Kuzeybatı Suriye: Hayatta kalmak için salgına rağmen alınan riskler

10 Kasım 2020 - Suriye'nin kuzeybatısındaki COVID-19 vaka sayılarının Temmuz ayından bu yana istikrarlı bir şekilde artması üzerine, bulaşı yavaşlatmak amacıyla 6 Kasım'da sınırlı bir kapanma uygulaması başlatıldı.

Kamplarda yaşayan insanlar, devam eden ekonomik kriz ve çatışmalara rağmen yeni duruma uyum sağlamak zorundalar. Kuzeybatı Suriye'de yerinden edilmiş kişiler için bir kampta yaşayan 25 yaşındaki Kemal Advan, "Salgın sürerken dışarı çıkmak riskli olsa da başka seçeneğim yok. Virüsten korkuyoruz ama ailemi aç bırakamam", diyor.

MSF'nin El Habit'te yaptığı gıda dışı yardım malzemesi dağıtımı @MSF

15 kişilik bir ailenin geçimini sağlayan tek kişi olan Kemal için pandeminin ekonomik sonuçları, pandeminin kendisinden daha hayati bir tehlike oluşturuyor. Kemal, COVID-19 salgını ve sonrasında gelen kısıtlamalardan önce, şantiyelerde iş buluyordu. İstikrarlı bir işi yoktu ama ailesini geçindirmek için elinden geleni yapıyordu.

Bugün, anne babası ve ailesinin diğer 12 ferdiyle Abu Dali kampında iki bitişik çadırda yaşıyor. Ağır bombardımana maruz kaldıktan sonra Şubat 2019'da Hama kırsalındaki memleketlerinden kaçmışlar.

4 Kasım itibarıyla COVID-19 vakalarının sayısı 7.059'a ulaştı. 3 Kasım günü, 524 vaka ile bugüne kadarki günlük en yüksek vaka sayısı kaydedildi. Bölgede bulunan üç laboratuvarda, çoğunlukla günde toplam 1.000'den az test yapılıyor.

Kemal, "Koronavirüsü ilk duyduğumuzda, bunun bir söylenti olduğunu veya mevsimsel grip gibi bir bir şey olduğunu düşündük", diyor. "Artık virüsün şakası olmadığını ve beni doğrudan etkilediğini biliyorum."

Abu Dali kampının 16.000 sakininin çoğu, geniş aileleriyle birlikte, bazıları 6 m2 kadar küçük olan kalabalık çadırlarda yaşıyor. Kampta sağlık hizmeti, Suriye'nin kuzeybatısındaki yerinden edilmiş insanlar için bir dizi kampta faaliyet gösteren Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) tarafından sağlanıyor. Son yıllarda yerinden edilen iki milyondan fazla insan şu anda İdlib vilayetinde yaşıyor.

Aşırı kalabalık kamplarda, COVID-19 bulaşma riski yüksek, kendini izole etmek ise neredeyse imkânsız. Temiz su ihtiyacı, ortak olarak kullanılan tanklardan alınan suyla sağlandığı için düzenli olarak el yıkamak da ayrı bir zorluk.

Kemal, "COVID-19 şüphesi olan herkesten olabildiğince uzak durmaya çalışıyorum, ama kamp aşırı kalabalık ve virüsten gizlenmek kolay değil."

İdlib, büyük bir hapishane haline geldi: insanlar kuzeye ya da güneye gidemiyor, burada sıkışıp kaldılar. Bir noktada virüsün kendilerine ve ailelerine ulaşacağını düşünüyorlar, tek umutları hastalığa aynı anda yakalanmamak.

39 yaşındaki Ümmü Firas, Kemal'le benzer bir durumda. Kocası, bir yıldan uzun bir süre önce evlerini hedef alan bir hava saldırısında ağır yaralanıp yarı felçli ve çalışamaz hale geldikten sonra ailesini geçindirme rolünü üstlenmiş.

Ümmü Firas, birkaç ay önce, eşi ve dokuz çocuğunu kamptaki insanların çadırlarını yenileyip yatak ve çarşaflarını tamir ederek desteklemiş. Şimdi, ailesini geçindirme ihtiyacı ile işe gitmek için dışarı çıkmanın riskleri arasında bir denge tutturması gerekiyor.

“Kendimi ve ailemi korumak için çadırımdan çıkmayı bıraktım. Ama bazen çıkıp iş aramak zorunda kalıyorum. Virüsü kapıp çocuklarıma bulaştırmaktan çok korkuyorum ama başka ne yapabilirim ki?"

Ümmü Firas’ın yalnızca üç kızı okula gidiyordu. Suriye'nin kuzeybatısındaki okullar bulaşma riskini azaltmak için önlemler aldı: öğrencilerden yerel eczanelerden bir Türk lirasına satın alınabilen yüz maskeleri takmaları istendi, ancak bu birçok aile için yüksek bir fiyat.

"Öğretmenleri kızlarımdan maske takmalarını istedi. Kızlarım bu isteğe nasıl cevap versin? Ben hiç maske alamadım, zar zor ekmek alabiliyorum. Elime imkân geçtiğinde önce ekmek alıyorum", diyor Ümmü Firas.

Yüz maskesi alamayan bazı aileler çocuklarını okula göndermeyi bıraktı. Bazı okullarda öğretmenler, öğrencilerin eski kumaş parçalarını yüzlerini örtmek için kullanmalarına izin vermek gibi alternatif çözümler bulmaya çalıştılar.

Bir hafta için planlanan kapanmayla birlikte, halk pazarları, üniversiteler ve okullar gibi kalabalıkların toplandığı tüm yerler kapandı. Küçük manavlar, eczaneler ve klinikler ise açık.

Ebu Ubeyde'de hijyen kiti dağıtımı @MSF

40 yaşındaki Ümmü Ahmed de mevut durumla başa çıkmakta zorluk çekiyor. Aslen Hama vilayetindeki Kalaat El Madik'li olan Ümmü Ahmed, 2012'de kocası ve yedi çocuğuyla birlikte evini terk edip iki yıl boyunca İdlib’de bulunan Kah'a sığınmış. 2014'te de Kah'tan şu anda yaşadıkları Deyr Hassan'a taşınmışlar. Yatalak olan kocası da dâhil olmak üzere dokuz kişilik aile tek odalı bir çadırda yaşıyor.

Ümmü Ahmed, Suriye'nin kuzeybatısındaki Ad-Dana bölgesindeki hastanelerden birinde hijyen asistanı olarak çalışarak tek başına ailenin geçimini sağlıyordu. Ancak birkaç ay önce böbrek yetmezliği nedeniyle işini bırakmak zorunda kaldı.

Ümmü Ahmed'in yaşadığı kampta kalan 50 aile, bir su deposu ve üç tuvalet bloğunu paylaşıyor. "Kampta kendini riske atmadan düzenli el yıkamak imkânsız," diyor.

Ümmü Ahmed ve ailesinin ekonomik durumu kötüleştikçe, kendisini ve ailesini COVID-19'dan korumak için sabun ve deterjan almak da giderek zorlaştı. Kısa süre önce, Nisan ayından bu yana Suriye'nin kuzeybatısındaki yerinden edilmiş ailelere hijyen kitleri dağıtan MSF'den sabun, deterjan ve kova içeren bir hijyen kiti aldı.

Sağlık sistemi, yüksek sayıda COVID-19 hastasını aynı anda tedavi etme kapasitesine sahip değil.

Ümmü Ahmed, "Virüse yakalanmamak için yapabileceğimiz şeyler var. Elimden geldiğince dışarı çıkmayı bıraktım, insanlarla yan yana gelmekten kaçınıyorum. Böylelikle kendimi ve ailemi koruyorum. Ama çocuklarımın dışarıda diğer çocuklarla oyun oynamalarını yasaklayamam. Onlar daha küçük, oyun oynamaya ihtiyaçları var ve bizim çadırımız çok küçük. Bu bir risk, biliyorum ama onları nasıl durdurabilirim?", diyor.

Kapanmadan önce bile, günlük yaşam çok daha pahalı hale gelmişti. Çoğu insan geçinebilmek için bir mücadele içinde. MSF lojistik yöneticisi Hassan şöyle diyor: "Ekim ayının başlarında pazarlar, camiler ve okullar birkaç günlüğüne kapalıydı, ancak kısa süre sonra tekrar açıldı. Pek çok insan geçimini pazardan sağlıyor, bu nedenle uzun süre işsiz kalmak onları çok zorluyor."

Yıllardır süren çatışmalar nedeniyle, Suriye'nin kuzeybatısındaki sağlık sistemi de COVID-19 salgınıyla mücadele etmekte güçlük çekiyor. Bölgede yaklaşık 4 milyonluk bir nüfus için COVID-19 tedavisi sağlayan yalnızca 9 hastane ve hafif semptomları olan hastalara temel bakım sağlayan 36 izolasyon ve tedavi merkezi bulunuyor.

Hassan son olarak şöyle diyor: "İdlib, büyük bir hapishane haline geldi: insanlar kuzeye ya da güneye gidemiyor, burada sıkışıp kaldılar. Bir noktada virüsün kendilerine ve ailelerine ulaşacağını düşünüyorlar, tek umutları hastalığa aynı anda yakalanmamak. Sağlık sistemi, yüksek sayıda COVID-19 hastasını aynı anda tedavi etme kapasitesine sahip değil."

Ana sayfa görseli: Deyr Hassan'da bulunan Ebu Ubeyde bölgesi @MSF

Yorum Yapın