MSF: Akdeniz’den Libya’ya geri götürülen insanlar keyfi olarak gözaltında tutulmamalı

Libya'da göçmenleri alıkonduğu gözaltı merkezlerinden biri, Temmuz 2018.

Uluslararası tıbbi insani yardım kuruluşu Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), Avrupa Birliği’nin desteklediği Libya Sahil Güvenliği’nin Akdeniz’e açılmış gemilerde önünü keserek Libya’ya geri götürdüğü insanların sayısındaki ciddi artış üzerine, Libya’da mülteci, sığınmacı ve göçmenlerin keyfi olarak gözaltında tutulmasına son verilmesi için çağrıda bulundu.

24 Temmuz 2018 – Birleşmiş Milletler kurumlarına göre, bu yılın başından beri Akdeniz’de denize açılmaya uygun olmayan araçlardan alınan 11.800’den fazla insan Libya’ya geri götürüldü; İtalya, Malta ve Libya arasındaki uluslararası sularda neredeyse her gün insanların önü kesilir oldu. Bu insanlar Libya limanlarına indirildikten sonra, deniz kenarındaki kontrolsüz gözaltı merkezlerine götürülüyor.

MSF Acil Durum Koordinatörü Karline Kleijer, “Denizde travmatik bir ölüm-kalım durumunu henüz yaşamış insanlar, zarar veren, istismar eden bir keyfi gözaltı sistemine aktarılmamalı,” dedi. Kleijer şöyle devam etti: “Pek çok kişi, gerek Libya’da gerekse kendi ülkelerinden buraya gelene kadar yaptıkları dehşet verici yolculuk sırasında son derece ağır şiddete ve istismara maruz kalmış oluyor. Burada, cinsel şiddete maruz bırakılmış, insan kaçakçılarının eline düşürülmüş, işkence ve kötü muamele görmüş insanlardan söz ediyoruz. Kırılgan durumdakiler arasında çocuklar (ki bazıları yanında anne veya babası ya da onu koruyacak bir yetişkin olmayan çocuklardır), hamile ve emziren kadınlar, yaşlılar, zihinsel engeli bulunan ve ağır tıbbi sorunlar yaşayan insanlar var.”

Libya’daki gözaltı merkezlerinde resmi bir kayıt sistemi olmadığı, düzgün kayıt tutulmadığı için insanlar gözaltı merkezine alındıktan sonra başlarına ne geldiğini takip etmek mümkün değil.

Bu merkezlerde alıkonan insanların, hapsedilmelerinin ve gördükleri muamelenin hukuka uygunluğunu sorgulama, bunlara itiraz etme imkanı da bulunmuyor.

BM Uluslararası Göç Örgütü (IOM) ve BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) tarafından, mülteci ve göçmenlerin bu keyfi gözaltından kurtulmasına yardım etmek amacıyla yürütülen tahliye programları geçen sene genişletilmişti, ancak bu programlar Libya’daki toplam mülteci ve göçmen nüfusunun ancak sınırlı bir kısmına yardım sağlayabiliyor.

Sağlanan temel yol, gözaltı merkezinde tutulan göçmenlerin kendi ülkelerine “gönüllü” geri dönüş işlemlerinin IOM tarafından desteklenmesi ve hızlandırılması. Geçtiğimiz yılın Kasım ayından bu yana yaklaşık 15.000 kişi bu şekilde ülkelerine döndü. Bu, Libya’da hapsedilmiş olup kendi ülkelerine dönmek isteyen insanlara imkan tanıması bakımından olumlu bir gelişme, fakat insanların gözaltı merkezinden çıkmak için başka hiçbir yasal seçeneği bulunmadığı düşünüldüğünde, bu yöntemle ülkelerine dönmelerinin ne derece “gönüllü” olduğu sorgulanabilir.

BMMYK gözaltında tutulanlar arasında en kırılgan durumda olan 1.000 kadar kişiyi bu şekilde tahliye etti, ancak tahliye edilenlerin büyük bölümü Nijer’e götürüldü ve burada acilen başka ülkelere gönderilmeyi bekliyorlar.

Denizden geri döndürmelerin giderek artması sonucu MSF’nin Mısrata (Misurata), Hums ve Trablus’taki saha ekipleri, halihazırda aşırı kalabalık olan gözaltı merkezlerinde tutulan mülteci, göçmen ve sığınmacıların sayısının çok daha fazla arttığını bildirdi.

Geçtiğimiz günlerde MSF, tek bir gün içinde, denize açılmışken Libya’ya döndürülerek Trablus’ta bir gözaltı merkezine getirilen 319 kişiye tıbbi yardım sağladı.

Bu 319 kişinin büyük bölümü, Akdeniz’i aşmaya çalışmadan önce birkaç ay boyunca insan kaçakçılarının elinde esir tutulmuştu.

MSF Misrata ve Hums’ta alıkonan insanlara ikinci derecede yanık, uyuz, solunum yolu enfeksiyonu ve susuz kalma (dehidrasyon) tedavisi uyguluyor. Tanık olduğumuz bir olayda, denizde yolu kesilerek gözaltı merkezine getirilen bir grubun üzerlerinde kıyafetleri dahi yoktu, denizde her şeylerini kaybetmişlerdi.

MSF’nin Libya’daki tıbbi koordinatör yardımcısı Anne Bury, “Hums’ta aşırı kalabalık bir gözaltı merkezinde hapsedilmiş durumda, aralarında çok küçük çocukların da bulunduğu 300’den fazla kişi var,” dedi.

Hava boğucu derecede sıcak, havalandırma yok, temiz içme suyuna erişim çok kısıtlı. İçtikleri su, içine lağım suyu karışmış tuzlu su. Gözaltı merkezlerindeki durum dayanılmaz; ortam son derece gergin, insanlar istismarın her türlüsüne maruz bırakılıyor.

“Buradaki insanlar çaresiz durumda. Gözaltındakiler arasında yaraları ve kırıkları olanlar var. Kaçma girişimleri oluyor, bazı insanlar açlık grevindeler.”

MSF ekibi Libya'daki bir gözaltı merkezinde göçmenlere tıbbi yardım sağlamaya çalışıyor.

İnsanların içinde bulunduğu bu durum, Avrupa devletlerinin mülteci, göçmen ve sığınmacıların Avrupa’ya varışını ne pahasına olursa olsun engelleme girişimlerinin sonucudur. Libya Sahil Güvenliği’ne, denizde insanların önünü keserek onları Libya’ya geri götürmek üzere donanım, eğitim ve destek vermek de bu stratejinin çok önemli bir parçasıdır.

Libya güvenli bir ülke olarak kabul edilmediğinden Libya’ya ait olmayan gemilerin insanları Libya’ya geri götürmesi hukuken mümkün değildir. Akdeniz’de uluslararası sularda kurtarılan insanlar Libya’ya geri götürülmemeli, denizcilik kanunları uyarınca ve uluslararası hukukun gereği olarak güvenli bir limana ulaştırılmalıdır.

MSF Acil Durum Koordinatörü Kleijer, “Bu yöntem, insanların Avrupa’ya varmasını önlemek için kabul edilebilir bir çözüm değildir,” dedi. “Denizde yolu kesilen mülteci, sığınmacı ve göçmenler Libya’ya geri götürülmemeli, ayrıca insanlık dışı şartlar altında, keyfi bir şekilde hapsedilmemelidir.”

Libya’daki mülteci, göçmen ve sığınmacıların keyfi olarak gözaltında tutulması hakkında daha fazla bilgi için https://msf.exposure.co/human-suffering  sayfasını inceleyebilirsiniz.


MSF yaklaşık iki yıldır, Libya’da Trablus, Hums ve Mısrata’da yasal olarak İçişleri Bakanlığı’na ve bunun yasadışı göçü önlemekle görevli birimine bağlı olan gözaltı merkezlerinde göçmen ve mültecilere tıbbi yardım sağlıyor. Alıkonanların tıbbi yardıma erişim hakkı tanınmıyor; tıbbi yardım Sınır Tanımayan Doktorlar gibi bir avuç insani yardım kuruluşunun yanında, ülkede şiddetin ve güvenlik sorunlarının yaygınlığına rağmen burada ancak sınırlı bir varlık gösterebilen BM kuruluşları tarafından verilmeye çalışılıyor. MSF sağlık ekipleri burada hayat kurtarıcı sevk işlemleri gerçekleştirmenin yanında, mahpusların genellikle gözaltı merkezlerinin insanlık dışı koşulları ile düzenli ve yeterli tıbbi yardımın sağlanamamasından kaynaklanan, ya da bu nedenle ağırlaşan sağlık sorunlarını tedavi ediyor. Bu sağlık sorunları arasında, solunum yolu enfeksiyonları, akut sulu ishal, uyuz ve idrar yolu enfeksiyonları bulunuyor. Hastalarımızın pek çoğunda intihar düşüncesi ve travma sonrası stres bozukluğu var. MSF sıklıkla, bu şartlar altında hapsedilmekten kaynaklanan veya bu nedenle ağırlaşmış psikiyatrik sorunları bulunan ve hastaneye yatırılarak tedavi edilmesi gereken hastalar da görüyor.

Yorum Yapın