Kırık hayatları onarmak: Bağdat’ta yaralanan göstericilerin tedavisi

2017’de Irak kentlerini İslam Devleti (IŞİD) grubundan geri almak için verilen savaşta insanlar ölür, yaralanır ve engelli hale gelirken Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), savaşta yaralanan erkek, kadın ve çocuklara erken tıbbi ve fiziksel rehabilitasyon sağlayabilmek için Bağdat Tıbbi Rehabilitasyon Merkezi’ni kurdu.

Bağdat Tıbbi Rehabilitasyon Merkezi'nde tedavi gören 16 yaşındaki Kadhim Dhaygham. Fotoğraf: Nabil Salih / MSF.

Savaş haberleri manşetlerden arka sayfalara doğru gündemden düşerken Bağdat Tıbbi Rehabilitasyon Merkezi (BTRM) kabul şartlarını genişletti; Bağdat’ta devam eden şiddet olaylarında yaralanan insanların yanı sıra trafik kazaları ve iş kazaları gibi şiddetle bağlantılı olmayan olaylarda yaralananları da tedavi etmeye başladı.

Bağdat’ta 1 Ekim 2019’da işsizliği, yaşam koşullarının kötüleşmesini ve temel hizmetlerin dahi sağlamamasını protesto eden kitlesel gösteriler başladığında başkentin sağlık tesisleri, gösteriler sırasında yaşanan şiddet olaylarında yaralananlarla dolup taştı.

MSF olayların başından itibaren Bağdat’taki durumu yakından izledi ve birkaç ayrı sağlık tesisiyle temas kurarak, tespit edilen ihtiyaçlar doğrultusunda acil tıbbi malzeme bağışında bulundu ve destek sağladı.

Aynı günlerde, hizmete açıldığında 20 yatak kapasitesi bulunan BTRM de Ekim-Aralık dönemi boyunca 30 yatak kapasitesiyle hizmet verecek şekilde genişletildi. Merkezde erken dönem fizyoterapi ihtiyacı bulunanlara ameliyat sonrası bakım görenlere hizmet veriliyor. Bu hizmetlere, yaralanmanın getirebileceği ruh sağlığı sorunlarıyla baş etmeyi kolaylaştırmaya ve bunların tedavisine yönelik ruh sağlığı desteği de dahil.

Barış zamanında savaş yaraları

27 Ekim günü sabah saat 9.30 civarında, Yaser Faleh’in* eşi ona bebek beklediğini söyledi. 2 saat sonra Yaser göz yaşartıcı bomba kapsülüyle vuruldu ve tuktukla (yolcu taşımacılığında kullanılan, taksiye alternatif üç tekerlekli araç; üstü kapalı triportör) en yakın hastaneye yetiştirildi, oradan da başka bir hastaneye sevk edilerek iki ameliyat oldu. Bunun ardından rehabilitasyon sürecinin başlaması için BTRM’ye gönderildi.

Yaser Faleh (isim değiştirilmiştir) 27 Ekim'de Bağdat'taki protesto gösterilerinde yaralandı. Şu anda MSF'nin Bağdat Tıbbi Rehabilitasyon Merkezi'nde (BTRM) rehabilitasyon ve ameliyat sonrası bakım görüyor. Fotoğraf: Nabil Salih / MSF.

Yaser geceleri uyuyamıyor. Zihni, Irak’ın kuzeyine, Irak kentlerinin IŞİD’den geri alındığı savaş sırasında bir hava bombardımanında yıkılan evinin enkazına, o enkazın içinden annesinin ölüsünü çıkardığı güne geri dönüyor. Yaser uyku ilacı aldığı halde geceleri ancak 1-2 saat uyuyabiliyor. Hiç iştahı yok, yatağının başucunda duran yiyeceklerden ara sıra birkaç lokma alıyor, o kadar.

“Güzel Sanatlar Enstitüsü’nü bitirdim ama yaralandığımdan beri resim yapma isteğimi de kaybettim. Aklımda sürekli ailem ve işim var; aileyi bir tek ben geçindiriyorum ama yaralandığım için 3 haftadır çalışamıyorum,” diye anlatıyor Yaser.

Sol bacağında kemiği dışarıdan sabitleyen metal çivili fiksatör, kolunda koltuk değnekleriyle Yaser odasından çıkıp merkezdeki diğer hastaları ziyaret ediyor. Binanın çatı katında güneşin tadını çıkarıp sigara içen hastalarla birlikte oyalanıyor. Burada kurulan dostluklarda insanlar umutlarını ve kaygılarını paylaşıyor, duygularını dile getirip biraz rahatlıyor ve hayata kaldıkları yerden devam edebilmek için hızla iyileşmenin hayalini kuruyorlar.

Protesto gösterileri sırasında yaralanan ve BTRM’de tedavi gören diğer hastaların da Yaser’inkine benzer kaygıları var. Yaraları, MSF ile çalışan deneyimli Iraklı sağlıkçılar için çok şaşırtıcı değil ama 2017’de savaşta yaralanarak buraya gelenlerinkine benzer derecede ağır yaralar bunlar.

Kaybedilen hayatlar ve kaybedilen uzuvlar

Saif Salman, Bağdat'ta biber gaz kapsulüyle yaralandı. Yaraları o kadar ağırdı ki bacağı kesildi. Fotoğraf: Nabil Salih / MSF.

Saif Salman’ın sağ bacağına saplanan göz yaşartıcı gaz kapsülünü söndürmek ve oradan çıkartmak saatler sürdü. Bağdat’ta çeşitli sağlık merkezlerinde yapılan birkaç ameliyatın ardından bacağın ampute edilmesine (kesilmesine) karar verildi. Daha fazla müdahale etmenin anlamı yoktu. Bunu yapmak gerekiyordu.

Salman, “El Cumhuriye Köprüsü’nde duruyordum, gaz kapsülü bacağıma isabet etti,” diyerek başlıyor anlatmaya: “Bacağımın içine gömüldü ve gaz yaymaya devam etti. Gözlerimi açtığımda başıma toplanmış tuk-tuk sürücülerini ve diğer insanları gördüm. Beni hastaneye taşıdılar.” Yakın mesafeden vurulduğunu da ekliyor.

“Doğru, bacağımı kestiler, ama benim iki elim var, bir bacağım daha var. Üç uzvum daha var benim, çalışabilirim. Hiçbir şey kaybetmedim. Hatta artık kendimi hafiflemiş hissediyorum,” diyerek, gülerek anlatıyor 24 yaşındaki Salman.

Salman’ın mizah gücü onun iyileşme sürecini muhakkak ki kolaylaştırıp hızlandıracak, onunla birlikte tedavi gören diğer hastalarınkini de. Ama görünen yüzün hemen altında, yaşadığı travma ve duyduğu acı var. Salman, protesto gösterileri sırasında öldürülen sınıf arkadaşı ve yakın dostunu hatırlayınca ağlamaya başlıyor.

“Onun resmine bile bakmaya dayanamıyorum. Onu hatırlayınca üzülüyorum. O ölmemeliydi. Keşke onun yerine ben ölseydim.”

Erken rehabilitasyon, daha güçlü katılım demek

BTRM’nin uzman doktor, hemşire, fizyoterapist ve psikologlar ile sağlık alanı dışındaki destek personelinden oluşan çokdisiplinli ekibi, hem merkezde yatan hastaları tedavi ediyor, hem de evine dönecek kadar iyileşmiş olanların ayakta tedavisine devam ediyor.

Çalışmaya neredeyse hasta anesteziden uyanır uyanmaz başlıyorlar. Bağdat’ın çeşitli hastanelerindeki doktorlar ağı, hastaları bu merkeze yönlendiriyor. Ayrıca, kentteki hastaneleri dolaşarak ameliyat sonrasında yoğun bir bakıma ve rehabilitasyona ihtiyaç duyan hastaları arayan bir MSF ekibi var.

BTRM’nin tıbbi faaliyet yöneticisi Dr. Aws Khalaf, “Tıbbi rehabilitasyona erken başlamak, kısa vadede oluşacak tıbbi sorunları ve yaranın uzun vadede yol açacağı fiziksel ve psikolojik olumsuzlukları azaltmadan rol oynar,” diye açıklıyor.

MSF'nin Bağdat'taki rehabilitasyon merkezinin tıbbi faaliyet yöneticisi Dr. Aws Khalaf. Fotoğraf: Nabil Salih / MSF.

Dr. Khalaf ameliyat sonrası erken bakım yapılmadığı takdirde pıhtı ve enfeksiyon olabileceğini anlatıyor. BTRM çalışanları yaranın etkilerini azaltıp hastaların iyileşme sürecini hızlandırarak onların “başka insanların üstüne yük değil, faal birer birey olarak topluma yeniden kazanılmasına yardımcı oluyor.”

BTRM için fiziksel rehabilitasyonun yanında ruh sağlığı desteği de rehabilitasyonun çok önemli bir bileşeni. Psikologlar ve danışmanlar hastalara sık seanslarla hastalarda depresyon ve ansiyete sorunlarını gidermeyi, travmatik anılarını aşmalarına ve yeni gerçeğe uyum sağlamalarına destek olmayı amaçlıyor.

BTRM’de şimdiye kadar tedavi gören hastaların yüzde 75’i, merkeze ilk gelişlerine kıyasla daha iyi bir ruh sağlığı durumu içinde taburcu ediliyor.

Şiddetin kalıcı toplumsal etkisi

Irak’ta yaşanan şiddet olaylarında yaralananların çoğu gibi 16 yaşındaki tuktuk şoförü Kadhim Dhaygham ve ağabeyi de, ailenin geçimini temin eden kişilerdi. Pek çok kişi gibi onlar da erken yaşta çalışmaya başlamışlardı; sebep, protesto gösterilerinin sebebiyle aynı: Ekonomik durumun kötü olması.

Kadhim 27 Ekim 2019 Pazar günü öğleden sonra tuktukunu El Cumhuriye Köprüsü yakınlarında park etti, karşıdan karşıya geçerken bir biber gazı kapsülüyle bacağından vuruldu. Kadhim anlatıyor: “O kadar kuvvetliydi ki önce benim önümdeki kişiye vurdu, sonra benim bacağıma geldi, oradan da arkamdaki adama isabet etti. Ayağa kalkmaya çalıştım, emeklemeye başladım, derken bir adam beni bir tuktuka götürdü. Tuktuk şoförü beni Nöroşirürji Eğitim Hastanesi’ne götürdü, onlar da el Kindi’ye sevk ettiler.”

Kadhim, acil ameliyatın ardından başka bir hastanede yeniden ameliyat edildi ve kırılan kemiklerini desteklemek için bacağına dış fiksatör takıldı. Bu ameliyatı yapan doktor Kadhim’i BTRM’ye yönlendirdi. Kadhim burada hemen başlanan fizyoterapiyle bacağına “yeniden can geldiğini” söylüyor.

Kadhim Dhaygham (16) MTRM'de fizyoterapi görüyor. Fotoğraf: Nabil Salih / MSF.

Durumu düzelmesine rağmen, artık “her şeyden mahrum” olduğunu hissediyor Kadhim. Arkadaşlarını daha sık göremediği, evinden sıkça çıkamadığı için kendini kötü hissediyor. “Normal” hayatını, dostlarıyla açık havada yemek yemeyi, kenti tuktukla dolaşmayı özlüyor. Başkentin fakir bir mahallesinde yaşayan Kadhim yeniden işine dönmeyi, ağabeyiyle birlikte ekmeğini kazanabilmeyi iple çekiyor: “Aileyi ikimiz geçindiriyoruz. Biz ikimiz iki bacak gibiyiz, birimiz düşersek diğerinin de canı yanar.”

*İsim değiştirilmiştir.

Yaralıları tuktukla hastaneye taşırken yaralanan tuktuk sürücüsü Ali Salim'in hikâyesi ve tanıklığı için tıklayın: Bağdat'ta "Halkın Ambulansı" Tuktuk

Yorum Yapın