Söyleşi: Orta Akdeniz'de neler oluyor?

2 Eylül 2020 – MSF, Sea-Watch ile işbirliği halinde, 15 Ağustos 2020'de Sea-Watch 4 gemisiyle  Orta Akdeniz'de arama kurtarma operasyonlarına geri döndü. Sea-Watch 4 ve gemideki 353 kişi için nihayet 1 Eylül’de, yani ilk kurtarma operasyonundan tam 11 gün sonra, güvenli bir liman belirlendi.

MSF danışmanı Hassiba Hadj-Sahraoui bu söyleşide, arama kurtarma faaliyetleriyle ilişkili olarak AB göç politikaları ve sorumluluk paylaşımına dair genel bir bakış sunuyor.

Şu anda Orta Akdeniz'de neler oluyor?

“Akdeniz’de durum çok vahim. Son 11 günde Avrupa devletlerinin insanları nasıl boğulmaya mahkum ettiklerine ve kurtarma çalışmalarını engellediklerine şahit olduk. Şu ana kadar 2020'de Orta Akdeniz'de yaklaşık 400 kişi öldü. Bunun olmasına nasıl izin verilebildiğini anlamak zor, ama durum bu. Daha iki hafta önce 45 kişi bir teknenin batması sonucunda hayatını kaybetti. Sadece birkaç gün önce, botla Akdeniz’i geçmeye çalışan insanlar, içlerinden dört kişinin boğulmasını izledi. Yaklaşık 400 kişi güvenli bir liman beklerken mahsur kaldı, bazen günlerce, bazen haftalarca. Bir petrol tankeri olan Etienne adlı ticari bir gemi tarafından kurtarılan 27 kişi, Malta’nın emriyle dört haftaya yakın öylece bekletildi.

İnanılır gibi değil ama devletler artık ticari gemilere ve STK gemilerine kurtarma işlemlerine yardımcı olmaları için talimat veriyor, ancak sonrasında güvenli bir liman sağlamayı reddediyorlar.

Bunlar, kasıtlı bir “hayat kurtarmama” politikasının sonucu. Malta ve İtalya son aylarda, kendi arama ve kurtarma bölgelerindeki lastik botlardan acil durum çağrıları almalarına rağmen Akdeniz'in sorumlulukları altındaki bölgelerinden gelen bu çağrıları görmezden gelip kurtarmaları erteliyorlar. Ancak, Malta ve İtalya AB içinde sorumluluktan kaçma konusunda yalnız değil. Devletlerin başarısızlığı, sivil toplum kuruluşlarını (STK) bu boşluğu doldurmaya ve arama kurtarma yapmaya itti. Ancak gemilere el konulması ve belirsiz idari engeller nedeniyle şu anda denizde kurtarma yapan neredeyse hiç kimse yok. Şu anda Orta Akdeniz'de faaliyet gösteren arama kurtarma gemileri Sea-Watch 4 ve Banksy tarafından finanse edilen Louise Michel’den ibaret."

Sea-Watch 4 gemisi şu ana kadar nelerle karşılaştı?

“MSF, Sea-Watch ile birlikte 11 gündür Sea-Watch 4 gemisiyle denizde kurtarma operasyonlarına geri döndü. Gördüklerimiz utançtan başka bir şey değil. 31 Ağustos Pazartesi akşamı nihayet, kurtarılan 353 kişiyi en yakın güvenli yer olan İtalya'nın Palermo kentinde tahliye edebileceğimiz bilgisini aldık. Kurtarma çalışmalarına döndüğümüzden beri, başta Malta ve İtalya olmak üzere, devletlerin kirli taktikler kullanarak acil durum çağrılarını görmezden geldiklerini, sorumluluğu ticari gemiler ve STK arama kurtarma gemilerine attıklarını görüyoruz.

İlk kurtarmamızı 22 Ağustos'ta uluslararası sulara ulaştıktan sonraki ilk saatler içinde Libya açıklarında gerçekleştirdik. Bunu, sonraki günlerde iki kurtarma daha izledi. Güvenli bir yer için defalarca çağrıda bulunmamıza rağmen herhangi bir cevap almadık.

İnanılır gibi değil ama devletler artık ticari gemilere ve STK gemilerine kurtarma işlemlerine yardımcı olmaları için talimat veriyor, ancak sonrasında güvenli bir liman sağlamayı reddediyorlar. Malta, geçen hafta sonu (29-30 Ağustos 2020), Sea-Watch 4'e Louise Michel'den kurtarılan kişileri nakletme talimatı verdi. Maltalı denizcilik yetkilileri daha sonra çağrılarımızı görmezden geldi. Aynı Malta yaklaşık bir ay önce, Etienne gemisine insanları kurtarması talimatını verip insanları haftalar boyunca gemide bekletmişti."

Sea-Watch 4'te görev yapan MSF tıbbi ekibi ne gibi durumlara tanıklık ediyor?

"Deniz tutması, dehidrasyon ve uyuzun yanı sıra kimyasal yanıklar da görüyoruz. Yanıklar, benzin ve deniz suyunun zehirli karışımından kaynaklanıyor. Kurtarılan bir genç, o kadar kötü yanmıştı ki, tıbbi tahliye ayarlamak zorunda kaldık. Ekiplerimiz Libya'da uygulandığı çeşitli raporlarda belgelenmiş taciz, işkence ve kötü muameleye maruz kalmış kişilerin kırık uzuvlarını ve travma yaralanmalarını da tedavi ediyor.

Genç bir çocuk, 2 gün önce kurtarıldığı teknede benzin ve tuzlu suya maruz kalmanın neden olduğu yakıt yanıkları nedeniyle SeaWatch4'ten tahliye edildi. MSF hastayı stabilize etti, ancak durumunun ciddiyeti gemideki acil durum müdahale kapasitesini aşıyordu. 26 Ağustos 2020 @Chris Grodotzki/Sea-Watch

Gemide katı COVID-19 protokolleri uyguluyoruz, öksürük veya yüksek ateş gibi olası semptomları olan herkese özellikle dikkat ediyoruz. Ve izole olmalarını sağlıyoruz. Hem mürettebat hem de kurtarılan kişiler düzenli olarak ellerini yıkıyor ve yüz maskesi takıyor."

Louise Michel gemisiyle ne yaşandı?

“28 Ağustos Cuma günü, Louise Michel kalabalık bir lastik bot gördü, botta 130 kişi vardı. Bottaki insanlar, Louise Michel gemisine, içlerinden dört kişinin boğulduğunu söyledi. Louise Michel mürettebatı bir cesedi sudan çıkarabildi. Louise Michel yalnızca 30 metre uzunluğunda ve gemide zaten daha önce kurtarılmış 89 kişi vardı, yani doluydu. Botun görülmesinden ve hiçbir devletin yanıt vermemesinden altı saat sonra, Louise Michel'in insanları gemiye almaktan başka seçeneği kalmamıştı. Gemi hareket edemeyecek kadar dolduğunda bir cankurtaran botu kullandılar. 29 Ağustos Cumartesi günü Louise Michel, tekrar yardım çağrısı yaptı ve Sea-Watch 4 bu çağrıya yanıt verdi.

Sonunda, İtalyan yetkililer en hassas durumdaki insanların 49'unu alarak yardım ettiler: çocuklar ve ağır hamile olanlar da dahil olmak üzere kadınların bazıları ve acil tıbbi desteğe ihtiyacı olan kişiler Lampedusa limanına götürüldü. Malta yetkilileri, Sea-Watch 4'e Louise Michel'de kalan 152 kişiyi gemiye alması talimatını verdi. Ancak Malta, grubun transfer edilmesi için güvenli bir liman tahsis etmedi. Ve bunun için yapılan çağrıları görmezden geldi."

Sea-Watch 4, güvenli liman çağrısını nasıl yaptı?

“Bir kurtarma, ancak kurtarılmış kişiler güvenli bir yere indirildiğinde tamamlanmış sayılabilir. 23 Ağustos Pazar günü Malta ve İtalyan yetkililere güvenli bir liman talep etmek için yazdık. Sea-Watch 4, Almanya bandıralı olduğu için Almanya'yı da resmi çağrımızla ilgili bilgilendirdik. Talebimizi Malta yetkililerinin Louise Michel'den kurtarılan kişileri transfer etmemizi istemesinden sonra da sürekli yineledik.

Malta yetkilileri bizi sürekli olarak görmezden geldi ya da olumsuz yanıt verdi. İtalya yanıt vermekte yavaş davrandı. 28 Ağustos Cuma günü İtalyan yetkililer bizden gemide aile, refakatsiz çocuk ve acil tıbbi vaka olup olmadığına dair daha fazla bilgi istedi. Bu bize arzu ettiğimiz yönde konuşmalar olduğunu düşündürdü, ancak kurtarılan insanları ne zaman ve nasıl indirebileceğimiz konusunda hiçbir şey kesin değildi. Hepimizin aklının bir köşesinde, haftalardır denizde bekletilen Etienne gemisi örneği vardı."

Neden sorumluluğun çoğunu sürekli İtalya ve Malta’nın alması gerekiyor?

Aslında AB üyelerinin tümüne sorumluluk düşüyor. Sorumluluktan kaçanlar İtalya ve Malta'ya da yardım etmekten kaçmış oluyorlar. Örneğin İtalya, geçtiğimiz aylarda Lampedusa limanına gelen yüzlerce göçmen ve sığınmacı konusunda ne yapması gerektiğine dair tamamen yalnız bırakıldı. Güvenli liman söz konusu olduğunda ise, bu limanın en yakında ve limana yanaşıldıktan sonra yetkililerin insanların koruma ihtiyaçlarını değerlendirebilecekleri bir yer olması gerekir. Bu nedenle, örneğin Marsilya limanından gelen cömert teklifi geri çevirmek durumunda kaldık, çünkü insanları oraya ulaştırmak için günlerce seyahat edemezdik. Fransa ve diğer Avrupa devletleri şunu yapabilir: kurtarılan insanların bir kısmını yeniden yerleştirmeyi üstlenerek İtalya'ya destek olabilir."

Peki bundan sonra ne olacağını düşünüyorsunuz? Ya COVID-19?

"Bir tıbbi insani yardım kuruluşu olarak COVID-19 kaynaklı risklerin tabii ki farkındayız. MSF, İtalya dâhil 70'den fazla ülkede COVID-19 salgınına müdahale etti. Gerekli tüm önlemlerin alınması ihtiyacını destekliyoruz. Bu nedenle, gemide çok katı COVID-19 protokolleri uyguluyoruz. Ve bizden güvenli bir limana getirdiğimiz insanları karantinaya almamız istenirse, temel koşullar sağlandığı sürece, bunun kabul edilebilir bir önlem olduğuna inanıyoruz.

Ana sayfa görseli: 23 Ağustos 2020 sabahı, Sea-Watch 4 ekibi kalabalık bir bottan 97 kişi kurtardı. Botta bulunan kadın, erkek ve çocuklar Libya'dan 30 deniz mili uzakta uluslararası sularda tespit edilmişti. @Hannah Wallace Bowman/MSF

Kabul edilemez olan, yakın geçmişte gördüğümüz gibi, gemilere iyi bir sebep olmaksızın veya uydurma mazeretlerle el konmasıdır. Örneğin, denizcilik yetkililerinin emirlerine uyduğumuz için böyle olmasına rağmen gemide çok fazla insan olduğu söylenebiliyor."

MSF neden ısrarla insanları Avrupa'ya götürmek istiyor? Libya'ya geri götürülemezler mi?

"Kısa cevapla başlayalım. İnsanları Libya'ya geri göndermek yasadışıdır. Neden? Libya kesinlikle güvenli bir yer olmadığı için. Bu gerçek, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ve Uluslararası Göç Örgütü (IOM) tarafından tekrar tekrar vurgulanmıştır.

MSF Libya'da Trablus, Misrata, Zintan ve Beni Walid'de projeler yürütüyor. Buralarda göçmenlerin, mültecilerin ve sığınmacıların sadece gözaltında değil, insan tacirleri tarafından da istismar edildiklerini görüyoruz. İşkence, kötü muamele ve zorla çalıştırma da söz konusu.

Yılın başından beri yaklaşık 8.000 kişi Libya Sahil Güvenliği tarafından alıkonup Libya'ya 'geri itildi', ama bunu hiç konuşmuyoruz. Bunu yapan, AB tarafından desteklenen ve eğitilen Libya Sahil Güvenliği.

Yakın zamanda Libya kıyılarında bir teknenin batması sonucunda en az 45 kişi hayatını kaybetti. Ekiplerimiz, hayatta kalan ve Libya'ya geri götürülen bazı insanlarla görüştü. Hikâyeleri yürek yakıcıydı.

Uzun cevaba gelecek olursak, Libya güvenli bir yer değil ve insanları Libya'ya geri göndermek uluslararası hukuka aykırı. Bu, Libyalı yetkililerle ilişki kurmadığımız anlamına gelmiyor, bunu yapıyoruz. Şu anda güvenli liman için tek seçenek, denizin karşı tarafındaki komşu kıyı devletleri. Bunun arkasında ideoloji yok, sebebi coğrafya. Akdeniz'e ve STK'lar tarafından yürütülen kurtarma çalışmalarına gösterilen ilgi, bizi asıl meseleye odaklanmaktan uzaklaştırıyor, işte bundan endişe ediyoruz. Peki asıl mesele nedir? Yılın başından beri yaklaşık 8.000 kişi Libya Sahil Güvenliği tarafından alıkonup Libya'ya 'geri itildi', ama bunu konuşmuyoruz. Bunu yapan, AB tarafından desteklenen ve eğitilen Libya Sahil Güvenliği."

Arama kurtarma konusunda kim sorumluluk almalı?

“Yine insan elinden çıkma bir felakete, politikanın neden olduğu bir felakete tanık oluyoruz. Avrupa devletleri sorumluluk almalı. İtalya ve Malta; insanları kurtarma, güvenli liman tahsis etme ve yardım sağlama konusunda yasal yükümlülüklerini yerine getirmekte başarısız, evet. Ama gelin, açık konuşalım: bu sorumluluk yalnızca bu iki ülkeye ait değil. Her bir Avrupa devletinin oynayabileceği bir rol var; sorumluluğu paylaşmak için somut çözümler sunmak ve denizde bir arama-kurtarma mekanizması kurmak.

Avrupa devletleri göçmenlerin, mültecilerin ve sığınmacıların hayatlarıyla oynuyor. Hayat kurtarmaktan bahsederken ahlâki ve yasal yükümlülüklerden bahsetmek zorundayız. Avrupa devletleri, denizde yeterli arama ve kurtarma kapasitesi oluşturmalı ve acil durum çağrılarına yanıt vermelidir. Amasız, fakatsız davranılmalı, acımasız sonuçlar doğuran çekişmeler sona ermelidir. Devletler topu birbirine atmaktan vazgeçmelidir. Bu, devletlerin işbirliği içinde yürüteceği, kurtarılan insanları en yakın güvenli yere ulaştırmaya dayanan öngörülebilir ve sürdürülebilir bir arama kurtarma mekanizması ile fevkalade mümkündür."

Ana sayfa görseli: Kurtarılan bir kişi, Sea-Watch 4'ten denizi izliyor. @Hannah Wallace Bowman/MSF

Yorum Yapın