Dünya İnsani Yardım Günü (WHD): Pfizer ve GSK zatürre aşısı fiyatlarını neden düşürmeli?

boat (3)

Sorunun yanıtı, zatürreye yakalanan sekiz aylık bir bebeğin yaşam mücadelesinde ve Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) hemşiresi Barbara Saitta'nın sahadaki deneyim ve gözlemlerinde...

MSF ile birçok farklı projede çalıştınız. Bu projelerde hiç zatürreye (pnömoniyakalanmış bir çocukla karşılaştınız mı?

Sahada çalışırken solunum enfeksiyonları olan çok sayıda çocukla karşılaşıyoruz. MSF ile birkaç saha projesine gittikten sonra ishal, sıtma ve zatürrenin çocuklarda ne kadar yaygın olduğunu görüyorsunuz. Bu hastalıklar gelişmekte olan ülkelerde gerçekten çok yaygın. Hatta bazen aynı anda üç hastalığı aynı anda taşıyan çocuklara rastlayabiliyorsunuz.

Zatürreye yakalanmış bir çocukla hayatımda ilk kez MSF ile sahadayken karşılaştım. Bu benim ilk saha projemdi. Kolombiya’dayken ulaşımı zor olan uzak yerleşim bölgelerine mobil kliniklerle sağlık hizmetleri götürüyorduk. Bu yerlerin bazıları kanoyla 6-8 saat uzaklıktaydı. Doktor ve hemşirelerden oluşan yerel çalışanlarımız insanları muayene ediyor, bizler de uluslararası çalışanlar olarak onlara yardım ediyorduk. Ben hastaların sağlık sorunlarını hızlıca teşhis ederek hasta öncelik saptaması yapıyordum.

Mobil klinikteki sağlık taramasının son iki günündeydik. Zatürre olan bebekle o zaman karşılaştım. Annesinin kucağındaydı. ‘Bu bebek ne kadar da küçük’ diye düşündüğümü hatırlıyorum. Muhtemelen sekiz aylıktı.

Nefes almakta güçlük çekiyordu. O an hastalığının ne olduğunu anlamamıştım; bunun zatürre belirtilerinden biri olduğunu henüz bilmiyordum. Fakat her nefeste göğsünde çok derin bir çökük oluşuyordu.

Kaburgalarının daha çok oksijen alabilmek için kasıldığını görebiliyordunuz. Bebek ağlamıyordu bile, daha çok sersemlemiş gibiydi.

Ne yaptınız?

Doktora gidip bu çocuktan bahsettim. Çok garip nefes aldığını söyledim. Doktor hemen onu görmek istedi. Anneyi çağırıp bebeğini getirmesini istedim. Doktorun çok endişelendiğini görünce ben de tehişi duymak için bekledim. Doktor hayatı boyunca bu alanda çalışmış, mesleğini sağlık hizmetlerine ulaşmakta güçlük çeken insanlara yardım etmeye adamıştı. Bu yüzden ne kadar endişelendiğini görebiliyordum.

Daha sonra çocuğun zatürre olduğunu öğrendim ve çok kötü hissettim. Bebek çok kötü durumdaydı. Daha önce hiç böyle bir bebek görmemiştim.

İtalya’da hemşirelik yaparken hiç zatürreye yakalanmış bir bebekle karşılaşmadınız mı?

Hayır görmemiştim.

İtalya’da bebeklerin çoğu zatürreye karşı aşılanır. Solunum yolları hastalıklarına yakalansalar bile, sağlık hizmetleri geliştiği için çocuklar henüz hastalığın başlangıcında tedavi edilebilir.

Sizce İtalya’daki herhangi bir pediatri servisi ile bir MSF kampındaki pediatri servisi arasındaki en büyük fark nedir?

MSF’nin pediatri servislerinde hiç ağlama duymazsınız. Hiç ses olmaz. Belki sadece cılız bir kaç ses: Yürüyen hemşirenin ayak sesleri veya sessizce mırıldanan bir anne... Hiç düşündüğünüz gibi bir pediatri kliniği değildir. Çocuklar ciddi derecede hasta olduklarında zaten ağlamıyorlar, daha doğrusu ağlayamıyorlar. Bir çocuğun ne kadar hasta olduğunu bu şekilde anlayabilirsiniz.

Sağlık durumu kritik olan çocuklar ağlamazlar; belki sadece sessizce gözyaşı dökerler.

chest-indrawing

Hayatta kalma şansının, bireyin doğduğu coğrafyaya göre bu kadar farklılık göstermesi gerçekten de çok üzücü! Peki Kolombiya’daki çocuğa ne oldu?

Bebek o kadar halsizdi ki, beyin ölümünün gerçekleştiğinden endişe duymaya başlamıştık. Henüz bu aşamaya gelmediğinden emin olmak için çok sayıda test yaptık. Sonrasında yanımızda bir oksijen tankıyla seyahat etmeye başladık. Biliyorum çok tehlikeli ama başka seçeneğimiz yoktu. Bebeğe akşamları oksijen vermeye devam ettik ve çok yönlü bir tedavi görebileceği en yakın kasabaya götürmek istedik. Ama o bile çok uzaktaydı.

Her şeye rağmen mutlu sonla biten bir öykümüz oldu. Kanoyla 5-6 saat süren uzun bir yolculuktan sonra annesiyle birlikte bebeği MSF yerleşkesine götürdük. Buradan MSF araçlarıyla Tivu’ya vardığımızda ambulans da bizi bekliyordu. Tedavi süreci çok iyi geçti ve bebek iyileşti. Mobil kliniklerimizle her iki haftada bir sağlık taramasına çıktığımız için daha sonra bebeğin iyileştiğini ve iyi olduğunu bizzat gördük ve çok mutlu olduk.

Aslında çok şanslıydık çünkü muhtemelen bu bebek bize getirilmeden önce en az bir hafta boyunca çok kötü durumdaydı ama ailesinin durumu, onu kasabadaki doktora götürebilecek kadar iyi değildi. Bunu yadırgamıyorum çünkü buralarda hayat koşulları böyle. Sağlık hizmetlerine erişim hiç ama hiç kolay değil.

En yakın hastaneye gitmek için saatler süren kano yolculuğu yapmanız gerekiyor. Bazen hastaların da, ailelerin de buna imkanı olmuyor.

Üstelik seyahat, kano, araba için gidiş ve dönüşte devamlı para ödenmesi gerekiyor. Bu insanların ne yazık ki yol masraflarına ayrılabilecek parası yok.


MSF altı yıldan fazla süredir zatürre aşısı üretimini tekelinde bulunduran Pfizer ve GlaxoSmithKline (GSK) ile görüşmelerde bulunuyor ve zatürrenin yaygın olduğu gelişmekte olan ülkelerde çocukları bu hastalıktan koruyabilmek adına, bu firmaların aşı fiyatlarını aşağı çekmesi için kapsamlı bir mücadele yürütüyor.

Fakat bugüne kadar her iki ilaç şirketi de zatürre aşısı fiyatlarını düşürmeyi kabul etmedi.

Yılda yaklaşık 1 milyon çocuğun zatürre nedeniyle hayatını kaybettiğini göz önünde bulundurduğumuzda, dünya çapındaki zatürre kaynaklı çocuk ölümlerini engellemenin başka bir yolu da yakın bir gelecekte ufukta görünmüyor.

Aşı fiyatını çocuk başına 5 dolara düşürmeleri için @Pfizer ve @GSK ‘ya tweet atarak  bize destek olabilir, ilaç ve aşı endüstrisinin milyonlarca çocuğun hayatını tehlikeye atan fiyatlandırma politikalarını değiştirmek için siz de harekete geçebilirsiniz

İnsani yardım kuruluşlarının daha fazla çocuğu aşılayabilmesi için #İnsanlığıPaylaşalım! #AskPharma #sharehumanity

#Zatürre aşısının fiyatını düşürmeleri için @Pfizer @GSK’ya hep birlikte seslenelim! #AskPharma #sharehumanity

Yorum Yapın