İdomeni’deki mülteci kampı kapasitesinin 10 katına ulaştı

idomeni helpYunanistan Denizcilik Bakanlığı, Perşembe günü İleriye ve Midilli Adası’ndaki seyahat acentelerine gönderdiği bildiriyle ikinci bir emre kadar göçmenlere feribot bileti kesilmesini yasakladı.

An itibarıyla Midilli’den ileri gitmelerine izin verilmeyen 4.000 mülteci burada sıkışıp kalmış durumda.

21 Şubat – 1 Mart tarihleri arasında Yunan adalarına ayak basan 2.000 kişiyle birlikte ülkenin tamamında 30.000 mülteci, kapasitesini çoktan aşmış olan kamplarda ve son derece ağır koşullar altında Balkan ülkelerine geçiş için bekliyor.

4 Mart 2016, Yunanistan - Geçtiğimiz günlerde bir dizi şiddet vakasına sahne olan Yunanistan – Makedonya sınırındaki geçici İdomeni Kampı da, her geçen gün kaosa sürüklenen bu noktalardan biri. Balkan hükümetleri tarafından neredeyse her gün, keyfi bir şekilde sürekli değiştirilen göç kriterleri, an itibarıyla 11.000’den fazla insanı çaresizlik içinde hapsediyor.

İdomeni’nin 1.500 kişilik mevcut kapasitesini birkaç gün içinde 4.000’e çıkaran Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), Yunanistan Program Direktörü Marie Elisabeth Ingres aracılığıyla şartların ne denli kötü olduğunu dünya kamuoyuna duyurmaya çalışıyor ve mültecilere güvenli geçiş sağlanması için her seferinde Avrupa hükümetlerine çağrıda bulunuyor.

Yunan köyü İdomeni yakınlarında yer alan buğday tarlaları arasındaki dolambaçlı yol, omuzlarında büyük çantalar, kollarında bebekler taşıyan ve adım adım ilerleyen insanlarla dolu. Bu insanlar artık tüm umutlarını yitirmek üzere. Süregelen zulüm ve savaşlar yüzünden ülkelerini terketmek zorunda kalan bu insanlar, bu zorlu yolculuğa çıktıklarında Avrupa kapılarında böyle insanlık dışı bir muameleyle karşılacaklarını düşünmemişlerdi. Şu anda kendilerini güvende hissebilecekleri hiçbir yer yok ve kimden yardım alabileceklerini bilmiyorlar çünkü onlara hiçbir seçenek verilmiyor. Her gün yeni bir hayalkırıklığı, endişe ve hezeyan yaşayan bu insanlar, yola devam etmek dışında başka bir çözüm bulamıyorlar.

MSF, şu anda kamptaki göçmenlere çadır, uyku tulumu ve temel insani yardım malzemesi yetiştirmek için günde 50.000 euro harcıyor ve her gün 34.000 adet yemek dağıtıyor. Dondurucu kış şartları ise durumu daha da zorlaştırıyor. Yalnızca son dört günde İdomeni’de 700’den fazla kişiyi muayene eden MSF, kampta kalanlar arasında en çok barınma ve hijyen sorunundan kaynaklanan solunum yolları ve mide-bağırsak ile ilgili rahatsızlıklara rastlıyor. Hastaların çoğunluğu kadınlar ve 5 yaş altı çoçuklardan oluşuyor.

“Yeni evimize ne zaman gideceğiz?”

Suriye'yi terk etmeden önce İngilizce öğretmeni olarak çalışan ve iki aydır yollarda olan Piman, duygularını şu sözlerle ifade ediyor: "Biz ailece bu küçük çadırda kalıyoruz. Yola çıkmadan önce böylesine korkunç şartlarla karşılaşacağımızı hiç tahmin etmemiştim. Ülkemizi terk ettiğimizde, çocuklarım oyuncaklarını ve kitaplarını yanlarında getirmek istediler. Onlara endişelenmemeleri gerektiğini, yeni evimizde yeni oyuncakları olacağını söyledim. Ama şimdi bana her gün aynı soruyu soruyorlar : Yeni evimize ne zaman gideceğiz?”

Günlerdir çocukları ve eşiyle birlikte arkadaki çadırda kalan Piman ve ailesi... Fotoğraf: Alex Yallop

Her gün açık havada ve çamurla sıvanmış zemin üzerinde uyumak zorunda kalan bebeklerden klinikte tıbbi destek alan özürlü bireylere, hamile kadınlardan kronik hastalıklara sahip yaşlılara kadar pek çok hastayla ilgilenen MSF hemşiresi Daniela ise gözlemlerini şöyle aktarıyor: "Burada bir şaşkınlık ve stres durumu hakim. Kimse güvenilir bir bilgiye ulaşamıyor. Giderek artan bir öfke halinden bahsedebiliriz. Mültecilerin çoğu 10 gündür burada bekliyor. İnsanlar artık enerjilerini tüketmiş durumda; son derece bitkinler."

Suriye'deki Humus kampından gelen ve bitkinliği her halinden belli olan 24 yaşındaki Filistinli mülteci Omar ise, "Bu bekleyiş beni öldürüyor. Daha başımıza neler gelecek bilmiyorum ama burada kimsenin bizi umursamadığını biliyorum” diyor.

Eşi Zuzan ve iki kuzeniyle Kuzey Suriye'den İdomeni'ye gelen başka bir mülteci ise Mustafa: "Bir haftadır İdomeni’deyim. Sınır hemen yanıbaşımızda ama sınırı geçmemize izin vermiyorlar. Burada daha ne kadar kalacağım hakkında en ufak bir fikrim bile yok ama ilerlemek için daha güvenli bir yol bulmak istiyorum. Oğlumu güvenle yetiştirebileceğim bir yere ihtiyacım var. Lütfen bize yardım edin."

Yorum Yapın