MSF Başkanı Dr. Joanne Liu'nun BM Güvenlik Konseyi'nde yaptığı konuşma

3 Mayıs 2016, New York – BM Genel Kurulu’nda çatışma ortamlarında sunulan sağlık hizmetlerine dair 2286 no'lu kararın oylandığı gün, Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) Uluslararası Başkanı Dr. Joanne Liu'nun yaptığı konuşmanın metni (video için tıklayın)

Ekselansları,

Bayanlar ve Baylar,

Geçtiğimiz Çarşamba günü Halep'teki Kudüs Hastanesi, hava saldırısı sonucu yerle bir oldu.

Bu saldırıyla 50’den fazla kadın, erkek ve çocuğu katlettiler.

Şehirde kalan son çocuk doktorlarından biri de öldürüldü.

Canice bir hava saldırısıydı.

Son 10 gün içinde Halep'te 300'e yakın hava saldırısı gerçekleştirildi. Kalabalık gruplar halindeki siviller defalarca hedef alındı.

Günümüzde yürütülen savaşlarda insanlar, siviller ne ifade ediyor? Ölü ya da diri, gözden çıkarılabilen mallardan başka bir şey sayılmıyorlar.

Hastalar ve doktorlar artık meşru hedef haline geldi.

Kadınlar, çocuklar, hastalar, yaralılar ve onları tedavi edenler ölüme mahkum edildi.

Artık bu saldırılara son verin.

3 Ekim 2015 tarihinde Afganistan’ın Kunduz şehrindeki travma merkezimize yönelik ABD hava bombardımanının ardından, saldırıya uğrayan bölgeye gittim.

Acımasız hava saldırısında sol kolu parçalanan bir MSF hemşiresi, hiç aklımdan çıkmayan bir şey söyledi bana: Kunduz'da çatışmalar patlak verdiğinde, MSF’nin çalışanlara bu travma merkezinin güvenli bir yer olduğunu söylediğini anlattı. "Biz size inandık" dedi. "Bizi bombalayacaklarını biliyor muydunuz?"

Ona, 3 Ekim tarihine kadar, hastanenin güvenli bir yer olduğuna gerçekten inandığımı söyledim. Bugün, çatışma bölgelerinde yer alan hiçbir sağlık tesisi için bunu söyleyemiyorum.

Afganistan, Orta Afrika Cumhuriyeti, Güney Sudan, Sudan, Suriye, Ukrayna ve Yemen'de hastanelerin bombalanması, yağmalanması, geriye hiçbir şey bırakmamacasına yakılması sıradan bir olay haline geldi. Sağlık personeli tehdit ediliyor. Hastalar hastane yatağında vuruluyor. Sivillere yönelik büyük çaplı saldırılar ve sağlık tesislerinin kasten hedef alınması basitçe "hata" olarak tanımlanıyor, sorumluluk tümden inkar ediliyor veya sadece sessizlikle karşılanıyor.

Oysa bu saldırılar aslında, şehirlerde çok sayıda sivilin ayrım gözetilmeksizin ve orantısız bir şekilde hedef alınması, hatta terör eylemi demek.

Üstelik sağlık tesislerine yönelik saldırılardan etkilenenler sadece o an orada öldürülenler ve yaralananlar değil; hastanelerin hedef alınmasının etkisi bunun çok ötesine uzanıyor. Hastanelere saldıranlar, herkesin faydalandığı, hayat kurtarıcı sağlık hizmetlerini ortadan kaldırıyorlar. Bu saldırılarla hayatı yaşanmaz hale getiriyorlar. Nokta.

26 Ekim 2015 tarihinde, Yemen'in kuzeyinde yer alan Haydan şehrindeki bir MSF hastanesi, Suudi koalisyon güçlerinin öncülüğündeki hava saldırısında vuruldu. Bunun sonucunda, en az 200.000 kişi hayat kurtarıcı sağlık hizmetlerinden mahrum kaldı. Yemen'de üç ay içinde kısmen veya tamamen tahrip edilen üç MSF sağlık tesisinden ilkiydi bu.

MSF’nin sağlık tesislerine yönelik saldırılar, savaşın acımasızlığının ufacık bir göstergesi sadece. Diğer hastane ve kliniklere, okullara, pazar yerlerine ve ibadethanelere yönelik saldırılar artık rutin olarak gerçekleştiriliyor. Yerel sağlık çalışanları, bu ihlallerin ağır yükünü taşıyorlar.

Şu anda hepimiz ölümcül bir çıkmazın içindeyiz. Biz artık, tam kapasiteyle çalışan hastaneleri, içeride hastaların yaşam mücadelesi verdiği sağlık tesislerini dokunulmaz alan sayamıyoruz. Hastane ve hastalar, savaş meydanına sürükleniyor.

Güney Suriye'de Casem kasabası sakinleri, bir hastanenin yeniden açılmasını engellemek için protesto gösterisi düzenlediler. Çünkü bu insanlar, işler durumdaki hastanelerin akıbetini çok iyi biliyorlar.

Bugün sağlık tesislerine yönelik bir saldırı salgını ile karşı karşıyayız ve bu yüzden asıl işimizi yapamaz olduk.

Saldırılar hakkında bağımsız soruşturma yürütülmesi çağrılarımız bugüne kadar karşılık bulamadı.

Hesap vermenin ilk adımı, bağımsız ve tarafsız şekilde veri toplanmasıdır. Failler bizzat gerçekleştirdikleri olayda soruşturmacı, hakim ve jüri olamaz.

Hiç kuşkunuz olmasın: Sağlık hizmetlerine karşı saldırıları ifşa etmekten asla vazgeçmeyeceğiz. Sahada şahit olduklarımızı yüksek sesle ve var gücümüzle anlatacağız.

Tıp, ölümcül bir meslek dalı olamaz. Hastalar saldırıya uğrayamaz, insanlar hastane yatağında katledilemez.

Biz doktorlar, tıp mesleğine adım atarken bir yemin ediyoruz: Her insanı, kim olduğuna bakmadan, dinine, ırkına, savaşın hangi tarafından olduğuna bakmadan tedavi ediyoruz. Yaralanmış kişi bir savaşçı, suçlu veya terörist addedilen biri olsa bile her insan, tedavi görmeyi hak eder.

Hastanelere saldırılamaz, silahlı kişiler hastaneye zorla giremez, hastalar arasında arama yapamaz. Kimse hastaları yakalayıp götüremez.

Bu temel ilkelere uymamak, tıp etiğinin üzerine inşa edildiği temele sırt çevirmek demektir.

Savaş, tıp etiğini toprağa gömemez.

Savaş ortamında sağlık hizmetlerinde tarafsızlık ilkesi, devlet egemenliğine ya da ülkelerin kendi kanunlarına tabi değildir. İttifakların hızla değiştiği, angajman kurallarının belli olmadığı terörle mücadele çağında, tarafsızlık ilkesi bunlara göre değişmez.

Savaşın doğası değişmiş olabilir ama savaş kuralları hala aynı.

Sizler barışı ve güvenliği sağlamakla yükümlüsünüz.

Ancak, bu konseyin beş daimi üyesinden dördü, son bir yıl içinde sağlık tesislerine yönelik saldırılardan sorumlu olan koalisyon güçleriyle farklı derecelerde ortaklık içinde. Bunlar, Afganistan'da NATO öncülüğündeki koalisyon, Yemen'de Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon ve Rusya destekli Suriye’nin öncü olduğu koalisyondur.

Bu nedenle sizin, olağanüstü sorumluluklarınıza uygun davranmanız ve diğer tüm devletlere örnek olmanız gerek.

Tekrarlıyorum: Bu saldırılara son verin.

MSF Uluslararası Başkanı Dr. Joanne Liu. 3 Mayıs 2016, BM Güvenlik Konseyi Toplantısı

Bugün burada konuşulanlar, boş vaatler olarak kalmamalı.

Bu kararın akıbeti, daha öncekiler gibi olmamalı; son beş yılda Suriye hakkında alınan onca karar gibi ihlal edilmemeli, diğer kararlar gibi sürekli ihlal ve cezasızlıkla karşılaşmamalı.

Sağlık tesislerinin sistematik olarak hedef alındığı Suriye'de, kuşatma altında olduğu için sağlık hizmetine en çok ihtiyaç duyulan bölgelere, alay edercesine, kuşatma var diye sağlık hizmeti verilmiyor.

Yükümlülüklerinizi yerine getirin. Sağlık hizmetlerinin çatışma halinde dahi tarafsız olarak sunulmasını ve bu ilkenin korunmasını sağlayın.

Ayrıca sağlık çalışanlarının bütün hasta ve yaralıları ayrım gözetmeksizin tedavi etme yükümlülüğüne destek verin.

Geçtiğimiz hafta Halep'te katledilen çocuk doktoru Dr. Maaz, hayat kurtarmaya çalıştığı için öldü.

Bugün Dr. Maaz’ı insanlığı ve cesaretiyle anıyoruz. Çatışma bölgelerinde sıkışıp kalan pek çok hasta, hemşire ve doktor, bölge halkı ve MSF çalışanları, onunla aynı özellikleri paylaşıyor. Tüm bu insanlar için, bu kararı hayata geçirin.

Savaş halinde nasıl davranılacağını ortaya koyan normlara yeniden ve bu kez hiçbir belirsizliğe yol açmayacak şekilde bağlılık gösterin.

Bu kararla tüm devletler ve devlet dışı kuruluşlar katliama son versin.  Müttefiklerinize de, sağlık tesislerine ve çatışma bölgelerinde yaşayan insanlara saldırıların durdurulması için baskı yapın.

Biz hastalarımızı sahipsiz bırakmayacağız. Buna sessiz kalmayacağız. Çünkü sağlık hizmeti almaya çalışmak da, bu hizmeti vermek de ölüm cezasıyla sonuçlanmamalı.

Sizler bugün burada söylediklerinizle değil, yaptığınız eylemlerle yargılanacaksınız. Gerçek işiniz daha yeni başladı.

Bu karar hayat kurtarmalı.

Teşekkür ederim.

Yorum Yapın