Yunanistan ve AB makamları Yunan adalarında tutulanları görmüyor

5 Eylül 2019 – Avrupa’da güvende olma arayışındaki 24 bin erkek, kadın ve çocuk, Yunan adalarında korkunç şartlar altında tutuluyor. Uluslararası tıbbi insani yardım kuruluşu Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), bu insanların Yunanistan ve Avrupa makamlarınca kasıtlı olarak görmezden gelindiğine işaret ediyor. Kırılgan durumdaki binlerce insanın iyi olma halini ciddi şekilde olumsuz etkileyen bu kriz, kabul sisteminin hatalı olması, korunma mekanizmalarının noksanlığı ve sağlanan hizmetlerin yetersiz kalmasından kaynaklanıyor. MSF’ye göre durum, Avrupa Birliği’nin (AB), insanları bulundukları yerde durdurmaya ve caydırmaya dayanan göç yaklaşımının başarısız olduğunun kanıtı.

Sürdürülebilir olmaktan uzak bir çözüm

MSF 4 yıldır Yunan adalarında çalışıyor. Adalarda mültecilere yönelik tıbbi ve insani yardım faaliyetleri hâlâ büyük ölçüde, devletin yerine getirmesi gereken sorumlulukları üstlenen gönüllü kuruluşlarca yürütülüyor. Bugün MSF bir kez daha faaliyetlerini genişletmek durumunda kaldı: Midilli, Sisam ve Sakız adalarında MSF her gün, diğer gönüllü gruplar ve sivil toplum kuruluşlarıyla koordinasyon içinde yüzlerce muayene gerçekleştiriyor. MSF göçmen nüfusu için su ve tuvalet altyapı imkânını arttırıyor ve düzenli olarak temel yardım malzemeleri dağıtıyor.

MSF’nin Yunanistan Temsilcisi Tommaso Santo, Yunan adalarındaki durumun yeni bir acil durum olmadığına dikkat çekerek şöyle dedi: “Mültecilerin vardığı yerlerin aşırı kalabalık olması politikaların ortaya çıkardığı bir kriz ve bu kriz binlerce erkek, kadın ve çocuğun yıllar boyunca her gün zarar görmesine sebep oluyor. Sığınmacılar berbat şartlar altında Yunan adalarına hapsedileli 3 yıldan fazla zaman geçti. Yunanistan ve AB makamlarının, Avrupa’ya yeni göçmenlerin gelmesini engellemek, onları caydırmak için bu utanç verici kabul felaketinden medet umduğunu mu düşünmeliyiz? Yeni gelenlerin sayısında son dönemde kaydedilen ani artış bu geçici ‘çözüm’ün sürdürülebilir olmadığını ve insanlara zarar vermeye devam ettiğini gösteriyor.”

Çocuk ruh sağlığı

Deniz yoluyla Yunanistan’a gelenlerin sayısı 2016’dan bu yana görülmemiş rakamlara ulaşırken, MSF’nin Midilli Adası’ndaki çocuk ruh sağlığı ekipleri, Temmuz ayında getirilen çocuk hasta sayısının diğer ayların iki katına çıktığını bildirdi. Temmuz ve Ağustos aylarında 73 çocuk, ruh sağlığı destek ekiplerimize getirildi. İçlerinden üçü kendini öldürmeye çalışmıştı, 17 çocuk ise kendine zarar veriyordu. Bu 73 çocuktan 10’u 6 yaşından küçük, en küçükleri ise daha 2 yaşında.

9 yaşındaki Fatima ailesinin kalan üyeleriyle beraber Yunanistan’ın Midilli Adası’ndaki Moria Kampı’nda bir konteynırın 4 metrekarelik kısmında yaşıyor. Fatima yürüyemiyor, çünkü ülkesi Afganistan’da bir bomba patlamış ve Fatima bacağından yaralanmış. Patlamada 4 yaşındaki oğullarını kaybeden aile, Fatima’nın daha iyi tedavi görebilmesi için önce Türkiye’ye, sonra Yunanistan’a gelmiş. İhtiyaç duyduğu tedaviyi görebilmesi için, kırılgan durumdaki tüm mülteciler gibi Fatima’nın da adadan Yunanistan anakarasına nakledilmesi gerekiyor. @Anna Pantelia/MSF

MSF’nin Midilli’deki ruh sağlığı çalışmalarının direktörü Katrin Brubakk, “Giderek daha fazla çocuk oyun oynamayı bırakıyor, kâbus görüyor, kaldığı çadırdan dışarı çıkmaya korkuyor. Çocuklar yaşamaktan uzaklaşmaya başlıyor. Kimileri konuşmayı tamamen bırakıyor. Zaten aşırı kalabalık olan kampların daha da kalabalıklaşması, şiddetin tırmanması ve güvenlik sağlanamaması nedeniyle çocukların durumu her gün daha kötüye gidiyor. Kalıcı hasarları önlemek için bu çocukların derhal Moria Kampı’ndan çıkarılması gerekiyor.” diyor.

Uzmanlık gerektiren tedavi ihtiyacı

MSF’nin çocuk kliniğinde karmaşık ve kronik sağlık sorunları olan yaklaşık 100 çocuk var. İçlerinden bazıları ciddi kalp sorunları, diyabet ve epilepsisi olan küçük çocuklar, ayrıca savaş yaraları olanlar da bulunuyor. Bu çocukların hepsinin uzmanlık gerektiren tıbbi tedaviye ihtiyacı var ve hepsi de bunun için anakaraya götürülmeyi bekliyor.

MSF’ye göre Sisam Adası’ndaki Vathi Kampı’nda durum kesinlikle sürdürülebilir değil. 650 kişi için tasarlanmış alanda 5 bin kişi kalıyor ve buradaki insanların çoğunluğu kampın dışında, “Cangıl” denen alanda yaşıyor. Koruma tedbirleri alınmaması ve temel hizmetlerin noksanlığı insanları yeniden travmatize olma riskiyle karşı karşıya bırakıyor; taciz, cinsel saldırı ve diğer şiddet biçimlerinin yaşandığına dair bildirimler artıyor.

Yunanistan Hükümeti kısa süre önce kırılgan durumdaki yaklaşık 1.500 kişinin Midilli’den anakaraya transferini gerçekleştirdi. Ancak MSF, göçmenleri bu kez Yunanistan anakarasındaki çadırlara taşımanın, aşırı kalabalığa ve bunun insanların iyi olma hali üstündeki olumsuz etkisine karşı etkili bir tedbir olmadığı görüşünde. Kırılgan durumda olduğu resmen tanınmış en az 2 bin 500 kişi, uzmanlık gerektiren bakım alabilmek için başka bir yere nakledilmeye hak kazandıkları halde hâlâ Midilli’de tutuluyor. Üstelik bu rakama, kırılgan durumda olduğu henüz resmen tanınmamış ama tanınabilecek olan binlerce kişi dâhil değil.

Acilen atılması gereken adımlar

MSF Yunanistan Hükümetini, AB’yi ve AB üyesi ülkeleri sorumluluklarına uygun davranmaya ve bu kabul edilemez, zarar verici duruma bir son vermek için şu adımları hayata geçirmeye davet ediyor:

  • Çocukları ve adalarda en kırılgan durumda bulunan insanları derhal tahliye ederek Yunanistan anakarasında ve/veya diğer Avrupa ülkelerinde güvenli ve uygun barınma imkânlarına kavuşturun.
  • İnsanların ihtiyaç duyduğu fiziksel sağlık ve ruh sağlığı desteğini bir an evvel alabilmesi için Yunanistan’daki kabul merkezlerinde bulunan sağlık çalışanlarının sayısını acilen arttırın.
  • Adalarda tekrar tekrar yaşanan ve bugün de binlerce insanın acı çekmesine ve zarar görmesine sebep olan aşırı kalabalıklaşma sorununun hiç yaşanmaması için derhal hızlı ve sürdürülebilir mekanizmalar kurun ve bunları uygulayın.
  • İnsan onurunu korumak, daha fazla acı çekilmesini önlemek ve temel haklara saygı göstermek adına, mevcut durdurma politikasına derhal son verin.

Yorum Yapın