Orta Amerika Kuzey Üçgeni'nden Kaçmaya Zorlananlar

Mexico City'nin kuzeyinde bulunan Huehuetoca göçmen sığınma merkezi yakınlarında boş bir kargo treni.

Mexico City'nin kuzeyinde bulunan Huehuetoca göçmen sığınma merkezi yakınlarında boş bir kargo treni.

Meksika’ya her sene 500 bin kişinin giriş yaptığı tahmin ediliyor. Zorunlu göç dalgasıyla ülkeye giriş yapanların çoğu El Salvador, Honduras ve Guatemala’dan gelen insanlardan oluşuyor. Dünyanın en şiddetli bölgelerinden kabul edilen bu bölge, Orta Amerika Kuzey Üçgeni – NTCA (Northern Triangle of Central America) olarak da anılıyor.

11 Mayıs 2017 - 2012 yılından bu yana NTCA ülkelerindeki yoğun şiddetten kaçan binlerce göçmen ve mülteciye tıbbi bakım ve ruh sağlığı desteğinde bulunan uluslararası tıbbi insani yardım kuruluşu Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), iki yıldır gerçekleştirdiği anketler ve tıbbi destek programına dayanarak Forced to Flee Central America's Northern Triangle: A Neglected Humanitarian Crisis başlıklı bir rapor yayınladı. Rapor, Meksika ve ABD’nin göç politikalarını sertleştirmeyi gündeme getirdiği şu günlerde çarpıcı tespitlerde bulunuyor. Alıkoyma ve sınır dışı etmenin de dahil olduğu uygulamalar, göçmenler ve mültecilerin insan kaçakçıları ve suç örgütlerinin hedefi olma riskini giderek artırıyor.

Orta Amerika’dan Meksika’ya uzanan bu rota dünyadaki en büyük göçmen koridorlarından biri olarak görülüyor. MSF’nin gerçekleştirdiği şiddet değerlendirme anketleri ile tıbbi ve psikososyal danışmanlık seansları; insanların zorla yerinden edilme, zulüm, cinsel şiddet ve zorla geri göndermeye maruz kaldıklarını ortaya koyuyor. Bu yaşananlar, dünyada en kanlı silahlı çatışmaların yaşandığı bölgelerde tanık olduklarımızla büyük bir benzerlik taşıyor.[1]

NTCA ülkelerinden gelen milyonlarca insan her gün travma, korku ve şiddetle yaşamak zorunda kalıyor ancak Meksika’ya yaptıkları bu zorunlu yolculuk bunları sona erdirmiyor. Göçmenler ve mülteciler yol boyunca suç örgütleri tarafından saldırıya uğruyor ve bu saldırılar ulusal yetkililer tarafından bazen örtük bazen de açık bir şekilde görmezden geliniyor. İnsan kaçırma, hırsızlık, gasp, işkence ve tecavüz gibi şiddet ve istismar vakaları da yaralanma ve travmaya neden oluyor.

Meksika mevzuatında öngörülen korumaya rağmen, göçmenler ve mülteciler sistematik olarak gözaltına alınıyor ve sınır dışı ediliyor. 2015 yılında, NTCA ülkelerinden gelen ve göçmen bürosu yetkilileri tarafından yakalanan insanların yaklaşık %98’i fiziksel ve ruhsal zarara maruz kaldı.

Tenosique göçmen sığınma merkezinde torunuyla birlikte MSF'nin psikososyal destek seanslarına katılan bir kadın.

Tenosique göçmen sığınma merkezinde torunuyla birlikte MSF'nin psikososyal destek seanslarına katılan bir kadın.

MSF ekipleri, Ocak 2013 – Aralık 2016 arasında NTCA ülkelerinden gelen göçmen ve mültecilerle gezici klinikler, göçmen merkezleri ve Meksika’da ‘albergue’ olarak anılan hostellerde toplam 33.593 tıbbi danışmanlık gerçekleştirdi.

MSF, bu çalışmalar yoluyla klinikte tedavi gören hastaların maruz kaldıkları ağır şiddetin yanı sıra insanların kendi ülkelerinde ve yol boyunca yaşadıkları ruhsal travmayı da ortaya koyuyor.

MSF ekipleri, çalışmaların başından bu yana göç yolu boyunca tedavi edilen ve destek sunulan insanlara resmi ve kurumsal düzeyde bir destek olmamasından dolayı endişelerini dile getirdi. 2015 ve 2016 yıllarında MSF; insanları NTCA ülkelerinden kaçmaya zorlayan nedenleri anlamak, tıbbi ihtiyaçları tespit etmek ve hassaslık kategorilerini belirlemek amacıyla tedavi ettiği hastalarla anket çalışması yaptı, tıbbi veri derledi ve tanıklıklar biriktirdi.

Yapılan anket ve toplanan tıbbi veri MSF’nin hastaları ve klinikleriyle sınırlı olsa da bu çalışma, Orta Amerika’dan gelen göçmen ve mülteciler üzerine yapılmış en kapsamlı çalışmalardan biri. Rapor; El Salvador, Honduras ve Guatemala’dan kaçan insanların maruz kaldığı ağır şiddeti belgeleyen kanıtlar sunduğu gibi Meksika’ya göç yolunda ihtiyaç duyulan sağlık hizmeti, destek ve korumaya da dikkat çekiyor.

MSF, 2015 yılında Meksika’da desteklediği tesislerde rastgele örneklem yoluyla 467 göçmen ve mülteciyle görüştü. MSF ayrıca 2015’ten 2016 sonuna kadar kliniklerden ek veri derledi. Çalışmanın öne çıkan bulguları şöyle sıralanabilir:

Ülkeden ayrılma nedenleri:

  • Görüşmecilerin neredeyse %40’ı (%39.2) ayrılma nedeni olarak kendilerine ya da ailelerine yönelik doğrudan saldırılar, gasp ve zorla çete üyesi olma baskılarını belirtti.
  • Görüşmecilerin %43.5’i son iki sene içinde şiddet nedeniyle bir yakınını kaybettiğini belirtti. Görüşülen El Salvadorluların yarısından fazlası (%56.2) son iki sene içinde bir yakınını kaybettiğini belirtti.
  • Yine El Salvadorluların %54.8’i şantaj ya da gasp mağduru olduğunu belirtti. Bu oran, aynı konuda Honduras ve Guatemala’dan gelen görüşmeciler arasında görülen oranın hayli üstünde.

Göç yolu boyunca karşılaşılan şiddet:

  • Meksika’ya giriş yapan göçmen ve mültecilerin %68.3’ü ABD’ye geçiş sırasında şiddete maruz kaldığını belirtti.
  • Görüşülen kadınların yaklaşık üçte biri yol boyunca cinsel istismara maruz kaldığını belirtti.
  • Görüşülen MSF hastaları; çeteler ve diğer suç örgütlerinin yanı sıra onları korumakla yükümlü Meksikalı güvenlik güçleri tarafından da şiddete uğradıklarını belirtti.

MSF kliniklerinde 2015’ten 2016 yılının sonuna kadar derlenen tıbbi veriye göre:

  • MSF’nin tıbbi danışmanlık sağladığı göçmen ve mültecilerin dörtte biri fiziksel yaralanmalar ve ABD yolunda meydana gelen kasti yaralamalara dayanan travmadan oluşuyor.
  • Cinsel şiddet mağduru 166 hastanın %60’ı tecavüze uğradığını, %40’ı ise cinsel saldırı ve zorla soyunma gibi aşağılayıcı muameleye maruz kaldığını belirtti.
  • 2015 ve 2016 yılı boyunca MSF’nın ruh sağlığı desteği sağladığı 1.817 göçmen ve mültecinin yaklaşık yarısı (%47.3) yol boyunca doğrudan fiziksel şiddete maruz kaldığını belirtirken, %47.2’si ise evlerinden kaçmaya zorlandığını belirtti.
Guatemala'dan gelen Ottoniel dördüncü kez Amerika'ya geçmeye çalışıyor. Yolculuğun eskisinden çok daha tehlikeli ve pahalı olduğunu söylüyor.

Guatemala'dan gelen Ottoniel dördüncü kez Amerika'ya geçmeye çalışıyor. Yolculuğun eskisinden çok daha tehlikeli ve pahalı olduğunu söylüyor.

MSF’nin 2015 ve 2016 yıllarında gerçekleştirdiği anketler ve ulaştığı proje verileri, insanların hem NTCA ülkelerinden kaçmadan önce hem de göç yolu boyunca mağdurlaştırıldıklarını açıklıkla ortaya koyuyor. MSF’nin belgelediği şiddet döngüsü, hükümetlerin göç ve iltica politikaları yoluyla göçmen ve mültecilerin ihtiyaçlarını görmezden geldikleri böylesi bir dönemde önemli bir hatırlatma niteliğinde.

NTCA ülkelerindeki şiddetten kaçan insanların göç yolunda kendilerini içinde buldukları insani krize rağmen ABD ve Meksika’da yapılan sığınma başvurularının sayısı oldukça düşük. Menşe ülkelerde ve göç yolu boyunca şiddet mağduru olan insanlar için etkili yasal koruma mekanizmaları geliştirilmelidir. Ancak NTCA ülkelerinden kaçan insanların çoğu Meksika ve ABD tarafından ekonomik göçmen gibi muamele görüyor. 2016 yılında El Salvador, Honduras ve Guatemala’dan kaçan yalnızca 4.000’e yakın kişiye sığınma başvurusunda bulunma hakkı tanınırken[2] Meksika NTCA’dan gelen 141.990 kişiyi sınır dışı etti. ABD’de ise 2015 yıl sonu Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği[3] (BMMYK) verilerine göre NTCA’dan gelen 98.923 kişi sığınma başvurusunda bulundu, ancak 2011[4] yılından bu yana yalnızca 9.401 kişiye sığınma hakkı tanındı.

Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) 60’ın üzerinde ülkede silahlı çatışma, salgın hastalık ve doğal afet durumlarından etkilenen veya sağlık hizmetlerinden mahrum bırakılan insanlara acil yardım hizmeti veren uluslararası bir bağımsız tıbbi insani yardım kuruluşudur. NTCA ülkelerinden gelen insanların maruz kaldığı şiddet, MSF’nin yıllardır faaliyet gösterdiği savaş bölgelerinde yaşananları (cinayet, insan kaçırma, devlet dışı silahlı grupların insanları zorla silah altına alma baskısı, gasp, cinsel şiddet ve zorla kaybetme) andırmaktadır.

MSF’nin raporunda yer alan bulgular, NTCA ülkelerinden kaynaklanan göçün ekonomik göçle sınırlı olmadığını ve daha büyük bir insani krizin söz konusu olduğunu ortaya koyuyor.

NTCA ülkelerinden ABD’ye ekonomik sebeplerle de göç eden kişiler bulunuyor, ancak bu raporda paylaşılan veriler hayatlarını kurtarmak için göç etmeye zorlanan insanların göç hikayelerine dikkat çekiyor. NTCA ülkelerinde başlayan, insanları kaçmaya zorlayan ve Meksika’daki göç yolu boyunca devam eden şiddet döngüsü, insanları sağlık hizmetine ve korumaya erişimden mahrum bırakıyor.

Meksika ve ABD hükümetlerinin bu insani kriz karşısında bölge ülkeleri ve uluslararası kuruluşların da desteğiyle; NTCA ülkelerindeki şiddetten kaçan insanlar için (sığınma, insani vize ve geçici koruma statüsü konusundaki) başvuru ve yasal koruma mekanizmalarını geliştirmeleri, NTCA ülkesi vatandaşlarını sistematik olarak sınır dışı etmeye derhal son vermeleri ve son olarak göçmen ve sığınmacıların sağlık hizmetlerine erişimini arttırmaya yönelik çalışmalar yapmaları gerekmektedir.

İngilizce yayınlanan raporun tamamına bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz:
Forced to Flee Central America's Northern Triangle: A Neglected Humanitarian Crisis

[1] The Geneva Declaration on Armed Violence and Development. Global Burden of Armed Violence 2015: Every Body Counts, Ekim 2015, 2. Bölüm, http://www.genevadeclaration.org/fileadmin/ docs/GBAV3/GBAV3_Ch2_pp49-86.pdf
[2] Kaynak: UNHCR MEXICO FACTSHEET. Şubat 2017.
[3] Regional Response to the Northern Triangle of Central America Situation. UNHCR. Erişim tarihi: 01.02.2017 http://reporting.unhcr.org/node/13944
[4] Kaynak: MSF’nin Amerika İç Güvenlik Bakanlığı verilerine dayanarak vardığı sonuç. Yearbook of Immigration Statistics 2015.

Yorum Yapın