici olan pek çok etken var.

Yorum Yapın