Antibiyotik kullanımı: Hangisi doğru?

Afganistan'ın başkenti Kabil'deki Ahmet Şah Baba hastanesinde hastalar arasında "en popüler" antibiyotiklerden biri olan "turuncu hap" (amoksilin). Antibiyotiklerin aşırı ve yanlış kullanımı, Afganistan genelinde dirençli bakterilerden kaynaklanan hastalıkların yaygınlaşmasına neden olan faktörlerden biri. Fotoğraf: Doris Burtscher/MSF

Antibiyotik direnci, bugün tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de ciddi bir halk sağlığı sorunu.

Hatta Türkiye, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı'na (OECD) üye ülkeler arasında, kişi başına antibiyotik tüketiminin en fazla olduğu ülke (*).

Dünya çapında sorunun boyutu ve bu sorunun çözümüne yönelik atılan adımlar arasında ne yazık ki büyük bir uçurum var.

Bilinçli antibiyotik kullanımının düşük seviyede olması, reçete uygulamalarının sistemli yapılmaması ve yasal düzenlemelerin eksikliği, antibiyotik direncine yol açan en önemli faktörler arasında.

 

21. yüzyılda küresel bir tehdit haline gelen antibiyotik direncini önlemek için bireyler, sağlık hizmeti sağlayıcıları ve düzenleyici makamlar olarak hepimize görev düşüyor.

Doğru ve yanlış antibiyotik kullanımına dair bilgilerimizi tazelemek, antibiyotik direncini daha iyi anlamak ve bireyler ile kurumlar olarak ortak sorumluluklarımızı yeniden gözden geçirmek için aşağıdaki soru-cevap çalışması faydalı olabilir.

Antibiyotik nedir? 

Antibiyotikler bakteri kaynaklı enfeksiyonlarla mücadelede kullanılan ilaçlardır. Vücutta hastalığa yol açan bakterileri yok ederek işlevlerini yerine getirirler.

Hap, merhem ve sıvı formlarda olabilen antibiyotikler, virüslere karşı etkili değildir ve gribe, soğuk algınlığına veya boğaz ağrısına yol açan virüslere karşı işe yaramazlar.

Antibiyotikler doğru kullanıldıklarında faydasını gösterirler ama ne yazık ki pek çok kişi ya çok sık ya da hatalı şekilde antibiyotik kullandığı için antibiyotiklerin etkisi bu insanlarda her geçen gün azalıyor.

Antibiyotikler sadece gerçekten ihtiyaç olduğu durumlarda kullanılmalıdır. Hekim tarafından reçete edildiğinde, belirtilen süre içinde ve belirlenen dozda alınmalıdır. İhtiyaç olmadığında veya hatalı şekilde alınan antibiyotikler, vücutta antibiyotik direncine yol açar.

Antibiyotik direnci nedir? 

Vücudunuzda hastalığa yol açan bakteriyi yok etmek için aldığınız antibiyotik artık etki etmiyorsa, o bakteriye karşı antibiyotik direnci oluşmuş demektir. Bu durumda bakteri değişmiş ve ilacın içindeki kimyasallara direnç göstererek onlarla savaşıyor demektir.

Antibiyotiklere karşı direnç göstermeyi öğrenen bu bakteri hayatta kalmayı başarmıştır; bu nedenle bakteriyle mücadele edilmez. Bunun sonucunda ilaçlar etkisiz kalır ve hastalığınız devam eder.

Uygun dozu almadığınız, reçete edilen tedavi biçiminin veya süresinin dışına çıktığınız ya da gereksiz yere antibiyotik aldığınız takdirde, bakteriler antibiyotiklere karşı direnç göstermeyi zaman içinde öğrenir. Buna antibiyotik direnci denir.

Bakteriye karşı antibiyotik direnci geliştiğindeyse, sık rastlanan hastalıklar veya enfeksiyonlar mevcut antibiyotiklerle tedavi edilemez hale gelir. Kısaca antibiyotikler etkisini yitirir; ilaca dirençli bakteri vücudunuzda yaşamaya devam eder ve çoğalarak daha büyük sağlık sorunlarına yol açar.

Antibiyotik direnci günümüzde dünya çapında en önemli halk sağlığı sorunlarından biri çünkü tedavi seçenekleri kısıtlı; var olan tedaviler de her ülkede yok. Aynı zamanda dirençli bakterinin bir hastadan diğerine geçme ihtimali de var. Bu nedenle antibiyotik direnci artık küresel bir sağlık tehdidi.   

Antibiyotik direncine neden olan faktörler nelerdir? 

Antibiyotik direnci şu durumlarda ortaya çıkar:

  • Antibiyotiklerin gereksiz yere ve gereğinden fazla kullanılması (hekim tavsiyesi olmadan, reçetesiz antibiyotik kullanımı; örneğin soğuk algınlığı veya gribe karşı antibiyotik kullanılması)
  • Antibiyotiklerin reçete edildiği şekilde kullanılmaması (hekim tarafından tavsiye edilen süreden önce tedavinin yarıda kesilmesi veya tavsiye edilen dozdan az/fazla alınması)
  • Antibiyotiklerin eczanelerden veya marketlerden reçetesiz alınması
  • Hijyen kurallarına dikkat edilmemesi
  • Antibiyotiklerin hayvancılıkta (çiftlik hayvanlarında) ve balıkçılıkta (balık çiftliklerinde) aşırı kullanımı

Antibiyotik direnci ne gibi sorunlara yol açar? 

Antibiyotikler etki etmediği takdirde, enfeksiyonların geçmesi daha uzun zaman alır; daha ağır hastalıklar görülebilir. Bu durum da hastanede daha uzun süre kalmayı, doktora daha sık görünmeyi, daha pahalı ve daha toksik ilaçlar ile tedaviyi gerektirebilir. Dirençli enfeksiyonların bazıları ölüme bile neden olabilmektedir.

Antibiyotik direnci, yalnızca hastalar açısından değil, halk sağlığı açısından da önemli bir tehdit çünkü superbug olarak bilinen dirençli bakteriler bir kişiden diğerine bulaşabilir. Dirençli bakterilerden kaynaklanan hastalıklar tedavi edilemediğinden, bu durum toplumsal düzeyde bir sağlık riski teşkil eder.


Antibiyotik direnci nasıl yayılır? 

Burada şunu unutmamalıyız: Antibiyotiğe dirençli hale gelen bakterilerdir; kişiler ya da hayvanlar değil. Bakteriler insandan insana geçebildiği gibi, antibiyotiğe dirençli bakteriler de bir kişiden diğerine geçebilir.

Yetersiz hijyen koşulları ve temiz olmayan ortamların yanı sıra gıda, su ve yemek olarak tüketilen hayvanlar aracılığıyla da bu bakteriler vücudumuza girebilir (süt - besi hayvancılığı ve balıkçılık endüstrilerinde hayvanlara antibiyotik verilir).

Antibiyotik direnci dünyanın herhangi bir yerinde her yaştan insanı etkileyebilir.

Antibiyotik direncini nasıl engelleriz? 

Antibiyotik direncine karşı mücadelede hepimizin yapabileceği şeyler var; bu hepimizin ortak sorumluluğu. Her şey önce sizde başlıyor.

Enfeksiyonların meydana gelmesini önleyebilirsek antibiyotik kullanımını ve dolayısıyla antibiyotik direncini azaltmış oluruz. Enfeksiyon riskini azaltmak için de;

  • Hijyene ve kişisel temizliğe dikkat etmeliyiz: ellerimizi iyi yıkamalı, hapşırırken burnumuzu ve ağzımızı mendille örtmeli, temiz gıdalar tüketmeli, hasta olduğumuzda çevremizdeki insanlarla yakın temastan kaçınmalı, temiz su içmeliyiz.
  • Güvenli cinsel ilişkide bulunmalıyız.
  • Aşıları düzenli olarak yaptırmalıyız.
  • Bağışıklığını güçlendirmek için bebeğimizi anne sütü ile beslemeliyiz.

Antibiyotik kullanımında hekimlerin ve sağlık çalışanlarının tavsiyelerine uymak çok önemli. Çünkü reçete edilmeden gelişigüzel kullanılan antibiyotikler, antibiyotik direncinin gelişmesini hızlandırır. Bu nedenle bakterilere karşı etkili olabilmeleri için antibiyotikleri dikkatli kullanmalıyız.

Tedavi prosedürlerini yerine getirmemiz ve reçeteye uymamız son derece önemli. Hastalığa neden olan bakteriyi ortadan kaldırabilmek için, hekim veya uzman sağlık çalışanları tarafından verilen antibiyotikleri uygun şekilde kullanmamız gerekir.

  • Hastalığı yalnızca hekim ve uzman sağlık çalışanları tespit edebilir; bakteri veya virüs kaynaklı olup olmadıklarını yalnızca onlar belirleyebilir.
  • Hekiminizce belirlenen dozu, belirtilen süre boyunca, tavsiye edilen şekilde almalısınız. Bu sayede vücudunuzun ihtiyacı olan uygun antibiyotik seviyesini dengede tutabilirsiniz.
  • İyi hissetmeye başlasanız bile size reçete edildiği şekilde tedaviye devam etmelisiniz; tedaviyi yarıda bırakmamalısınız. Eğer antibiyotikleri erken keserseniz, bakteriler hayatta kalabilir, dirençli hale gelebilir ve yeniden hastalığa yol açabilirler.
  • Daha önceden hekimin size verdiği antibiyotikleri, bir daha hasta olma ihtimalinize karşı evinizde veya dolabınızda saklamayın. Önceki tedavinizden kalan antibiyotikleri yeni bir hastalıkta asla kullanmayın.
  • Antibiyotiklerinizi başkalarına vermeyin: Sizin ilacınız o kişiye etki etmeyebilir veya alması gereken doğru ilaç olmayabilir. Yanlış antibiyotiği alırsanız, iyileşmeniz daha uzun sürebilir. Hatta sağlığınızın daha da kötüleşmesine yol açabilir.
  • Hastalığı engellemek için antibiyotik kullanmayın: Gelişigüzel antibiyotik kullandığınızda vücudunuz daha güçlü ve sağlam olmayacak.

Antibiyotik kullanımıyla ilgili aklınıza takılan soruları doktorunuzla paylaşmanızı tavsiye ediyoruz. Hatta herhangi bir antibiyotiğe karşı alerjiniz varsa ya da yan etkileri yoğun hissediyorsanız, bu bilgileri doktorunuzla paylaşmanızda fayda var.

Bireyler, kurumlar ve düzenleyici mekanizmalar olarak ne yapabiliriz? 

Hasta düzeyinde; antibiyotik direncini engellemek için kendi kendimizi tedavi etmemeli, sağlık çalışanlarının tavsiye ettiği tedavi prosedürüne ve süresine uymalıyız.

Hekimler düzeyinde; belirli hastalıkların tedavisinde antibiyotik kullanımına karar verirken rehber ilkeler doğrultusunda hareket etmeli ve direnç profillerini incelemeliyiz. Karar verme aşamasında yardımcı olması için prokalsitonin başta olmak üzere ek testler yapmalıyız.

Kurumlar düzeyinde; kapsamlı bir antimikrobiyal yönetimini (antimicrobial stewardship) hayata geçirmek için hastalar ve sağlık hizmeti sağlayıcılara yönelik eğitimler düzenlemeli, hekimler ve eczacılar nezdinde uygulamaları takip etmeli, hastalık yönetimi ve direnç ölçümü için standartlar belirlemeliyiz, denetimi artırmalı ve AR-GE çalışmalarına destek olmalıyız.

Düzenleyici makamlar düzeyinde; yetkisiz antibiyotik dağıtımı ve satışını denetlemeli, hastaların kendi kendini tedavi etmesini engellemek için birinci basamak sağlık hizmetlerine erişimi artırmalı ve kolaylaştırmalı, tarım ve hayvancılık uygulamalarında antibiyotik kullanımını düzenleyen yasal süreçleri devreye sokmalı, kurumlarda antibiyotik yönetimi uygulamalarını teşvik etmeliyiz.


(*) Kaynak: OECD Antimikrobiyal direnç verileri

Yorum Yapın