Fotoğraf: Spencer Platt/Getty Images

“Acil” kelimesi, ilk olarak büyük çaplı afetleri, depremleri ve savaşları akla getirir. Ancak Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), medyada yer almayan, arka plana atılan konularda da çalışır ve özellikle otoritelerce göz ardı edilmiş insanların sorunlarına odaklanır. Bu kişiler seks işçileri, sokak çocukları, mahkumlar, madde bağımlıları ve ruh sağlığı sorunları yaşayan bireyleri kapsamaktadır. Bazı durumlarda, belirli bir topluluğun neredeyse tamamı etnik veya siyasi sebeplerle bilinçli olarak ihmal edilir ve toplumdan dışlanır.

Bireyler toplumdan dışlandığında ve kendi devletleri onları yok saydığında, MSF bu insanlara ulaşıp görünmeyen yaraları iyileştirerek bir umut ışığı olmayı amaçlar. Aynı zamanda tedavi ettiği bireylerin zaman içinde kendi topluluklarınca kabul edilmelerini hedefleyerek bu yönde toplumsal bilinci artırmak için çalışır; göz ardı edilmiş birey ve toplulukların yoksun kaldıkları sağlık hizmetlerine ulaşmaları için çaba gösterir.

Görüştüğüm Sınır Tanımayan Doktorlar çalışanı beni psikoloğa yönlendirdiğinde çok gergindim. Ama o ilk günden bu yana öfkemin azaldığını hissediyorum. Psikolog beni dinlerken rahatlıyorum ve ağlıyorum. Hayatımda ilk defa, beni dinleyen ve anlayan insanların olduğunu hissediyorum. - Catherina*, 25 yaşında Honduraslı bir danışan

Hapishaneler

Dünyadaki birçok toplumda, adil sağlık hizmetleri sağlamak için gerekli olan kaynak dağıtımı doğru biçimde yapılmamaktadır. Bazı devletler ise adil sağlık hizmeti sunabilecek kaynaklara sahipken, sosyal veya siyasi sebeplerle bu hizmetleri vermeyi aksatır.

Bazı ülkelerde hapse mahkum edilmiş insanlara sağlık hizmeti sağlanmaz veya bu hizmetler yok denecek kadar azdır. Hücrelerin hijyenik olmaması, temiz su ve beslenme yetersizliği; dehidrasyon, deri ve akciğer enfeksiyonları gibi rahatsızlıklara yol açar ve bu vakalara hapishanelerde sıkça rastlanır. Aşırı kalabalık hapishaneler, tüberküloz (TB - verem) gibi bulaşıcı hastalıkların yayılması için uygun bir ortam oluşturur.

Sınır Tanımayan Doktorlar 2010’dan bu yana, Kamboçya’nın başkenti Pnom Penh’teki üç hapishanede çalışmaktadır. Bu hapishaneler ülkedeki toplam mahkum nüfusunun %25’ini barındırır. MSF ekipleri, buralarda HIV ve TB gibi hastalıkların teşhis ve tedavisi için çalışır. Aynı zamanda, bu gibi hastalıkların daha fazla kişiye bulaşmasını engellemek için karantina bölgeleri oluşturmak gibi yeni yöntemler geliştirir.

Ekiplerimiz takipli tedavi sistemini kullanarak, hastalıkların ilaçlara bağışıklık kazanmasını engellemek amacıyla, taburcu edilen ve sevk edilen hastaları kontrol etmeye devam eder. Bu kişilerin, gerekli ilaçlara erişebilmesi ve sağlık hizmetlerinden yararlanması için çalışır.

Şiddet Mağdurları, Madde Bağımlıları ve Seks İşçileri

Bazı ülkelerde, belirli bireyler toplum normlarından dışlandığı için sağlık hizmetlerinden de yoksun bırakılırlar. Dünya üzerinde intihar oranı en yüksek olan şehirlerden biri Honduras’ın başkenti Tegucigalpa’dır. Bu korkutucu istatistiğin ardında temelde uyuşturucu trafiği, çetelerin yürüttüğü işler, bölgesel çatışmalar ve mahalle savaşlarından zarar gören insanların yaşadığı gerçekler yatar. Bölge halkı, çoğu zaman sağlık hizmetlerine başvurmakta tereddüt etmektedir ve destek alma konusunda endişe yaşamaktadır.

Birçok ülkede bazı sağlık hizmetleri sessizce halledilir. Özellikle de psikolojik rahatsızlıklar ve akli dengesizlikler söz konusu olduğunda bu durum daha belirgindir.

Tabular, bazı topluluklarda bir hastalık kadar sıkıntı doğurabilir.

Honduras’taki birçok göçmen hayatını kazanmak için yasal olmayan madde satıcılığı veya seks işçiliğine yönelmektedir. Sağlık hizmetlerinin yetersizliği, hızla artan seks trafiği ile birleştiğinde cinsel yolla bulaşan hastalıklar toplum içinde ciddi bir hızla yayılır.

Catherina*, zorlu süreçlerden geçtiği sırada MSF’den yardım almış 25 yaşındaki eski bir hasta. Kendisi, yaşadıklarını şöyle aktarıyor: “17 yaşında tecavüze uğradım. Hamile kaldım ve ailem beni reddetti. Evden ayrılıp Tegucigalpa’ya geldim ve hayatımı seks işçisi olarak kazanmak zorunda kaldım. Çünkü oğlum ve kendim için para kazanmam gerekiyordu. İnsanlara öfkeliydim ve yolumu kaybetmiştim. Kimseyle konuşamıyor, kimseye güvenemiyordum. Eva (bir MSF çalışanı) beni bir psikoloğa yönlendirdiğinde çok gergindim, çünkü çok ciddi sorunlarla mücadele ediyordum.

Ama o ilk günden bu yana öfkemin azaldığını hissediyorum. Psikolog beni dinlerken, rahatlıyorum ve ağlıyorum. Hayatımda ilk defa, beni dinleyen ve anlayan insanların olduğunu hissediyorum.”

MSF doktorları sokakta yaşayan insanları muayene eder ve gerektiğinde onlara ilk yardım uygular. Psikologlar, danışmanlık hizmeti vererek insanların yaşadıklarını dinlemeye hazırdırlar. Durumu ciddi olan, kronik rahatsızlığı bulunan ve madde bağımlısı olanlar sağlık tesislerimize yönlendirilir. MSF doktorları ve psikologları bu tesislerde, fiziksel, cinsel ve psikolojik şiddete maruz kalmış insanlara destek sunar ve onları tedavi ederler.

Dışlanan Bireyler

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, dünyada 45 milyon kişi ruhsal sorunlarla mücadele etmektedir. Buna rağmen, günümüzde birçokları için psikolojik yardımlara ve tedavi hizmetlerine ulaşmak olanaksızdır.

“Dadaab’dayken ruh sağlığı sorunlarıyla mücadele eden düzinelerce insanla karşılaştım. Aileleri, bu kişilerle başa çıkamadığından onları bulundukları yerlere hapsetmiş veya evlerinde zincire vurmuşlardı. Eğer onlara ulaşamasaydık, yardım alma konusunda umutları kalmayacaktı ve muhtemelen hala o zincirlere bağlı olacaklardı.”  Pablo Melgar Gomez, MSF Dadaab Mülteci Kampı’nda çalışmış bir psikiyatrist

Obstetrik fistül gibi bazı rahatsızlıkları olan insanlar toplumdan dışlanırlar ve tamamen çaresiz hissederler. Fistül rahatsızlığı -vajina ve rektum arasında oluşan bir boşluktan devamlı dışkı ve idrar gelmesi- genellikle ilerlemeyen doğum sonrası oluşur. Çoğunlukla Afrika’nın uzak köşelerinde, yeterli sağlık tesisi ve doktor bulunmayan alanlarda, kadın doğum hizmetleri yoksunluğunda görülür. Vakaların çoğunda bu durumu takiben psikolojik sorunlar gelişir. Bu kadınlar, yaşadıkları fiziksel rahatsızlıktan dolayı toplumdan dışlanırlar ve çoğunlukla “sağlıklı” bir kadınla evlenmek isteyen eşleri tarafından terk edilirler.

Sınır Tanımayan Doktorlar, 2009 yılında Abéché - Çad’daki hastanenin bitişiğine bir “Kadınlar Köyü” inşa etmiştir. Burada kadınların benzer fiziksel rahatsızlıkları tedavi edilir ve kadınlar psikolojik destek süreciyle topluma geri kazandırılır.

* Hasta ismi değiştirilmiştir.