COVID-19 araştırması: Paris ve çevresinde aşırı yoksulluk içinde yaşayanlar arasında enfeksiyon oranları çok yüksek

Paris, 6 Ekim 2020Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), Epicentre ve Pasteur Enstitüsü tarafından yürütülen seroprevalans* araştırması, Fransa’nın başkenti Paris ve çevresinde aşırı kalabalık ve kötü koşullar altında yaşayan insanlar arasında COVID-19 enfeksiyon oranlarının son derece yüksek olduğunu ortaya koydu.

Araştırma, 23 Haziran ve 2 Temmuz ​​arasında, MSF ekiplerinin tıbbi yardım sağladığı Ile-de-France bölgesindeki 14 noktada yürütüldü. Antikor testleri sonucunda SARS-CoV-2 insidans (görülme) oranının bazı noktalarda %18 iken diğerlerinde %94’e kadar çıkabildiği görüldü. 

Aşırı yoksulluk içinde yaşayan kişilerde COVID-19 enfeksiyon oranlarını ve bu oranlara etki eden başlıca faktörleri tespit etmeyi amaçlayan Ile-de-France Bölgesinde Kırılganlık ve COVID-19 Yaygınlık Oranı başlıklı araştırma, Avrupa’da bu konuda yapılan ilk çalışma.

Bugün Fransa’da COVID-19 vakalarının tekrar artmasıyla, en fazla risk altındaki kişilere özel stratejilerin belirlenmesi için daha fazla epidemiyolojik çalışma yürütmemiz gerektiğini görüyoruz.

Araştırmayı yöneten ve Epicentre’da çalışan epidemiyolog Thomas Roederer, "Sonuçlar, virüsün özellikle çok sayıda insanın aynı odayı, banyoyu ve mutfağı paylaştığı aşırı kalabalık ve sıkışık koşullarda daha hızlı yayıldığını doğruluyor," diyor.

Araştırma kapsamında Paris, Val d'Oise ve Seine-Saint-Denis'te bulunan 10 acil sığınma evi, iki yemek dağıtım noktası ve işçilerin kaldığı iki hostelde toplam 818 katılımcıya test uygulandı.

MSF, Fransa'da COVID-19 ile bağlantılı faaliyetlerine göçmenler gibi sokaklarda yaşayan savunmasız insanlara odaklanarak başladı. 24 Mart'ta, 700 kişi Paris yakınlarındaki Aubervilliers'de güvensiz koşullarda yaşadıkları bir kamptan tahliye edildikten sonra Paris ve Ile-de-France'da bulunan çeşitli acil durum sığınma evlerine gönderildi. MSF ekipleri, bazı sığınma evlerinde insanların sağlık durumlarını değerlendirmek ve COVID-19 vakalarını tespit etmek için görevlendirildi. @Agnes Verraine-Leca/MSF

Virüsle temas eden ve antikor geliştiren kişilerin yüzdesi anlamına gelen COVID-19 seroprevalansı, araştırmanın yürütüldüğü 14 noktanın tamamında çok yüksek tespit edildi. Mevcut insan sayısı ve fiziksel yakınlıkları doğrultusunda tespit edilen oranlar arasında önemli farklılıklar görüldü.

Vaka görülme oranları acil sığınma evlerinde %23 ila %62 ve gıda dağıtım noktalarında %18 ila %35 arasında değişirken işçilerin kaldığı hostellerde bu oran %82 ila %94 arasında değişim gösterdi.

Acil sığınma evlerinde test uygulanan 543 kişide iki kişiden biri SARS-COV-2 virüsü ile temas etmiş ve antikor geliştirmişti. Sante Publique France tarafından Eylül ayında yürütülen seroprevalans araştırması ise, Ile-de-France bölgesinin tamamında SARS-COV-2 antikorlarına sahip olma oranının 10 kişide bir kişi olduğunu ortaya koyuyor.[1]

Katılımcıların çoğu önlem aldıklarını (sık sık el yıkama ve maske takma gibi)[2] ve sosyal mesafe tavsiyelerine uyduklarını söyledi. Bununla birlikte, kapanma döneminin aşırı kalabalık koşullarda, ortak yatak odaları, mutfaklar ve banyolar kullanılarak geçirilmesi bulaşma riskini büyük ölçüde artırdı. Bu, geçici olarak spor salonlarında barındırılan kişilerin, farklı tip barınma noktalarında kalanlardan üç kat daha yüksek bir virüs prevalansına* sahip olması gerçeğiyle de örtüşüyor.

MSF, anketin bulgularının da işaret ettiği gibi, vakaların arttığı bu dönemde evsizlerin acilen COVID-19'a yakalanma riskinin artmasına neden olmayacak uygun barınma olanaklarına kavuşturulması gerektiğini belirtiyor.

MSF'nin Fransa’daki faaliyetlerinden sorumlu olan Corinne Torre, “Kış geldiğinde, evsizlere geçici barınma sağlamaya yönelik acil durum önlemleri planlanırken kalabalık ortamlar dışarda bırakılmalı,” şeklinde uyarıda bulunuyor. Torre, spor salonlarının yalnızca son çare olarak düşünülmesi gerektiğini, ağırlıklı olarak oteller gibi bireysel barınmaya olanak sağlayan seçeneklerin tercih edilmesi gerektiğini vurguluyor.

Araştırmaya dâhil edilen ve işçilerin kaldığı iki hosteldeki gibi insanların aşırı yoksulluk ve kalabalık içinde yaşadığı durumlarda MSF; yetkilileri sakinleri tam olarak bilgilendirmeye, hukuki statülerine bakılmaksızın önleyici tedbirlere, taramaya ve tıbbi bakıma erişim sağlama önerisinde bulunuyor. Bu tip yerlerdeki virüse maruz kalma riski göz önüne alınmalı, COVID-19 için yüksek risk altında olan kişilere daha güvenli olabilecek alternatifler sunulmalıdır.

Roederer, "Bu araştırmanın temel amacı, yetersiz barınma koşullarında yaşayan insanlar arasında virüs bulaşma yoğunluğunu tespit etmek ve hastalığa karşı daha etkili bir koruma sağlayabilmek için spesifik önleyici faaliyetler tanımlamaktı. Bugün Fransa’da COVID-19 vakalarının tekrar artmasıyla, en fazla risk altındaki kişilere özel stratejilerin belirlenmesi için daha fazla epidemiyolojik çalışma yürütmemiz gerektiğini görüyoruz," diyor.

Araştırmayı yürüten kuruluşlar hakkında

Uluslararası tıbbi insani yardım kuruluşu Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), Mart ve Haziran ayları arasında, Fransa’daki COVID-19 salgın müdahalesi kapsamında, güvensiz koşullarda yaşayan topluluklarla (evsizler, göçmenler, mülteciler, sığınmacılar, refakatsiz çocuklar) çalıştı. Ile-de-France bölgesinde, MSF sağlık ekipleri tıbbi bakım sağlamak ve virüsün yayılmasını önlemeye yardımcı olmak için 70'ten fazla barınma merkezini ziyaret etti. MSF ekipleri ayrıca Chatenay-Malabry ve Aulnay-sous-Bois'deki COVID-19 hastalarına yönelik iki merkeze tıbbi destek sağladı.

1987 yılında MSF tarafından kurulan Epicentre, MSF’nin çalıştığı bölgelerde epidemiyolojik araştırma ve eğitim faaliyetleri yürütür. COVID-19 salgın müdahalesinin bir parçası olarak Kamerun'daki çeşitli hızlı tanı testlerinin değerlendirilmesinde yer alan Epicentre ayrıca orta şiddetli COVID-19 formlarının önlenmesi ve tedavisi için etkili tedaviler araştıran konsorsiyumun da parçası.

Pasteur Enstitüsü, Fransa'da aşı, tanısal ve serolojik testler ve tedavi stratejilerinin geliştirilmesi ile COVID-19'la ilgili diğer çalışmaların başını çekiyor. Ile-de-France'da MSF ve Epicenter ile birlikte ve Cellule d'Intervention Biologique d'Urgence (CIBU) aracılığıyla yürütülen COVID-19 kırılganlık ve seroprevalans çalışmasının bir parçası olarak Pasteur Enstitüsü, katılımcıların kan örnekleri kullanılarak uygulanan serolojik testlerden sorumluydu. CIBU, hemşirelerin ziyaretini takip eden günlerde tüm katılımcıların serolojik durumlarını öğrenmelerini sağladı.

*Prevalans ya da prevalans oranı, belirli bir nüfusta, belirli bir zaman dilimi içerisinde, çalışma kapsamında yer alan, belirli bir hastalık veya hastalıklara sahip tüm olguların oranıdır. Kaynak: Vikipedi

*Seroprevalans, bir nüfus içerisinde belirli bir hastalık için seroloji (kan serumu) örneklerine dayalı olarak pozitif sonuç veren kişilerin sayısıdır; genellikle test edilen toplam numunelerin yüzdesi ya da test edilen 100.000 kişi başına bir oran şeklinde ifade edilir. Kaynak: Wikipedia

[1] Kapanma sonrasında Fransa'nın üç bölgesinde yetişkinler arasında SARS-CoV-2 seroprevalansı ve bununla ilişkili risk faktörleri, Eylül 2020: www.medrxiv.org/content/10.1101/2020.09.16.20195693v1

[2] Katılımcıların %50'si önlemleri çoğu zaman ve %40'ı bazen uyguladıklarını, %10'u ise hiç uygulamadıklarını belirtti.

Ana sayfa görseli: Hemşire Charline Vincent, MSF'nin gezici kliniğinde bir adamı muayene ediyor. Sokakta yaşayan insanlar  koronavirüse karşı daha da savunmasız. Sağlık hizmetlerine sürekli erişim sağlamak için MSF'nin mobil kliniği, Paris ve banliyölerinde tedavi (birincil sağlık hizmeti) sağlıyor. 31 Mart'ta gezici klinik, gıda dağıtım bölgesinin yakınındaki Porte de la Villette'de hizmet verdi. 31 Mart 2020, Paris @Agnes Varraine-Leca/MSF

Yorum Yapın