Eski tüberküloz hastası iki kadın ilaç devi J&J’ın patent tekeline karşı harekete geçti

Yaygın ilaç dirençli tüberküloz hastası olan 18 yaşındaki Nischaya, Mumbai'deki evinde ders açlışırken babası da kutudaki TB ilaçlarını düzenliyor. Fotoğraf: Atul Loke

Zorlu tedaviler sonunda tüberkülozdan kurtulan iki eski hasta, ilaç şirketi Johnson & Johnson’ın Hindistan’daki patent tekelini uzatmasına engel olmak için ilk kez harekete geçti ve şirketin patent talebine itiraz etti.

Mumbai/Cape Town, 8 Şubat 2019 — Tüberküloz (TB, verem) ile mücadelelerinde başarılı olan iki kadın, bu kez Hindistan’da tüberküloz ilacı bedakilin üzerindeki tekelini genişletmeye çalışan ilaç şirketi Johnson & Johnson’a (J&J) karşı harekete geçti. Uluslararası tıbbi insani yardım kuruluşu Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), iki kadın aktivistin J&J'a karşı mücadelesini destekliyor.

Daha güvenli ve etkili ilaçlar için mücadele

Mumbai Patent Ofisi’ne itirazı sunan Nandita Venkatesan ve Phumeza Tisile, ilaca dirençli tüberkülozdan (İD TB) kurtulan, fakat mevcut tedavi yöntemlerinin yoğun toksisite (zehirlilik) barındırması nedeniyle duyma yetilerini kaybeden iki eski TB hastası.

İkisi de bugün, çok daha etkili ve güvenli olan yeni tüberküloz ilacı bedakilinin fiyatının düşürülmesi, ilaca dirençli tüberküloz hastaları için erişelebilir olması ve son derece acılı enjeksiyonlar içeren eski tedavi yöntemleri ve toksik etkisi olan eski TB ilaçları yerine kullanılması için çaba sarfediyorlar.

Daha kaç kişi hayatını ya da duyma yetisini kaybedecek?

2017’de yaklaşık 558 bin kişide ilaca dirençli tüberküloz tespit edildi, fakat bu kişilerin yalnızca yüzde 25’i tedavi görebildi.

Günümüzde standart İD TB tedavisi pek çok ülkede, her gün enjekte edilen ve ağır yan etkileri olan eski ilaçlarla yapılıyor. Bu ilaçlarla yürütülen tedavinin başarıya ulaşma oranı ise yüzde 55 ile sınırlı.

2015’te tedavisini tamamlayan Nandita Venkatesan, “İlaca dirençli tüberkülozu tedavi etmek için kullanılan enjeksiyonların ciddi yan etkileri yüzünden 24 yaşında duyma yetimi kaybettim. Sağır olduğumu kabullenmem çok zor oldu; omuzlarıma hem maddi hem duygusal hem de psikolojik bir yük bindi,” dedi.

“Daha kaç kişi, yan etkileri daha az olan, güvenli ve etkili ilaçlarla tedavi görmeyi beklerken hayatını veya duyma yetisini kaybedecek? Bu patent itirazıyla, ihtiyacı olan insanların bedakilinin jenerik (eşdeğer) versiyonlarına ulaşmalarına engel olan patent tekelinin daha da genişletilmesini önlemeye çalışacağız,” dedi.

Dünya Sağlık Örgütü yeni ilaçları öneriyor

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) yakın zamanda yaptığı bir açıklamayla, ilaca dirençli tüberkülozun, yalnızca ağızdan alınan, bedakilin gibi daha az yan etkiye sahip olan ve daha etkili yeni ilaçlarla tedavi edilmesini önermiş, enjekte edilen ve ağır yan etkileri olan eski ilaçların son çare olarak kullanılması gerektiğini belirtmişti.

Yeni tedaviye yönelik DSÖ rehber ilkeleri, bedakilin tedavisinin tavsiye edildiği İD TB hastalarının sayısını büyük ölçüde artıracak. Kasım 2018 itibarıyla dünya çapında yalnızca 28 bin 700 kişi bedakilin temin edebilmişti ve bu kişilerin neredeyse yüzde 70’i Güney Afrika’da tedavi edilmişti.

İlaç etkili ama çok pahalı

Bedakilinin TB hastalarına pek çok faydası olması rağmen, yüksek satış fiyatları hastaların ilaca erişimini engelliyor.

Johnson & Johnson yakın zamanda yaptığı bir açıklamayla, Güney Afrika ve Global Drug Facility aracılığıyla ilacı temin eden diğer ülkeler için altı aylık bedakilin tedavisinin 400 ABD dolarına düşürüldüğünü açıkladı. Fakat bu rakam, ilaca dirençli tüberkülozun yaygın olduğu ülkelerde ilacın kolaylıkla temin edilebilmesi için hala oldukça yüksek bir rakam.

Güney Afrika’nın Khayelitsha şehrinde MSF ile çalışan TB doktoru Anja Reuter, “Bedakilin kullanan İD TB hastalarında tedavinin başarıya ulaşma oranında artış kaydedildi; insanların hayatta kalma oranında da,” dedi.

“Enjekte edilmeden kullanılan bedakilin, herhangi bir toksik etkiye maruz bırakmaksızın hastaların tüberküloz ile mücadelelerine yardımcı oluyor. Bu tedavi halihazırda Güney Afrika’da kullanılıyor, fakat diğer ülkelerde uygulanan İD TB tedavi programlarında bedakiline yaygın ve uygun fiyatlı bir şekilde yer verildiğini göremiyoruz.

J&J’ın bedakilin patentinin süresini uzatmasına yönelik şirket başvurusu reddedilirse, bu ilacın jenerik versiyonları ihtiyacı olanlar için yakın zamanda ve uygun fiyatlı olarak temin edilebilecek. Bu da yüz binlerce insanın hayatının kurtulması, acılarının son bulması demek.”

Johnson & Johnson haksız patent talep ediyor

J&J, normal şartlar altında Hindistan Patent Yasası kapsamında patent hakkı kazanamayacak olan bedakilinin kimyasal formu için patent almaya çalışıyor. J&J’ın patent süresini uzatma başvurusu kabul edilirse, şirketin ilaç üzerindeki tekeli 2023’ten 2027’ye kadar uzatılmış olacak. Bu da dört yıl boyunca jenerik ilaçların daha uygun fiyatlı olarak piyasaya girmesine engel olacak.

Patentin sürekli yenilenmesini ve patent korumasının uzatılmasını içeren “evergreening” stratejisi, genellikle büyük şirketler tarafından 20 yıllık standart patent süresini uzatmak için kullanılıyor.

J&J’ın patent uzatma başvurusu reddedilirse, Hindistan’daki TB ilacı üreticileri jenerik ilaçlarla piyasaya girebilecek ve ulusal tüberküloz programları kapsamında tedavi gören hastalara ve TB tedavisi sunan dünya çapındaki diğer kliniklere daha uygun fiyatlarla bedakilin temin edebilecek.

Çok sayıda toksik enjeksiyon içeren yaygın ilaç dirençli tüberküloz (XDR-TB) tedavisini 2013 yılında tamamlayan Phumeza Tisile, “Ölmek veya sağır olmak arasında seçim yapmanın ne demek olduğunu çok iyi biliyorum. Çünkü hayatını kurtaran ilaçlar, aynı zamanda duyma yetini de senden alan ilaçlar,” dedi.

“İlaca dirençli tüberküloz tedavisi süresince yaşadığım zorlukları kimsenin yaşamasını istemiyorum. Johnson & Johnson gibi ilaç şirketleri, ilaç fiyatlarını kontrol altında tutmaya bir son vermeli. Bu şirketler, daha güvenli ve daha etkili tüberküloz ilaçlarına erişimin önünde artık daha fazla engel oluşturmamalı.”

J&J, bedakilinin geliştirilmesi sürecinde kamu yatırımlarından büyük ölçüde faydalandı. Daha az yan etkiyle tedavinin başarıya ulaşma oranları konusunda gerekli kanıtlar ise dünya çapında TB alanında çalışan TB toplulukları tarafından temin edildi.

Johnson & Johnson’a bir kez daha seslenen MSF, kalite güvencesi tamamlanan jenerik ilaçların önünü kesmeyi ve Hindistan’da, Güney Afrika’da ve diğer ülkelerde kendi ilaç tekelini büyütmeyi hedefleyen adımlardan kaçınmaları yönünde çağrı yaptı.


Nandita Venkatesan (Mumbai, Hindistan) üniversitenin ilk yılında intestinal tüberküloz nedeniyle iki atak geçirdi ve sekiz yıl boyunca hastalıkla mücadele etti. Bu süreçte altı ameliyat geçiren ve çoğu acı veren enjeksiyonlar olmak üzere çok sayıda ilaç almak zorunda kalan Nandita, doğumgününden tam iki gün sonra, 24 yaşındayken duyma yetisini kaybetti. Sağırlık, aminoglikozitler adı verilen ve enjekte edilerek alınan ilaçların yan etkilerinden kaynaklanıyor. Nandita, “biyonik kulak” olarak da bilinen koklear implant ameliyatı olduktan sonra yeniden duymaya başladı.

Phumeza Tisile (Khayelitsha, Güney Afrika) 2010 yılında yaygın ilaç dirençli tüberküloz tanısı konan ve tedavi olabilmek için Cape Peninsula Teknoloji Üniversitesi’ndeki eğitimine son vermek zorunda kalan eski bir TB hastası. Tedavisinin ilk beş ayında “normal” TB, ardından çok ilaca dirençli TB ve sonunda da hastalığın en ölümcül formu olan yaygın ilaç dirençli TB teşhisi alan Phumeza, Nandita gibi ilaçların yan etkileri yüzünden duyma yetisini kaybetti. Bu süreçte pek çok kez kendisine, yaşama ihtimalinin yüzde 20’den az olduğu ve TB nedeniyle hayatını kaybedebileceği söylendi. Phumeza, tüm zorluklara rağmen 2013 yılında iyileşti ve iki yıl sonra yaptırdığı koklear implant ameliyatı sayesinde duyma yetisi geri kazandırıldı.

Nandita ve Phumeza bugün ilaca dirençli tüberküloz tedavisinin dünya çapında iyileştirilmesi için mücadelelerini sürdürüyorlar.

Yorum Yapın