Antibiyotik Direnci İşbirliği Merkezi’nin kurulması üzerine MSF’nin görüşü

Ermenistan'daki Ulusal Tüberküloz Merkezi'nde ilaca dirençli tüberküloz hastalarının almak zorunda olduğu ilaçlar ve antibiyotikler toksik etki yapıyor. Bu ilaçların en yenisi, yaklaşık 40 yıl önce geliştirildi ve çoğu hastalarda, hastalığın kendisinden daha çok rahatsızlık veren ağır yan etkilere sahip. Fotoğraf: Bruno De Cock

Uluslararası tıbbi insani yardım kuruluşu Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), Dünya Sağlık Asamblesi’nde antibiyotik direnci (antimikrobiyal direnç) üzerine Küresel Araştırma ve Geliştirme İşbirliği Merkezi'nin faaliyete başlama kararını memnuniyetle karşıladı.

İşbirliği Merkezi için ilk adımlar 2017’de Almanya’nın G20 başkanlığında, antibiyotik direnci hakkındaki araştırma ve geliştirme (AR-GE) girişimlerinin mevcut ve gelecekteki maddi kaynaklarının koordine edilmesi amacıyla atılmıştı.

Cenevre, 22 Mayıs 2018 — Antibiyotik direncine yönelik çalışmalara odaklanacak olan Küresel AR-GE İşbirliği Merkezi, uzun süredir ihtiyaç duyulan uluslararası tepkinin önemli bir parçası olma potansiyelini taşıyor.

Bu nedenle MSF bir açıklama yaparak, hastaların ihtiyaçlarını temel alan AR-GE çalışmalarının yapılmasına, antibiyotik direnci krizini eşitlikçi, maliyet etkin ve sürdürülebilir bir şekilde ele alacak yeni ve uygun fiyatlı tıbbi araçların geliştirilmesine yönelik öneriler sundu.

MSF ekiplerinin kliniklerinde, antibiyotik direncinin sebep olduğu güçlüklerle çok sık karşılaştığını belirten MSF Temel İlaç ve Aşılara Erişim Kampanyası* Direktörü Els Torreele, Merkez'den beklentilerine dair şunları söyledi: "Suriye’deki savaşta yaralanıp Ürdün’de plastik cerrahi operasyonlar geçiren hastalarımızdan Haiti’de yanık tedavisi görenlere, Pakistan’da yeni doğan bebeklerden Güney Afrika, Hindistan ve Doğu Avrupa’da çok ilaca dirençli tüberküloz tedavisi gören hastalarımıza kadar pek çok kişi için antibiyotik direnci önemli bir sorun.

Antibiyotik Direnci Küresel AR-GE İşbirliği Merkezi’nin açılışını umut vaat eden bir gelişme olarak görüyoruz. Bu merkezin, dünya çapındaki antibiyotik direnci krizini ele alırken, gerekli tıbbi araçlara acilen ihtiyaç duyan insanlar için çalışacağını ve bu alanda önemli bir katalizör olabileceğini düşünüyoruz.

Aden Hastanesi'ndeki MSF bio-laboratuvarı. Fotoğraf: Ehab Zawati/MSF

Her yıl yarım milyon insanın yakalandığı ve yılda yaklaşık çeyrek milyon insanın hayatını kaybetmesine sebep olan çok ilaca dirençli tüberkülozun da merkezin ana gündemlerinden biri olması gerektiğini düşünüyoruz.

Antibiyotik Direnci İşbirliği Merkezi’nin gerçekten etkin çalışmalar üretebilmesi için alışılagelmiş önlemlerin ötesine geçmesi gerekiyor. Burada, yatırımların halka geri dönüşünü en üst düzeye çıkaran maliyet etkin ve sürdürülebilir bir AR-GE ekosistemi oluşturulmalı. Böylece insanların ihtiyaç duyduğu, tedavi gördükleri bağlam ve ortamlara uyarlanmış olan, uygun fiyatlı yeni ve etkin tedavileri sunmak mümkün olacaktır. Nitekim, ihtiyaç sahibi insanların büyük çoğunluğu bu araçlardan faydalanamadığı takdirde, yeni bir tanı yöntemi, ilaç ya da aşı geliştirilmesi çok da anlamlı olmayacaktır.”


Sınır Tanımayan Doktorlar'ın önerilerini PDF olarak indirmek için bu bağlantıyı tıklayabilirsiniz.

* Access Campaign www.msfaccess.org

Yorum Yapın