MSF’nin Akdeniz’deki arama ve kurtarma faaliyetleri yeniden başlıyor

21 Temmuz 2019, Amsterdam – Uluslararası tıbbi insani yardım kuruluşu Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF)  Orta Akdeniz’de hayat kurtarıcı arama ve kurtarma faaliyetlerinin yeniden başladığını duyurdu ve Avrupa devletlerinin bu konuda artık suç noktasına varmış ataletini kınadı. Avrupa Birliği ülkelerinin denizdeki tüm insani yardım faaliyetlerini durdurmak için iki yıldır sürdürdüğü, insanların denizlerde hayatlarını kaybetmesine ve çatışmalarla parçalanmış Libya’da eziyet çekmesine yol açan cezalandırma politikalarını normalleştirdiği kampanyanın ardından, kurtarma faaliyetleri nihayet denizlere geri dönüyor.

MSF’nin Arama-Kurtarma Çalışmaları ve Libya Temsilcisi Sam Turner, “Politikacılar size, yüzlerce insanın denizde boğularak ölmesini göçü kontrol altına alma çabasının kabul edilebilir bedeli gibi gösteriyor,” dedi. Turner şöyle devam etti: “Sizi,  Libya’da kıstırılıp kalan binlerce göçmen ve mültecinin orada eziyet çekmesinin normal olduğuna inandırmaya çalışıyorlar. Oysa acı gerçek şu: Onlar ‘Avrupa göç krizi’ adını verdikleri durumun sona ermesini sevinçle bildirirken, politikalarının Libya’da ve denizde devam ettirdiği insani krizi bile bile görmezden geliyorlar. Bu ölümleri ve acıları durdurmak mümkün. Ölümler ve acılar devam ettikçe bizler elimiz kolumuz bağlıymışçasına oturmayı kabul etmiyoruz.”

MSF ve SOS Mediterranee'nin Akdeniz'de arama kurtarma çalışmalarına geri döndüklerini açıkladıkları basın toplantısı. @Virginie de Galzain/MSF

SOS MEDITERRANEE ile işbirliği içinde faaliyet gösterecek yeni Ocean Viking gemisi bu ay sonunda Orta Akdeniz’e açılacak.

Orta Akdeniz’de neredeyse hiç insani yardım gemisi kalmamış, Avrupa’nın arama ve kurtarma faaliyetlerinin son kırıntıları da pervasızca terk edilmişken bu deniz yolu dünyanın en ölümcül göç yolu haline gelmişti. Bu yıl Akdeniz’i geçmeye çalışırken hayatını kaybeden erkek, kadın ve çocukların sayısı şimdiden en az 426’ya ulaşmış durumda. Bu kişilerin 82’si, daha iki hafta önce gerçekleşen tek bir deniz kazasında hayatını kaybedenler. Ayrıca, ticari gemiler de kabul edilemez bir duruma itiliyor; insanları kurtarmak onlar için de bir görev, fakat o zaman da haftalarca denizde bekletiliyorlar, çünkü İtalya limanlarını denizden kurtarılanlara kapattı ve AB devletleri insanları karaya indirme mekanizması konusunda bir anlaşmaya varamadı.

Libya’nın başkenti Trablusgarp’ta çatışmalar 3 ayı aşkın süredir iyice şiddetlendi. 100 binden fazla insan bu nedenle evlerini terk etmek zorunda kalırken, mülteci ve göçmenler de gözaltı merkezlerinde hapis kaldı. Gözaltı merkezlerinde hapsedilmiş, kaçamaz durumdayken çatışmalara maruz kalan bu insanlar hayatlarından endişe ediyor, zira art arda gelen saldırılarda yaklaşık 60 kişi öldürüldü. Libya’dan insani amaçlı tahliye süreci küçük gruplarla yürütülüyor ve yetersiz kalıyor. Böylece, Akdeniz’i geçmeyi amaçlayan ve ölümcül olabilen rota, geriye kalan pek az kaçış yolundan biri haline geliyor.

Bu arada Avrupa hükümetleri, kırılgan durumdaki insanları zorla Libya’ya geri götüren Libya Sahil Güvenlik Kuvvetleri’ne verdikleri desteği git gide arttırarak kendi yasal yükümlülüklerini ve insani yardım ilkelerini ihlal ediyor. Denizde yakalanan bu insanlar kimi zaman, içeride hapsedilenlerin silahla vurulduğu, hava saldırılarına maruz kaldığı aynı gözaltı merkezlerine geri götürülüyor. Bunun son örneğine Tajoura Gözaltı Merkezi’nde şahit olduk.

MSF temsilcisi Turner, “Hayat kurtarmak için denizde bulunabilmek bizim en büyük önceliğimiz,” dedi. “Kırılgan durumdaki insanlar acı çekerken sessiz kalmayacağız. Avrupa liderlerinin, Libya’da kırılgan durumdaki mülteci ve göçmenlerin öldürülmesini kınaması, resmi arama kurtarma çalışmalarının yeniden başlatılmasını beraberinde getirmeli, kurtarılan insanların karaya çıkarılabileceği güvenli limanlar açılmalı, insanlar tüm gözaltı merkezlerinden derhal tahliye edilmeli ve bu merkezlerin tamamı kapatılmalı. Ama bir yandan yaşananlar kınanırken bir yandan denizde insanların önünün kesilmesine, bu insanların dehşet verici olayların yaşandığı aynı yerlere zorla geri götürülmesine destek verme ikiyüzlülüğü, o kınama sözlerinin göstermelik bir anlayışa dayalı boş sözler olduğunu düşündürüyor.”

AB hükümetleri arama ve kurtarma faaliyetlerini sürdürmek konusunda sorumluluk almadıkça ve insanlar Libya’dan kaçmaya devam ettikçe Akdeniz’de insani yardım gemilerine ihtiyaç duymaya devam edeceğiz. Çalışmalarını insani yardım ilkeleri üstüne kuran MSF için, insanların boğulmasına engel olmamak, uluslararası korumaya ihtiyacı olanları ilgili makamlardan sığınma talebinde bulunabilecekleri güvenli yerlere ulaştırmamak vicdansızlıktır.

@Anthony Jean/SOS MEDITERRANEE

Ocean Viking gemisi hakkında bilgi:

  • Ocean Viking Norveç bandıralı bir açık deniz ikmal gemisi.
  • Gemi, kurtarma operasyonları için, acil durum müdahale ve kurtarma gemisi olarak üretilmiş. Çok sayıda yolcuyu kurtarmaya, pek çok yaralının olduğu olaylarda bunlara tıbbi müdahalede bulunmaya hazır bir açık deniz gemisi.
  • 1986 yapımı Ocean Viking 69 metre uzunluğunda ve 15,5 metre genişliğinde. Kurtarma amaçlı dört adet hızlı botu; müdahale, triyaj (ön değerlendirme) ve iyileşme odalarına sahip kliniğiyle arama ve kurtarma için gereken tüm donanıma sahip olan gemi 200 kazazedeyi barındırabiliyor.
  • Kurtarılanların tıbbi ve insani ihtiyaçlarını karşılamakla görevli MSF ekibi 9 kişiden oluşuyor: 4 sağlıkçı (1 doktor, 2 hemşire ve 1 ebe), 1 lojistikçi, 1 kültürel arabulucu, 1 insani yardım ilişkileri sorumlusu, 1 saha iletişim sorumlusu ve ekibe liderlik eden 1 proje koordinatörü.

Arama ve kurtarmadan sorumlu SOS MEDITERRANEE ekibiyse 12 kişiden oluşuyor ve arama kurtarma koordinatörünün liderliğinde çalışıyor. Gemide ayrıca, geminin sahibi tarafından çalıştırılan 9 kişilik denizci mürettebat bulunuyor.

Yorum Yapın