Küresel Düzeyde Endişe Verici Bir Boyuta Ulaşan Antibiyotik Direnci ile Mücadele

Afganistan'ın başkenti Kabil’deki MSF hastanesi Ahmed Şah Baba'da muayeneye gelen bir hastanın, doktora danışmak için yanında getirdiği ilaçlar.

Sınır Tanımayan Doktorlar'ın (MSF) Bulaşıcı Hastalıklar Danışmanı Rupa Kanapathipillai, antibiyotik direncinin neden küresel bir tehdit oluşturduğunu ve MSF projeleri açısından ne anlama geldiğini anlatıyor. 

Antibiyotik direnci MSF’nin saha projeleri açısından ne anlama geliyor?

Size bir örnek vererek başlayayım. MSF’nin Amman’daki (Ürdün) rekonstrüktif cerrahi programında Irak, Suriye ve Yemen’den gelen, daha önce birden fazla ameliyat geçirmiş ve programımıza dahil olmadan önce antibiyotik tedavisi görmüş hastalarla çalışıyoruz.

22 yaşında Iraklı bir hastamızın çatışma kaynaklı bir yaralanması vardı ve alt bacağındaki kemikte enfeksiyon ortaya çıkmıştı. Ameliyat sonrasında bacağından bir doku örneği alıp laboratuvara gönderdiğimizde dokuda tedavisi oldukça güç olan çok ilaca dirençli bir bakteriye rastladık. Enfeksiyonu kontrol altına almak için bacağını kesme ihtimali üzerinde duruyorduk. Fakat sonunda enfeksiyonun tedavisi için son çare olarak Colistin’de karar kıldık.

Hastamız şanslıydı, çünkü enfeksiyonun tedavisi için kullandığımız Colistin’e direnci yoktu. Ancak hasta Colistin’e direnç geliştirir ve enfeksiyon tekrar ortaya çıkarsa tedavi için kullanabileceğimiz antibiyotik seçenekleri neredeyse ortadan kalkmış oluyor.

Bu yalnızca bir örnek, fakat antibiyotik direnci çok daha büyük sorunlar yaratıyor ve tahmin edilenden çok daha kritik seviyeye ulaşmış durumda.

Dünya Sağlık Örgütü 2014 yılında dünyanın farklı bölgelerinden derlediği bilgilere dayanan bir denetim raporu yayınladı. Rapor antibiyotik direncinin her yerde endişe verici bir sağlık sorunu haline geldiğini gözler önüne serdi.

Sağlık sisteminin daha istikrarlı ve sağlam olduğu gelişmiş ülkelerde bu sorunun üzerine gitme imkanları daha fazla. MSF’nin ağırlıklı olarak çalıştığı yoksul ülkelerde ise sağlık sisteminin zayıf olması bu sorunla mücadeleyi zorlaştırıyor.

MSF doktorlarından Abdul Qayoum, Laşkar Gah’ta (Afghanistan) bulunan Boost Hastanesi’ndeki laboratuvarda bir bakteri kolonisi üzerinde çalışıyor. MSF 2013 başından bu yana hastanede kurduğu laboratuvarda antibiyotik direncine karşı araştırmalar da yürütüyor. Fotoğraf: Vivian Lee/MSF

MSF doktorlarından Abdul Qayoum, Laşkar Gah’ta (Afghanistan) bulunan Boost Hastanesi’ndeki laboratuvarda bir bakteri kolonisi üzerinde çalışıyor. MSF 2013 başından bu yana hastanede kurduğu laboratuvarda antibiyotik direncine karşı araştırmalar da yürütüyor. Fotoğraf: Vivian Lee/MSF

Antibiyotik direnciyle neden şimdi karşı karşıya kalındı?

Antibiyotikler bakterileri öldürmek için geliştirildi, ancak bakterilerin tarihi ve geçirdikleri evrim antibiyotiklere karşı çeşitli mekanizmalar geliştirdiklerini gösteriyor.

Bu konu tarihin bu noktasında bir sorun haline geldi, çünkü ilaç geliştirme çalışmaları yeni bakteriyel enfeksiyonların tedavisi konusunda onyıllardır büyük ölçüde yetersiz kalmış durumda.

Kronik hastalıklardan farklı olarak kısa ömürlü enfeksiyonların tedavisi için yeterince maddi teşvik bulunmuyor. Dolayısıyla ilaç endüstrisi, enfeksiyon tedavisi gibi kısa süreli ilaç kullanımı gerektiren hastalıklar yerine uzun süre, hatta hayat boyu kullanılması gereken ilaçlara daha fazla yatırım yapıyor.

Maddi teşvik konusu sorunun sadece bir yüzü. O nedenle bu sorunun çok katmanlı olduğunu belirtmemiz gerekir. Antibiyotik direncini etkileyen faktörleri şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Orantısız reçeteleme pratikleri, gereksiz antibiyotik kullanımı, hastaya dar spektrumlu antibiyotiğin yeterli olabildiği durumlarda geniş spektrumlu antibiyotik verilmesi. Geniş spektrumlu antibiyotik farklı tiplerde bakterinin tedavisinde, dar spektrumlu antibiyotik ise belirli tip bakterinin tedavisinde kullanılır. Bakteri tedavisinde mümkün olduğu ölçüde o bakteri için etkili olan dar spektrumlu antibiyotiği kullanmaya çalışıyoruz.
  • Reçetesiz satılan antibiyotiklerin yaygın olması. MSF’nin çalıştığı birçok ülkede hastalar market ya da eczaneden geniş spektrumlu antibiyotik satın alabiliyor. Böylelikle farklı tipte antibakteriyel maddeye, yani farklı tipte antibiyotiğe maruz kalınıyor. Bunun sonucu olarak da bakteri farklı tipte antibiyotiğe maruz kalarak onlara karşı direnç geliştiriyor.
  • Çok ilaca dirençli patojenler de (hastalık yapıcı her türlü organizma ve madde) dahil olmak üzere enfeksiyonların, hijyen ve enfeksiyon kontrolü bakımından yetersiz hastanelerde hastadan hastaya bulaşması.
  • Dünyanın birçok bölgesinde hastalardan kan, kemik, doku ya da omurilik sıvısı örneği alıp enfeksiyonun tedaviye dirençli olup olmadığının klinik ortamda test edilebileceği mikrobiyoloji laboratuvarlarının olmaması. Kaynakların kısıtlı olduğu koşullarda da enfeksiyon teşhisi yapabilme becerisinin artırılması, ayrıca denetim yoluyla direnç tipi ve oranının belgelenmesi ve izlenmesi gerekiyor.
  • Bir başka faktör ise antibiyotiklerin hayvan sağlığı ve tarımda yaygın olarak kullanılması. Bu konunun hükümetler ve ilgili düzenleyici kurumlar düzeyinde ele alınması gerekiyor.

MSF antibiyotik direnci konusunda ne yapıyor?

Genellikle hasta için çok acı veren ve gün içinde birden fazla kez uygulanan esneme egzersizleri cildi yumuşatmak için çok önemli. Çünkü esnek bir cilt, vücudun farklı yönlere hareket etmesini kolaylaştırıyor. Fotoğraf: Aurelie Baumel

Genellikle hasta için çok acı veren ve gün içinde birden fazla kez uygulanan esneme egzersizleri cildi yumuşatmak için çok önemli. Çünkü esnek bir cilt, vücudun farklı yönlere hareket etmesini kolaylaştırıyor. MSF’nin Haiti’deki hastanesinde iyileşme sürecinde olan bir yanık hastası doktorunun desteğiyle esneme egzersizlerinden birini yapıyor. Fotoğraf: Aurelie Baumel

Pakistan’daki doğum öncesi bakım ünitemizden Haiti’deki yanık tedavisi ünitesine ve Amman projesinin de içinde bulunduğu Orta Doğu cerrahi programlarımızın tamamında antibiyotik direnci konusunda çalışmalar yürütüyoruz.

Antibiyotik kullanımı yanık hastaları, özellikle de yayılmacı enfeksiyon ya da kan dolaşımı enfeksiyonu riski taşıyan hastalar açısından kritik bir öneme sahip.

Normal deri savunma mekanizmasından yoksun olan yanık hastalarının çok ilaca dirençli bakteriyel enfeksiyon nedeniyle enfeksiyon geçirmeleri yüksek bir ihtimal, çünkü bu hastaların haftalarca hastanede kalmaları, yüksek düzeyde antibiyotik kullanmaları ve enfeksiyonun yayılmasını kolaylaştıran ameliyatlar geçirmeleri gerekiyor.

Peşavar’daki (Pakistan) projemizde 28 günün altındaki yeni doğanlarla çalışıyoruz. Bu bebeklerin teorik olarak antibiyotiğe minimum düzeyde maruz kalmış olmaları gerekir, ancak çok ilaca dirençli bakteriyel enfeksiyonlar nedeniyle hasta olduklarını gözlemliyoruz. Bu enfeksiyonların gebelik sırasında anneden bebeğe geçtiğini ya da kaldıkları hastaneden bulaştığını varsayıyoruz.

Bu ve benzer projelerimizde bazı temel noktaların üzerinde durmaya çalışıyoruz:

  • Özellikle yatarak tedavi gören hastalar için enfeksiyon önleme ve kontrol altına almaya yönelik önlemlerin geliştirilmesi;
  • Belirli ülkelerde denetim ve dolayısıyla antibiyotik direnci oranları ve tiplerinin belirlenebilmesi için güvenilir mikrobiyoloji laboratuvarlarına erişimin geliştirilmesi;
  • Sağlık çalışanları ve reçeteleme yapan kişilerin antibiyotik kullanımı, orantılı antibiyotik reçetelemesi ve enfeksiyon kontrolü konusunda eğitilmesi;
  • Aynı zamanda operasyonel araştırma ve savunuculuk yürütülmesi.

Bunun ötesinde MSF olarak sağlık bakanlıkları ve yerel hükümetlerle geniş spektrumlu antibiyotiklerin reçetesiz satışının sınırlandırılmasının yanı sıra antibiyotiğe ihtiyacı olan hastaların zamanında tedavi görebilmesi konusunda işbirliği yapmamız gerekiyor.

Antibiyotik tedavisi gerektiren bakteriyel hastalıkları önleyici bir yöntem olan aşının geniş kesimlere ulaşması konusunda da çalışmalıyız.

Son olarak; yeni aşılar, tanı aletleri ve tedavilerin ortaya çıkabilmesi için araştırma ve geliştirme (AR-GE) yapılması ve AR-GE için yapılan yatırımların artması gerekiyor. MSF bu konuda savunuculuk yapmayı sürdürüyor.

MSF olarak antibiyotik direnci sorununun çözülmesi için uzun vadeli bir mücadele gerektiğinin farkındayız. Şimdiden bu konuyla ilgili yapabileceklerimizi belirledik ve çalışmalarımıza önümüzdeki senelerde de devam edeceğiz.

Yorum Yapın