Ruh sağlığı sorunları çok, uzman az: Lübnan'da bir çözüm deneyimi

Lübnan’da ruh sağlığı hizmetleri alanında dengesiz bir dağılım söz konusu, zira ruh sağlığı hizmetlerinin çoğu özel sektörce sağlanıyor, bu da en zor durumdaki grupların bu hizmetlere erişimini zorlaştırıyor. Birinci basamak sağlık hizmetleri alanı, devlet tarafından verilen ruh sağlığı hizmetlerini arttırıp genişletmeye, daha uzaktaki köy ve kasabalara da ulaştırmaya yetecek mali kaynağa sahip değil. Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) bu sorunları gidermeye yönelik bir adımla, 2017’nin sonlarında Trablusşam’da ve Akkar vilayetindeki El Abde’de bir Ruh Sağlığı Açığı Programı yürütmeye başladı.

Program Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından başlatılmıştı. Programı benimseyen Lübnan Halk Sağlığı Bakanlığı, birinci basamak sağlık hizmetlerini ruh sağlığı, nörolojik sorunlar ve madde kullanımı konusunda entegre bir tedavi paleti sunacak şekilde geliştirmeyi hedefliyor. Bu amaçla, bu hizmetleri anaakımlaştırıp ihtiyaç sahiplerinin bunlardan faydalanmasını kolaylaştırmak üzere, bu alanda uzman olmayan sağlık çalışanlarına destek, eğitim ve süpervizyon sağlanıyor.

“Çekmesi en zor hastalıklardan biri bu, ama umut var”

40 yaşında bir kadın olan Abir ruh sağlığı alanında yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Ruh hastalığı, çekmesi en zor hastalıklardan biri. Bütün organlarınızı etkiliyor; başı mı ağrıyor, taşıkardisi mi var, nefes mi alamıyor, söyleyemiyor insan. Ben birkaç ay boyunca bu şekilde yaşadım. Hayatım bitmiş gibi hissediyordum… Ama umut var, ben de çok ilerleme kaydettim. Önceden yemek yiyemiyordum, artık yiyebiliyorum. Uyuyamıyordum, şimdi uyuyabiliyorum ama geceleri hâlâ biraz korkuyorum; bir arkadaşımı kaybettim ve bu bende büyük bir travma oldu, herhalde onu unutamadığımdan dolayı korkuyorum.”

Abir, MSF’nin Kuzey Lübnan’daki kliniklerine ilk kez eşiyle birlikte gitmiş. Eşi halen bu kliniklerden birinde kronik hastalık tedavisi görüyor. Abir bir gün, kocasının tedavisini yapan doktora kendi sorunundan söz etmeye karar vermiş. Yapılan tıbbi muayenede belirtilerin fiziksel bir sebebi olmadığı görülünce Abir klinikteki psikoloğa yönlendirilmiş. Abir psikolojik destek seanslarına katılmaya başlamış ve bir yandan da eşinin doktoruna görünmeye devam etmiş, çünkü durumu, psikologla sürdürülecek destek seanslarının yanında, kronik hastalıkların tedavisini yapan hekim tarafından yazılacak ilaç tedavisini de gerektiriyor. Bu konuda tıp ekibi ve dışarıdan bir psikiyatrist işbirliği içinde çalışıyor.

Fotoğraf: Jinane Saad/MSF

MSF 2014’te Lübnan’daki kliniklerinde verdiği ücretsiz birinci basamak sağlık hizmetlerine ruh sağlığı alanındaki desteği de entegre etmişti. Bu kapsamda, kurumda çalışan psikologlar tarafından psikolojik danışmanlık hizmeti veriliyor. İlaç tedavisi gerektiren akut vakalarda ise MSF, hastaları başka kurumlara sevk ediyor.

Kuzey Lübnan’daki MSF kliniklerinde Ruh Sağlığı Programı nasıl uygulanıyor?

Kuzey Lübnan’daki Ruh Sağlığı Programı Süpervizörü Anaelle Saade, “Kuzey Lübnan’da ruh sağlığı alanındaki hizmetlerin yetersiz olması nedeniyle, bu alanda ciddi sorunları olan ve ilaç tedavisi görmesi gereken insanları sevk etmekte çeşitli sorunlarla karşılaştık,” diye anlatıyor. “Birçok kişi randevu alana kadar uzun zaman bekleme listesinde kaldı, ayrıca bazıları mesafe ve ulaşım maliyeti nedeniyle sağlık merkezlerine gitmekte zorlandı. Bu zorlukları aşabilmek için Ruh Sağlığı Açığı Programını uygulamaya karar verdik. Amacımız bu hizmetleri anaakımlaştırmak ve ihtiyacı olanların hizmete erişimini kolaylaştırmak.”

Lübnan’da bu programı uygulamak çok önemli, çünkü ruh sağlığı alanında çok az olan uzman insan kaynağını böylece arttırmak söz konusu.

DSÖ’nün Lübnan’da Ruh Sağlığı Sistemleri 2015 Raporu’na göre psikiyatrist sayısının 71 olduğu tahmin ediliyor, yani 100 bin kişiye 1,26 psikiyatrist düşüyor; psikologlar ise 193 kişi, bu da 100 bin kişiye 3,42 psikolog düşmesi demek.

MSF bu programı uygulamak için Halk Sağlığı Bakanlığı ile işbirliği yaparak MSF ile çalışan pratisyen hekimlere, ruh sağlığı sorunları olan hastalara ihtiyaç duyulan hallerde nasıl ilaç yazılacağı konusunda eğitim verdi. İlaçlar dışarıdan bir psikiyatristin gözetimi altında yazılıyor ve çalışma multidisipliner bir ekiple işbirliği içinde yürütülüyor.

MSF Kuzey Lübnan’daki kliniklerinde bu program çerçevesinde, hem psikolojik danışmanlık hizmeti veriyor hem de 18 yaşından büyük yetişkinlerde hafiften ağıra kadar depresyon, anksiyete, psikoz ve bipolar bozukluk için ilaç tedavisi uygulayabiliyor.

Umut veren sonuçlar

Ekim 2017 ile Ağustos 2019 arasında 166 hasta Ruh Sağlığı Açığı Programı’ndan faydalandı. Bu rakam, MSF’nin her iki klinikte ruh sağlığı programına kayıtlı hastalarının yüzde 15’ini oluşturuyor. Ruh Sağlığı Açığı Programı kapsamındaki hastaların yüzde 60’ı depresyon, yüzde 21’i akut anksiyete hastasıydı, geri kalan hastalarda psikoz, bipolar bozukluk ve başka psikolojik sorunlar vardı. Bu rakamlar en yaygın ruh sağlığı sorunlarını yansıtıyor.

Trablusşam’da MSF ile görev yapan psikolog Liliane Antonios, “Birinci basamak sağlık merkezlerinde bu programı uygulamaya başlayınca, hastaların durumunun kötüleştiğini görür görmez hemen ve hızla müdahalede bulunma imkanına kavuştuk,” diyor. “Bu sayede, ruh sağlığı bozukluklarının hastaların hayatı ve hayat kalitesi üstündeki etkisini ve risklerini azaltabildik. İyi örneklerden biri de Abir. Abir, sabrı ve tedaviye bağlılığı sayesinde çok zor bir aşamayı atlattı.”

Ruh Sağlığı Açığı Programı’nın başarıya ulaşmasının önkoşullarından biri, pratisyen hekimler, psikologlar, hemşireler ve sosyal çalışmacılardan oluşan multidisipliner bir ekibin işbirliği içinde, entegre şekilde çalışması. Bu çalışma şekli, sağlık ekibinin ruh sağlığı alanında sorun belirtilerini daha iyi yakalamasına ve hastalara daha kapsamlı bir hizmet sunmasına da katkıda bulunuyor. Sonuç olarak hastaların ruhsal durumu daha iyi oluyor ve bu, ilgili sağlık göstergelerine de yansıyor.

Fotoğraf: Jinane Saad/MSF

Ruh Sağlığı Programı’nda kronik hastalıklar doktoru olan Ayman Abed El Ghadi, “Ruh sağlığı alanında sorunları olan hastalarla çalışmaya başlayınca gördük ki aslında bizim kronik hastalarımızın birçoğunda, hem hayatlarını hem de kronik hastalığı olumsuz etkileyen psikolojik rahatsızlıklar da varmış,” diyor. “Şimdi ben bu psikolojik sorunları fark edecek yeterliliğe ulaştım, ve bunları tedavi edince hem ruh sağlığı hem de fiziksel sağlık alanında çok anlamlı ilerlemeler kaydedebildiğimizi gördük. Vakaları değerlendirmek ve bir tedavi planı çıkarmak için psikolog, psikiyatrist ve program sorumlusuyla işbirliği yapıyoruz. Gözetmenimiz olan psikiyatrist kliniği düzenli olarak ziyaret ediyor ve biz de ihtiyaç halinde konsültasyon için onunla temas kurabiliyoruz. Sunduğumuz hizmetlerin niteliğini korumamız için bu işbirliği çok önemli.”

Vurgulanması gereken önemli bir nokta daha var: MSF’nin bu deneyimine göre, söz konusu programı birinci basamak sağlık merkezlerinde uygulamak, sağlık hizmetine ihtiyacı olanları damgalanmaktan ve toplum tarafından dışlanmaktan, bundan utanmaktan korumaya yardım ediyor. Çünkü kronik hastalıkları tedavi eden ve bunlara karşı ilaç yazan da, ruh sağlığı desteği sunan ve psikiyatrik ilaçları veren de aynı doktor. Böyle olması hastanın yardım istemesini ve tedaviye devam etmesini kolaylaştırıyor. Programın en önemli olumlu etkilerinden biri bu.

Çok daha iyi olabilir

Program Sorumlusu Anaelle Saade, “Ruh Sağlığı Açığı Programı bize bu alandaki önemli bazı ihtiyaçları karşılama imkânı sağladı, fakat hâlâ bazı ağır vakaları tedaviye ulaştırmakta güçlük çekiyoruz,” diyerek şöyle açıklıyor: “Mesela intihar girişiminde bulunan ve acilen hastaneye yatırılması gereken kişileri ve psikiyatristin müdahale etmesi gereken vakaları çözmekte zorlanıyoruz, çünkü burada sürekli bakım sağlayacak bir sevk sistemi yok. Biz birinci basamak sağlık hizmeti vermekte olduğumuz Hermel ve Arsal gibi ücra bölgelerde de bu programı uygulamaya başladık. Ancak olumlu etkinin sınırlı kalmaması için Lübnan’ın 2015-2020 Ruh Sağlığı Stratejisi’ne uygun olarak tüm ülkede, uzman olmayan birinci basamak sağlık hizmetleri çerçevesinde ruh sağlığı bozuklukları tedavi programlarının geliştirilmesi şart.”

MSF Lübnan’da ilk kez 1976’da, Lübnan İç Savaşı sırasında acil yardım çalışmaları kapsamında görev yaptı. Lübnan, MSF’nin bir silahlı çatışma ortamında çalıştığı ilk ülkeydi. Kuruluş bugün Lübnan’ın 13 yerinde ücretsiz sağlık hizmeti veriyor. Bu noktalarda MSF kronik hastalık tedavisi, üreme sağlığı, ruh sağlığı ve anne-çocuk sağlığı alanlarında faaliyet gösteriyor. İkinci basamak sağlık hizmetlerinde ise Lübnan’ın yerel toplumunun ihtiyaçları doğrultusunda çocuk sağlığı ve acil olmayan (isteğe bağlı) ameliyat hizmetleri sunuluyor.

*Ana sayfa görseli: Jinane Saad/MSF

Yorum Yapın