Mülteciler

Fotoğraf: Dominic Nahr

Günümüzde sayıları dünya çapında 60 milyonu bulan insan, çatışma ve baskılar sebebiyle ülkelerini terk etmektedir. Bu bölgeler, değişen koşulların da etkisiyle, ırkı, dini veya siyasi görüşü sebebiyle bu kişilerin güvenli bir yaşam sürdüremeyeceği topraklar haline gelmektedir. Devletleri ise, artık bu kişileri koruyamamaktadır.

Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), dünyanın her yerinde mültecilere ve yerinden edilmiş topluluklara ihtiyaçları olan psikolojik yardımı ve beslenme takviyesini sağlamak için çalışmaktadır. Mülteci kamplarında hastaneler kurulur, kadınların sağlıklı doğum yapması sağlanır, çocuklar salgın hastalıklara karşı koruma amaçlı aşılanır ve temiz içme suyu tedarik edilir.

Kısa bilgi:

  • Dünyanın farklı bölgelerinde 19,5 milyondan fazla mülteci bulunmaktadır.
  • Ülke içinde yerinden edilmiş insanlar, ülkelerinden kaçmadıkları için “mülteci” olarak tanımlanamaz.
  • Günümüzde dünyanın 52 ülkesinde 38,2 milyon insan, “ülke içinde yerinden edilmiş birey” (IDP) statüsündedir.
  • Bir önceki yıla göre ülke içinde yerinden edilen birey sayısında 8,3 milyon artış görülmesi dolayısıyla 2014, yakın geçmişte bu konuda en ciddi artışa sahip yıl olarak kayıtlara geçmiştir.
  • Gelişmekte olan bölgeler, dünyadaki mültecilerin %86’sını ağırlamıştır.

Bugün gördüklerim 1991’de gördüklerimin birebir aynısı: Savaşın yerle bir ettiği memleketlerinden kaçan umutsuz insanlar, insanlık dışı yaşam koşullarına sahip kamplarda son bulan bir umut yolculuğuna çıkıyor.

Abubakar Mohamed Mahamud, Sınır Tanımayan Doktorlar Saha Koordinatörü Yardımcısı, Dadaab - Kenya

Uluslararası Kanunlar

Mülteciler, uluslararası hukuk çerçevesinde korunmaktadır. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), mültecilerin sığınma talep etme, yardım alma (yiyecek, barınma, sağlık hizmeti vb.), şiddetten korunma haklarının devamlılığından sorumludur ve bu kişilerin durumlarının iyileştirilmesi için çözüm odaklı çalışmalar yürütür.

Ancak bazı politikalar, mültecileri sığınma talep etmekten vazgeçirmek için tasarlanmıştır. Bu politikalar, mültecilere yönelik işlemlerin yetersizliğini görmezden gelir veya en basit tabirle mültecileri reddeder. Mülteciler için sağlık hizmetleri sağlanmasının yanı sıra, bu gibi politikalar hakkında tartışmanın da eşit derecede önemli olduğuna inanan Sınır Tanımayan Doktorlar, mülteci hakları için sürdürülebilir çalışmalar ortaya koyar.

Dünyanın En Büyük Mülteci Kampı

Ülkeler mültecilere barınma olanağı sağladığında, bu kişiler sıklıkla kötü koşullara sahip ve aşırı kalabalıklaşmış kamplarda yaşamanın getirdiği sağlık problemleriyle yüzleşmek durumunda kalır. 460,000 mülteciyi ağırlayan Kenya’daki Dadaab Mülteci Kampı, dünyanın en tehlikeli ve en büyük mülteci kampı olarak kayıtlara geçmiştir.

Bugün, Dadaab artık bir mülteci kampı değildir. Somali’deki savaştan ciddi zarar görmüş insanların gelmesiyle her geçen gün daha da kalabalıklaşan bu kamp, artık bu insanların yerleşik yaşam alanıdır. Artan beslenme yetersizliğine ek olarak, kızamık ve kolera gibi hızla yayılan salgın hastalıklar, bu kamplarda alışılagelmiş sorunlar olarak görülmektedir.

MSF’nin Saha Koordinatörü Yardımcısı Abubakar Mohamed Mahamud, Dadaab’da 20 yıldan fazla çalıştı. Mahamud, bu süreçte şahit olduklarını şöyle aktarıyor: “Somali’deki kriz yakın zamanda son bulacak gibi değil. Tarih tekerrür ediyor ve bu, asla sonu gelmeyecek bir sorun haline gelmiş durumda.

Bugün gördüklerim 1991’de gördüklerimin birebir aynısı: Savaşın yerle bir ettiği memleketlerinden kaçan umutsuz insanlar, insanlık dışı yaşam koşullarına sahip kamplarda son bulan bir umut yolculuğuna çıkıyor.”

2011’de Afrika Boynuzu bölgesinde yaşanan kuraklık sonrasında çok sayıda insanın Somali’den kaçarak güvenli bir yaşam alanı, yiyecek ve sağlık hizmeti arayışına başlaması, halihazırda sıkıntılı olan Dadaab’daki mülteci kampının problemlerini daha da artmıştır. Dadaab içindeki beş kamptan biri olan Dagahaley’de MSF ekipleri yardımlarını üçe katlayarak, önceden var olan 100 yataklı -anne sağlığı, pediatri, acil müdahale ve genel sağlık hizmetine odaklanan- hastaneye ek olarak, 200 yataklı bir acil beslenme merkezini hizmete açmıştır.

Ülkesinde Yerinden Edilmiş Bireyler

Ülkesinde yerinden edilmiş bireyler genellikle mültecilerle benzer sebeplerle (silahlı çatışma, insan hakları ihlali veya doğal afetler) evlerini terk etmelerine rağmen, teknik olarak mülteci sayılmazlar. Bu kişiler sığınma talep etmek için herhangi bir ulusal sınırı geçmezler ve genellikle kendi devletlerinin politikaları yüzünden kaçmakta olmalarına rağmen, yasal olarak hala devletlerinin koruması altındadırlar.

Günümüzde dünyanın 52 ülkesinde 38,2 milyon insan, “ülke içinde yerinden edilmiş birey” (IDP) statüsündedir ve bu kişilerin dörtte üçü kadın ve çocuklardan oluşur.

Uluslararası hukukta sivillerin savaş koşullarında korunması şartı bulunmasına rağmen kadın ve çocuklar, sıklıkla savaşan tarafların stratejik hamlesi ve bilinçli bir tercihi olarak şiddete hedef olurlar. Mağdur olan bu insanlara yönelik güvenli alanlarda cerrahi müdahale ve sağlık hizmeti sağlamak için çeşitli projeler geliştirilmesine rağmen bu kişilerin büyük bölümü, sağlık sisteminin çökmüş olduğu bölgelerde yaşamaya devam etmek durumunda kalır. Bu bölgeler ise, çoğu zaman yardım kuruluşlarının operasyonlarını sürdüremeyeceği kadar tehlikelidir ve bunun sonucunda mağdurlara yardım sağlamak olanaksız hale gelebilir.