MSF: 5 ayda 5 kurtarma gemisine el konuldu, insanlar denizde ölüme mahkûm ediliyor

20 Eylül 2020, Amsterdam/PalermoSea-Watch 4, İtalya liman yetkilileri tarafından beş aydan kısa bir süre içinde faaliyet yürütmesi engellenen beşinci sivil toplum kuruluşu (STK) gemisi oldu. Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), deniz hukukunun kurtarma gemilerinin Akdeniz'de hayat kurtarmasını önlemeyi esas alan siyasi bir karar için bahane olarak kullanıldığını belirtiyor.

Sea-Watch 4'ün ilk kurtarma operasyonu sırasında denizden 354 kişi kurtarıldı. Kurtarılanların arasında 227 erkek, 98 refakatsiz genç, aileler, yalnız seyahat eden kadınlar, engelliler, hamile kadınlar ve (en küçüğü iki yaşından küçük olmak üzere) çocuklar vardı. Gemide görev yapan MSF tıbbi müdahale ekibi, benzin ve deniz suyunun zehirli karışımına soluma ya da deriye temas yoluyla maruz kalan kişilere 551 muayene gerçekleştirdi. Şiddetli kimyasal yanıkları olan bir genç, ileri düzey bakım görebilmesi için gemiden tahliye edildi. 

Bir kurtarma gemisi bir İtalyan limanına girdiğinde, eften püften eksiklikler bulunana kadar uzun ve iştahlı bir teftişe tabi tutuluyor. Palermo limanından çıkmasını önlemeye yetecek düzeyde ihlalin ortaya çıkarılması için Sea-Watch 4 dün tam 11 saatlik bir kontrolden geçti.

MSF’nin gemide görevli tıbbi koordinatörü Barbara Deck, "İnsanların kaçtığı şiddetin ve güvenli bir yer arayışıyla çıkmak zorunda kaldıkları yolculuğun barındırdığı tehlikelerin izini tedavi ettiğimiz yaralarda görüyoruz. Silahlı adamların kafasını hedef alan darbeleri sonucu sağır kalan çocuktan, Libya'da derisine işlenen kızgın plastik izlerini taşıyan babaya tanık olduklarımızı ifade etmek hiç kolay değil. Biz gemide hastalarımızı tedavi ederken, Avrupa hükümetlerinin bu savunmasız insanlara hayat kurtarıcı bakım sağlanmasını önlemek için ellerinden gelen her şeyi yaptıklarını bilmek ise çok yıkıcı", diyor.

MSF ve diğer STKlar, Avrupa devletlerinin bıraktığı ölümcül boşluğu doldurmaya çalışıyor. Ağustos, bu yıl Orta Akdeniz'de şimdiye kadar en fazla ölümün kaydedildiği ay oldu.

Arama kurtarma gemisi Louise Michel, Malta arama ve kurtarma bölgesindeyken yardım istemek zorunda kalmış ve Malta yetkilileri Sea-Watch 4'e Louise Michel'de kalan 152 kişiyi gemiye alması talimatını vermişti. İtalyan yetkililerin Sea-Watch 4'ü alıkoyma kararı, bizzat Malta yetkilileri tarafından verilen bu talimat sonrasında geldiği için daha da kınanması gereken bir durum. Tüm bunlar yaşanırken İtalya sahil güvenlik gemileri olay yerindeydi ve gemideki 200'den fazla kişiden 50 kırılgan durumdaki kişiyi tahliye etti.

Sea-Watch 4, devletlerin dünyanın en ölümcül deniz sınırında arama kurtarma yapmaması nedeniyle denizde faaliyet gösteriyor. MSF ve diğer STKlar, Avrupa devletlerinin bıraktığı ölümcül boşluğu doldurmaya çalışıyor. Ağustos, bu yıl Orta Akdeniz'de şimdiye kadar en fazla ölümün kaydedildiği ay oldu, 111 kişinin öldüğü ya da kaybolduğu bildirildi.

15 Eylül'de Libya kıyılarında meydana gelen en son kazada kayıp olduğu bildirilen 20'den fazla kişinin öldüğü varsayılıyor. 17 Ağustos'taki diğer bir kazada ise 45 göçmen ve mülteci hayatını kaybetti. Bu yıl denizde hayatını kaybeden insanların sayısı 379'a yükselmiş oldu. 

MSF'nin Arama Kurtarma Faaliyetleri Direktörü Ellen van der Velden, "Denizcilik prosedürleri İtalyan yetkililer tarafından kötüye kullanılıp suistimal ediliyor. STK gemilerinin teftişi, arama ve kurtarma çalışmalarını engellemenin bir yolu haline geldi. Bir kurtarma gemisi bir İtalyan limanına girdiğinde, eften püften eksiklikler bulunana kadar uzun ve iştahlı bir incelemeye tabi tutuluyor. Palermo limanından çıkmasını önlemeye yetecek düzeyde ihlalin ortaya çıkarılması için Sea-Watch 4 dün tam 11 saatlik bir kontrolden geçti", diye özetliyor.

Akdeniz'de kurtarma faaliyetlerini önlemekten insanları kasıtlı olarak Moria mülteci kampında tutmaya kadar, AB'nin mevcut göç yaklaşımı sistematik olarak insanları bir yerde tutmaya, geri itmeye ve terk etmeye dayanıyor.

“'Sistematik’ olarak hayat kurtarmakla suçlanıyoruz. Gemide çok fazla can yeleği bulundurduğumuz söyleniyor, kanalizasyon sistemimiz titizlikle inceleniyor. Ancak bu sırada, her geminin tehlikedeki botlara yardım sağlama yükümlülüğü tamamen göz ardı ediliyor. İtalya yetkilileri, uluslararası deniz hukuku uyarınca denizde hayat kurtarmaya çalışmaktan başka bir şey yapmayan insani yardım kuruluşlarını suçlu göstermeye ve durdurmaya çalışıyor. Kendilerine de yardıma ihtiyacı bulunan botlara yardım etme sorumluluğunu yükleyen kurallar bütününü hiçe sayıyor. Ve bu, Avrupa devletlerinin tam onayı değilse bile kabulüyle yapılıyor” diye ekliyor van der Velden.

Libya’nın güvenli bir yer olmadığını biliyoruz. Buna rağmen Avrupa devletleri sadece arama kurtarma yürütmemekle kalmayıp aynı zamanda Libya Sahil Güvenliğini Orta Akdeniz'in polisi olarak görevlendirdiler. 2020'nin başından bu yana, (geçen yılın aynı dönemine göre %32 artışla) 8 bine yakın mülteci ve göçmen denizde yakalandı ve Libya’ya geri gönderildi. Ülkedeki resmi gözaltı merkezlerinde tutulan kişi sayısı artmaya devam ediyor.

AB, bugün ilan edilecek yeni göç anlaşmasını müjdelerken, MSF gibi kuruluşlar insanlık dışı göç politikalarının insanlara neler yaşattığına birebir tanık oluyor.

Akdeniz'de kurtarma faaliyetlerini önlemekten insanları kasıtlı olarak Moria mülteci kampında tutmaya kadar, AB'nin mevcut göç yaklaşımı sistematik olarak insanları bir yerde tutmaya, geri itmeye ve terk etmeye dayanıyor. Bu yaklaşım sonucunda insanlar denizde ölüme terk ediliyor ya da Yunan adalarındaki kamplarda binlerce kadın, erkek ve çocuk korkunç koşullarda yaşamaya mahkûm ediliyor. AB, bugün ilan edilecek yeni göç anlaşmasını müjdelerken, MSF gibi kuruluşlar insanlık dışı göç politikalarının insanlara neler yaşattığına birebir tanık oluyor. İtalya makamlarının, ‘yeni’ olacağı söylenen anlaşmaya şimdiden gölge düşüren bu son hamlesi, açıklanacak anlaşmanın eskisinden çok da farklı olmayacağını gösteriyor.

AB üye devletleri, yasal ve ahlaki görevlerini göz ardı ederek hayat kurtaran bir gemiyi daha bürokratik ve idari bahanelerle alıkoymayı tercih ediyorlar. Orta Akdeniz'de zaten sınırlı olan arama kurtarma kapasitesini daha da azaltma kararı, yardıma ihtiyacı olan insanlar için yıkıcı sonuçlar doğuracak ve kaçınılmaz olarak daha fazla can kaybına yol açacaktır.

Sea-Watch 4, Orta Akdeniz'de hayat kurtarıcı arama kurtarma faaliyetlerine yeniden başlayabilmek için acilen serbest bırakılmalı ve insanlara yardım sağlamaya çalışan STK'ları hedef alan saldırılar sona ermelidir.

NE OLMUŞTU?

Son 5 ayda 5 STK kurtarma gemisi engellendi

Sea-Watch 4, son 5 ayda İtalya yetkilileri tarafından alıkonulan 5. gemi. Her seferinde gemiler, önce liman makamlarının kontrolüne tabi tutuluyor ve sonrasında İtalya Sahil Güvenliği, ‘sadece mürettebatın değil, aynı zamanda geminin kurtardığı ya da kurtaracağı kişilerin de güvenliğini tehlikeye atabilecek düzeyde teknik ve operasyonel eksiklikler’ tespit ettiğini açıklıyor.

5 Mayıs 2020: Sea-Eye tarafından işletilen Almanya bandıralı Alan Kurdi gemisi, kurtarılan 150 kişinin Sicilya’da tahliye edilmesinin ve geminin zorunlu karantinayı tamamlamasının ardından bu yıl Sicilya'nın Palermo limanında alıkonulan ilk gemi oldu.
6 Mayıs 2020: Salvamento Maritimo Humanitario tarafından işletilen İspanya bandıralı Aita Mari alıkonuldu.
8 Temmuz 2020: Sea-Watch 3, Porto Empedocle limanında alıkonuldu.
22 Temmuz 2020: SOS MEDITERRANEE'nin Ocean Viking gemisi 11 saatlik liman kontrolünün ardından Porto Empedocle'da alıkonuldu.

Alman yardım grubu Jugend Rettet tarafından işletilen bir başka kurtarma gemisi olan Iuventa, göçmenlerin İtalya'ya "düzensiz girişini kolaylaştırmak" suçlamasıyla Ağustos 2017'de İtalyan yetkililer tarafından alıkonulmuştu. Gemi hâlen faaliyet dışı.

STK kurtarma gemilerine yönelik karalama ve suçlama kampanyası

Sea-Watch 4'ün alıkonulması, arama kurtarma faaliyeti yürüten sivil toplum kuruluşlarına yönelik kriminalizasyon kampanyasının son örneği. MSF; insan kaçakçılarıyla gizli anlaşma iddiaları, cezai soruşturmalar ve aleyhindeki adli kovuşturmaların (ör: geminin atık yönetimi şekli) ardından 2018'de SOS MEDITERRANEE ile ortaklaşa işletilen bir gemi olan Aquarius'ta arama kurtarma operasyonlarını durdurmak zorunda kalmıştı. Gemi, İtalya yetkililerinin talebi üzerine iki ayda iki kez bayrak çekme hakkını kaybetmişti. Bu karar, kırılgan durumdaki insanlara yardım sağlayan kuruluşların meşruiyetini zedelemek, yardım faaliyetini karalamak ve engellemeye dayanan, İtalya hükümeti tarafından öncülük edilen ve diğer Avrupa devletleri tarafından desteklenen, sistematik bir kampanyanın sonucuydu.

Ana sayfa görseli: Sea-Watch 4 @Hannah Wallace Bowman/MSF

Yorum Yapın