Akdeniz: İnsan hayatı, Avrupa ülkelerinin siyasi hesaplarından önce gelmeli

Bu fotoğraf, MSF ve SOS MEDITERRANEE tarafından kullanılan Aquarius gemisi, denizden kurtarılan 629 kişiyle Malta ve Sicilya açıklarında bekletilirken çekildi. Bir MSF çalışanı, kurtarılanlara gıda dağıtımı yapıyor. Fotoğraf: Kenny Karpov, 10 Haziran 2018.

Uluslararası tıbbi insani yardım kuruluşu Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), Akdeniz’den kurtarılan insanların kaderinin siyasi olarak “açığa demirletilip beklemeye alındığı” haftanın ardından, denizden kurtarılan 629 kişinin kıyıya indirilmesini engellemek için limanlarını kapatan İtalya’yı ve siyasi alandaki puan hesaplarını denizde can kurtarmaktan daha önemli gören Avrupa devletlerini kınadı.

Amsterdam/Valensiya, 17 Haziran 2018 – MSF Acil Durum Koordinatörü Karline Kleijer şöyle konuştu: “Aquarius’a alınan erkek, kadın ve çocuklar savaştan ve yoksulluktan kaçmış, Libya’da gördükleri korkunç muameleden sağ çıkmış insanlardır. Bu insanlar birer paketmiş gibi bir gemiden diğerine aktarıldı ve gereksiz yere uzatılan bir deniz yolculuğunda hava şartlarına dayanmak zorunda bırakıldılar.”

İtalya ve diğer Avrupa ülkeleri insani sorumluluklarını yerine getirmekte utanç verici bir acze düşüp siyaseti insan hayatından üstün tutarken devreye girip sorumluluk üstlenen İspanya’ya teşekkür ederiz.

Önümüzdeki hafta yapılacak Avrupa Konseyi toplantısı öncesinde MSF Avrupa hükümetlerine seslenerek insan hayatına öncelik verilmesini talep etti. Avrupa ülkeleri, denizden kurtarılan insanların Avrupa’daki en yakın güvenli limanda en hızlı şekilde karaya çıkarılmasını kolaylaştırmalı ve insanların yeterli tıbbi yardım ve desteği görmesini, uluslararası korumaya ihtiyaç duyanların sığınma ve diğer korunma biçimleri için başvuruda bulunabilmesini sağlamalıdır. Ülkeler sivil toplum kuruluşlarının bağımsız arama ve kurtarma çalışmalarını engellememeli ve Orta Akdeniz’de arama ve kurtarmaya adanmış aktif mekanizmalar kurmalıdır.

İtalya limanlarını kapatarak 629 kişinin hayatıyla oynadı

SOS MEDITERRANEE’nin Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) ile birlikte çalıştığı arama ve kurtarma gemisi Aquarius, 9-10 Haziran haftasonunda Akdeniz’de 200’den fazla insanı kurtarmış, İtalya Donanması ve İtalyan sahil güvenlik gemilerince kurtarılan 400 kişi de Aquarius’a transfer edilmişti. 629 kişinin kurtarılması ve transferi İtalya Deniz Kurtarma Koordinasyon Merkezi (DKKM) tarafından başlatılmış koordine edilmiş olduğu halde İtalya makamları, Aquarius’un bu insanları İtalya’da bulunan en yakın güvenli limanda karaya çıkarmasına izin vermedi. Böylece hem şimdiye kadar yapılan uygulamaya ters düşmüş, hem de uluslararası hukuku çiğnemiş oldular. En yakın güvenli limanın yer aldığı Malta da, İtalya’nın koordinasyon rolünden ve sorumluluğundan dem vurarak Aquarius’un denizden kurtarılan insanları burada indirmesine izin vermedi.

Nihayet 11 Haziran’da İspanya Hükümeti devreye girerek Aquarius’un yolcularını 1.300 kilometre uzaktaki Valensiya’ya indirmesini teklif etti.

MSF, insanların uluslararası denizcilik kanunlarında belirtildiği şekilde en yakın güvenli limanda indirilmesine izin verilmesi için İtalya makamlarına baskı yapmayı sürdürdü. MSF bu süreçte, yeterince barınma yeri ve yiyeceğin bulunmadığı aşırı kalabalık bir geminin 629 yolcuyla dört gün daha seyahat etmesinin hem güvenlik açısından hem de insani açıdan son derece kaygı verici olduğuna da işaret etti.

MSF Acil Durum Koordinatörü Kleijer şöyle dedi: “Bu süreçte İtalya yetkililerinin vurdumduymaz davranışlarına sıklıkla şahit olduk. Önce MSF’nin kırılgan durumdaki insanları transfer etmesini önerdiler. Ancak MSF’nin, yanında yetişkin bulunmayan (refakatsiz) çocuklar, hastalar ve yaralılar, hamileler ve çocuklarıyla tek başına seyahat eden kadınların içinde bulunduğu yaklaşık 200 kişinin listesini vermesinin ardından yetkililer bu insanları almayı reddetti. İtalya bu kez sadece, hamile yedi kadının nakledilmesini istedi, ancak MSF’nin ailelerin dağılması yönündeki endişesine ve baba adaylarının da hamile eşlerinin yanında gelmesi talebine olumlu karşılık vermedi.”

Denizden kurtarılmış insanlar Aquarius'un güvertesinde, İtalya ve Malta arasında, kendilerine güvenli bir limanda karaya çıkma izin verilmesini beklerken. 10 Haziran 2018. Fotoğraf: Kenny Karpov.

MSF’nin Valensiya’ya gidilecek deniz yolculuğunun tıbbi ve insani anlamda doğuracağı sonuçlara dair kaygılarını bildirmesine rağmen, İtalya makamları 12 Haziran’da Aquarius’a gemideki 524 kişiyi yeniden İtalya gemilerine nakletme ve kalan 106 kişiyle İspanya’ya doğru dört günlük bir yolculuğa çıkma talimatını verdi.

İtalya yetkililerinin denizden kurtarılmış 629 kişiye limanlarını kapatması ve siyasi alandaki puan hesapları nedeniyle onları denizde bekletip ardından uzun bir yolculuğa sürüklemesi utanç vericidir.

“İtalya’nın, mültecilerle ilgili üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmeyen diğer Avrupa ülkelerine karşı kızgınlığı haklı olabilir, ancak bu, söz konusu yok sayma davranışını meşru kılmıyor.”

Kurtarılan insanlar Avrupa ülkelerinin siyasi hesapları arasında kaldı

Orta Akdeniz’de bu hafta yaşanan olaylar Avrupa’da göç üzerine daha geniş siyasi dinamiklerin altını çizdi. Avrupa ülkelerin birçoğu, önceliği denizde kırılgan durumda bulunan göçmen ve mültecilerin hayatını kurtarmaya vermedi. Bilakis sınırlarını daha da sıkı örüp kapılarını kapattılar. Uluslararası sularda kurtarılan insanları, insanlık dışı muamele görüp istismar edildikleri Libya’ya geri götüren Libya Sahil Güvenlik Kuvvetleri’ne aktif destek verdiler.

Avrupa ülkeleri, Avrupa’ya varan sığınmacı ve mültecilerin büyük çoğunluğunun vardığı İtalya ve Yunanistan gibi sınır ülkelere gereğince destek olmadı. Sığınmacıların Avrupa’ya yerleşmesinde sorumluluğu paylaşmadılar, üzerlerine düşeni yapmadılar.

Avrupa devleri hükümetlerinin arama-kurtarmanın önemini anlamak zorunda olduğuna işaret eden Kleijer şöyle devam etti: “2018’de denize açılmaya uygun olmayan dayanıksız kayıklarla Orta Akdeniz’i geçmeye çalışan 500’den fazla insan boğularak hayatını kaybetti. Haberlerin verdiği bilgiye göre sadece bu hafta, tek bir olayda 12 kişi, bindikleri botun devrilmesi sonucu öldü, botta bulunan 40 kişi ise orada seyir halinde bulunan ABD Donanması’na ait bir gemi tarafından kurtarıldı.”

Aquarius, Orta Akdeniz’de bağımsız sivil toplum kuruluşlarına ait halen çalışan az sayıda arama-kurtarma gemisinden biri. Kurtarma gemilerinin sayısının azalması, ihtiyacın sona erdiği anlamına gelmiyor.

Aquarius gemisi bu yılın başından 8 Haziran 2018 tarihine kadar 2.350 kişiyi kurtardı, bunların tamamı eğer kurtarılmasalardı boğulmuş olacaklardı.

Bürokratik engeller ve arama-kurtarma gemilerinde çalışan insanlara karşı hukuki işlem yapılması nedeniyle, bağımsız kuruluşların arama-kurtarma kapasitesi son bir yıl içinde önemli ölçüde azaldı.

“Sivil toplum kuruluşlarına ait gemileri karalama kampanyası sona ermeli,” diyen Kleijer sözlerine şöyle devam etti: “Bizim tek amacımız denizde hayat kurtarmaktır. Bizden 1 gün sonra İtalya Sahil Güvenlik gemisi Diciotti’nin 900 kişiyi İtalya’da bir limana bırakmasına izin verilmişken, Aquarius’un denizden kurtarılmış 629 kişiyi neden en yakın güvenli limanlara götüremeyip dört günlük deniz yolculuğuyla İspanya’ya ulaştırmak zorunda kaldığını açıklamak çok güç.”

“Valensiya bu 629 kişinin çektiği eziyetin son bulduğu liman oldu. Avrupa ülkelerinin hayat kurtarmak ve kurtarılan insanları düzgün bir şekilde karaya çıkarmak konusunda ciddi bir çaba göstermesi şart. Ülkeler üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmeyi başaramadıkça, Aquarius gemisindeki ekipler Orta Akdeniz’de arama-kurtarma faaliyetlerinde bulunmayı sürdürecektir.”

Yorum Yapın