Zor kararlar: Libya'daki gözaltı merkezlerinde sağlık hizmeti sunmak

 

Abu Salim Gözaltı Merkezi, Libya. Fotoğraf: Guillaume Binet/Myop.

Libya’da göçmenler ve mülteciler keyfi olarak gözaltına alınıyor ve sağlık hizmetine erişimin güvence altında olmadığı, denetlenmeyen gözaltı merkezlerinde tutuluyorlar. Tıbbi yardım ancak, yaygın şiddet ve güvenlik sorunlarına rağmen ülkede varlık gösterebilen Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) gibi bir avuç insani yardım kuruluşu ya da Birleşmiş Milletler kurumları tarafından sağlanıyor.

İnsanlara acı veren, istismarcı bir gözaltı sistemi içinde çalışırken zarar verme ihtimali her zaman vardır, bu da yardım görevlileri için etik sorunlar doğurur. MSF, özgürce çalışabilmek, erişim, kabul görme, hastaların ihtiyaçlarını karşılamak için yapılan müdahalelerin sınırlanması gibi konularda bir takım ikilemlerle karşı karşıya bulunuyor.

İlk olarak, sağlık hizmeti verebilmenin yetkililerden alınacak onaya bağlı olduğu hapishane gibi yerlerde hastalara kısıtlama olmadan erişmek çok zor. Parçalanmış durumdaki Libya’da, bazı gözaltı merkezleri diğerlerine göre İçişleri Bakanlığı’nın daha sıkı kontrolü altında. Belli bölgeleri kontrol altında tutan silahlı gruplar ve milis kuvvetleri, bu bölgelerdeki gözaltı merkezlerini de fiilen yönetiyor. Güç dengeleri değiştikçe gözaltı merkezlerinin idaresi de hızla ve beklenmedik bir şekilde değişiyor. Ve bu, akademisyenlerle gözlemcilerin bir süredir bildirdiği üzere, yetkililerle kaçakçılık şebekeleri arasındaki sınırlarının belirsiz olduğu bir ortamda yaşanıyor.[1]

MSF, gözaltı merkezinde tutulanlara ulaşmak için müzakerelerde bulunmak ve hastaları silahlı muhafızların önünde tedavi etmek zorunda bırakılıyor. Doktorlara, hastalar arasında öncelik belirlemek ya da hangilerinin muayene ve tedavi edileceğine bağımsız karar vermek için her zaman tam serbestlik verilmiyor. Bazı gözaltı merkezlerinde insanlar MSF’den saklanıyor. Resmi kayıtlar ya da kurallara uygun bilgi kaydı olmadığı için, insanlar gözaltı merkezine girdikten sonra onlara ne olduğunu takip etmenin hiçbir yolu yok. Bu yüzden hastaları yakından takip edip tedavinin sürekliliğini sağlamak son derece zor. İnsanlar bir anda farklı gözaltı merkezlerine nakledilebiliyor ya da gizli tutulan yerlere gönderilebiliyor. Bazı hastalar geride hiçbir iz kalmaksızın ortadan kayboluyor.

Tüm bunlar MSF’nin sağladığı sağlık hizmeti kalitesini belirgin şekilde olumsuz etkiliyor. Sağlık ekiplerimiz, özellikle tüberküloz (verem) hastalarının ilaç tedavisinin sürekli aksamasından dolayı, bulaşıcı hastalıkların gözaltı merkezlerinde yayılmasından endişe duyuyor. Tüberküloz tedavi edilmez ya da tedavi yarıda kesilirse yayılabilir ve ilaçlara dirençli hale gelebilir. Bu da gözaltı merkezlerinin hem içinde hem de dışında halk sağlığı için ciddi bir tehlikedir.

İkinci olarak, erişime izin verildiği zaman MSF’nin de gözaltı sisteminin bir parçası olarak algılanması riski bulunuyor. MSF personelinin varlığı, insanların kanunsuz bir şekilde keyfi olarak gözaltına alındığı, zarara uğratıldığı ve istismara maruz bırakıldığı bir sisteme saygınlık ve yasallık kılıfı giydiriyor gibi görünebilir. Bunu önlemek için MSF, Libya’daki mültecilerin, sığınmacıların ve göçmenlerin keyfi olarak gözaltına alınmasına son verilmesi için açık çağrılarda bulundu. MSF ayrıca Avrupa devletlerinin Libya kıyılarını “kapatma” ve kişileri endişe verici seviyede şiddete ve suiistimale maruz kaldıkları bir ülkede “durdurma” yönündeki göçmen politikalarını kınadı.

Üçüncü olarak, doktorların çözmeye çalıştığı sağlık sorunlarına yol açan şey, insanların tutulduğu ortamın tam da kendisi olduğu zaman MSF’nin müdahalelerinin anlamı ve etkisi sınırlı kalıyor. MSF gözaltına alınanlarda çoğunlukla solunum yolu enfeksiyonları, akut sulu ishal, deri hastalıkları ve idrar yolu enfeksiyonlarını tedavi ediyor. Bunlar, sürekli ya da yeterli tıbbi yardım alamamanın, gözaltı merkezlerinin insanlık dışı ve onur kırıcı şartlarının doğrudan sebep olduğu ya da bunlardan dolayı kötüye giden sağlık sorunlarıdır.

Yüksek oranda görülen deri enfeksiyonları ve uyuz, bitlenme, pirelenme gibi sorunlara karşı yapılan geniş çaplı müdahaleler ancak kısa süreli çözüm sağlıyor çünkü gözaltı merkezlerindeki şilteler ve örtüler kısa zaman içinde yeniden parazit doluyor. MSF hastaları özel hastanelere sevk edebilse de bu ancak, yetkililere tedavinin tamamlanmasının ardından kişilerin gözaltı merkezine geri getirilmeleri teminatı verilmesiyle mümkün oluyor. Doğum için hastaneye sevk edilen hamile kadınların, yeni doğan bebekleriyle gözaltı merkezine geri götürülmesi zorunlu tutuluyor.

Keyfi olarak gözaltına alınmak ruh sağlığını doğrudan etkiliyor. İnsanlar ne kadar süreyle hapis kalacaklarını ve hatta hapis sürecinin sona erip ermeyeceğine dair bilgileri olmaksızın hapsediliyor. Başlarına gelecekler konusunda endişe ve korku duyuyorlar ve hâlâ hayatta olduklarını sevdiklerinin bilmesini istiyorlar, ancak dış dünyayla neredeyse hiçbir irtibatları bulunmadığı için bu mümkün olmuyor. Birçok hasta intihar etmeyi düşünüyor, uyumakta zorluk çekiyor, travma sonrası stres bozukluğu belirtileri gösteriyor ve panik atak, depresyon ve anksiyete yaşıyor. MSF sıklıkla, psikiyatrik sorunları yatarak tedavi gerektiren hastalarla karşılaşıyor ve bu sorunların çoğu zaman olumsuz şartlarda hapsedilmekten kaynaklandığı ya da bu yüzden ağırlaştığı anlaşılıyor.

Libya’nın Trablus kentinin yaklaşık 60 kilometre batısındaki Sorman Kadın Gözaltı Merkezi’nde alıkonan kadınlar. Fotoğraf: Guillaume Binet/Myop.

Gözaltına alınan çok sayıda mülteci, göçmen ve sığınmacı, ülkelerinden gelirken yaptıkları ıstıraplı yolculuk sırasında ve Libya’da bulundukları süre içinde zaten son derece yüksek düzeyde şiddete ve istismara maruz kalıyor. Cinsel şiddete, işkence ve kötü muameleye maruz bırakılan, insan kaçakçılığı şebekelerinin eline düşen pek çok kişi var. En kırılgan durumda olanlar, çocuklar (bunlardan bazılarının yanında ebeveyni ya da onu koruyacak bir yetişkin yok), hamile ya da emziren kadınlar, yaşlılar, zihinsel engeli bulunan ya da ciddi sağlık sorunları yaşayan insanlar. Kırılgan durumda ve korunmaya muhtaç olmalarına rağmen yardım alma seçenekleri sınırlı ve çoğu zaman gidebilecekleri güvenli bir yer yok.

Ekiplerimiz, düzenli ziyaretlerde bulunan gezici kliniklerde birinci basamak sağlık hizmeti sağlayarak ve hayat kurtaran sevk hizmetleri sunarak, Libya’da alıkonan insanların tıbbi tedaviye erişim imkanını artırmaya, acıları dindirmeye uğraşıyor. MSF, zor durumdaki insanlara yardım eli uzatmanın yanı sıra, Avrupa’nın göç akışını durdurmak ve insanları gözden uzaklaştırmak amacıyla uyguladığı, insan hayatını giderek daha fazla tehlikeye atan politikaları karşısında, bu insanların ne kadar ağır bir şiddete maruz bırakıldığını ve nasıl insanlık dışı şartlarda tutulduğunu duyurup, durum hakkında farkındalık oluşturmaya çalışıyor. Durumu takip etmeye ve Libya’da elimizden gelenlerin, eksikliklerine ve getirdiği sakıncalara ağır basıp basmadığını değerlendirmeye devam edeceğiz; bu arada vermek zorunda kaldığımız tavizler ve böyle zor ve kısıtlayıcı şartlar altında sunabileceğimiz sağlık hizmetinin kısıtlılığı konusunda şeffaf olmayı sürdüreceğiz.

[1] “Only God can stop the smugglers”: Understanding human smuggling networks in Libya, CRU (Hollanda Uluslararası İlişkiler Enstitüsü [Clingendael] Çatışma Çözümleme Birimi) raporu, Şubat 2017.


Bu yazı Sınır Tanımayan Doktorlar'ın 2017 Uluslararası Faaliyet Raporu'ndan alınmıştır. Raporun Türkçe'si yayına hazırlanmakta olup, İngilizce aslının tamamına bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

Yorum Yapın