Sınır Tanımayan Doktorlar'dan Avrupa hükümetlerine açık mektup

Avrupa, iltica hakkına sırt çevirme: #İNSANLARIAVRUPAYAKABULEDİN 

(PDF)

acik_mektup_msf13 Mayıs 2016 - Avrupa hükümetleri ve Avrupa kurumlarının dikkatine,

Avrupa Birliği (AB) ve Türkiye arasında imzalanan anlaşmanın sonucu olarak savaş ve zulümden kaçan binlerce çaresiz insana sırtınızı dönmenizden dolayı büyük bir kaygı içindeyiz. Bu mektubu, duyduğumuz derin endişeyi sizlerle paylaşmak için kaleme alıyoruz.

"AB-Türkiye anlaşması", başta birkaç milyar avroluk bir mali yardım paketi olmak üzere başka birçok koşul karşılığında, bu insanlarla ilgilenme görevini Türkiye'ye devrediyor. Bu tutum; insanlık tarihinin en büyük göç ve yer değiştirme olayının yaşandığı bu çağda, ahlaki ve hukuki sorumluluklarınızdan kaçındığınızı tüm çıplaklığıyla ortaya koyan tarihi bir anı işaret etmektedir.

Biz, Avrupa'nın göç konusunda sürdürdüğü caydırıcılık yaklaşımının Avrupa topraklarında yol açtığı akut insani krizin mağdurlarını yıllardır tedavi ediyoruz. Bu süre zarfında yeri geldi polisler tarafından kemikleri kırılmış insanları ve plastik mermi ile başından vurulmuş çocukları tedavi ettik; yeri geldi, göz yaşartıcı gazdan etkilenmiş bebeklerin gözlerini sildik. AB ve üye devletler ise, krizin hafifletilmesine yönelik stratejilere odaklanmak yerine, krizden uzaklaşmayı ve mevcut sorunu başka devletlerin üzerine yıkmayı tercih ettiler.

Bu anlaşma, sığınma talebinde bulunan tüm insanların haklarını tehdit ettiği gibi, koruma arayışındaki insanlara yardım etme yükümlülüğünüzü ihlal ediyor. İnsanları son transit ülkelerine geri gönderme uygulaması, mültecileri mümkün olduğunca Avrupa sınırlarından ve oy veren Avrupa vatandaşlarının gözleri önünden uzaklaştırmak amacıyla, sığınma kavramının içini boşaltıyor ve iltica konusunu siyasi bir pazarlık kozuna dönüştürüyor. Günümüzde insanların, iltica talebinde bulunmak amacıyla güvenli bir şekilde Avrupa kıyılarına ulaşmak  için neredeyse hiçbir seçeneği kalmadı.

Karşılığında, Suriyeli mültecilerin ihtiyaçlarını karşılamak için "insani" yardım ve kalkınma desteği vaadinde bulundunuz ve bu fonları, insanların acıları hafifletmek için bir önlem olarak sundunuz. Fakat bu tür bir koşullu yardım, yalnızca ihtiyaç temelli insani yardım ilkesine ihanet etmiyor; aynı zamanda insanların acılarını ve çaresizliklerini başka hükümetlere ve denizaşırı ülkelerin omuzlarına yıkma prensibine dayanıyor. Bu insanlara gözlerden ırak bir şekilde Türkiye’de bakılması için milyarlarca avro sunulması, yardım kuruluşlarını korkunç bir ikileme sürüklüyor: Sözkonusu kuruluşlar, nihai hedefi ülke sınırlarını mültecilere ve sığınmacılara karşı korumak olan insanlık dışı bir siyasete hizmet ederek binlerce insanın çaresiz bir şekilde ihtiyaç duyduğu insani yardımı sağlamalılar mı?

Sınırlarında halihazırda yaklaşık 3 milyon mülteciye etkili bir koruma sunabilmek amacıyla uzun süredir mücadele eden Türkiye'de hiç kuşkusuz hala ihtiyaçlar mevcuttur. Ancak biz, insani yardım ile siyasi bir anlaşmayı birbirinden ayrı tutmanızı talep ediyoruz.

Bu anlaşma, dünyanın geri kalanına, hükümetlerin sığınma sağlama yükümlülüklerini para karşılığında satabileceğine ve bir kenara bırakabileceğine dair endişe verici bir mesaj gönderiyor. Başka ülkelerin de aynı yola başvurması demek, artık ‘mülteci’ diye bir kavramın kalmayacağı demektir. Böyle bir durumda insanlar, hayatta kalmak için savaş bölgelerinden kaçamayacak, ülkelerinde süregelen çatışmaların ortasında mahsur kalacak ve ellerinde ölmekten başka seçenek olmayacak. Geçtiğimiz günlerde en az 28 kişinin ölümüne sebep olan İdlip yakınlarındaki bir kampın bombalanması, Suriye'de "güvenli alanların" kalmadığını gözler önüne seriyor.

Bununla birlikte Avrupa’nın Yunanistan topraklarında sıkışıp kalmış insanları karşılama biçimi yüz kazartıcıdır. Yunan adalarındaki kamplarda artık neredeyse hiçbir emniyet tedbiri işlememektedir. Kadınlar, karanlık bastırdığında tuvalete gitmekten korkar hale gelmiş, anneler bebeklerini doyurmak amacıyla süt paketleri için yalvarır hale gelmiştir. Her yaştan erkek ise, yiyecek kuyruklarında sıra kapabilmek ve yiyecek artıklarından bir parça alabilmek için haysiyetlerini yitirme noktasına gelmişlerdir.

Avrupa ülkelerine bir kez daha hatırlatıyoruz: İnsanların sadece paranıza değil, yardımınıza ve korumanıza da ihtiyacı var. İkinci Dünya Savaşı, hiçbir seçenek kalmadığında en temel insani gereksinimlerden biri olan şiddet ve zulümden kaçma ihtiyacını artık size hatırlatamayacak kadar mazide mi kaldı?

Tüm dünyayı etkileyen yer değiştirme krizinin meydana getirdiği büyük sorunlarla baş etmenin, tartışmalara yol açan bir siyasi kriz olduğunun farkındayız. Ancak bu, bizim için, her şeyden önce insani bir krizdir ve sizin için de öyle olmalıdır.

Vatandaşlarınızın büyük bir kısmı, başka insanlara gönüllü yardımda bulunarak bu sorunla mücadele etti. Fakat siz, bu süreçte olası siyasi sonuçlardan korkarak geride kalmayı tercih ettiniz.

Bu sorunla başa çıkmanız için sizlere, Avrupa liderlerine bir kez daha çağrı yapıyoruz: Yardıma ihtiyacı olan insanları kucaklamak ve onlara koruma sağlamak için elinizdeki mevcut ve somut tüm kaynakları kullanın.

 

Saygılarımla.

Dr. Joanne Liu
Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) Uluslararası Başkanı

 

#TAKEPEOPLEIN

@MSF_SEA

#İNSANLARIAVRUPAYAKABULEDİN

@MSF_Turkiye

Yorum Yapın