Libya'da şiddetli çatışmalar: Göçmen ve mülteciler derhal tahliye edilmeli

Fotoğraftaki genç adam ve bebeği 10 Ağustos 2018 cuma günü Akdeniz'de, Libya'dan yola çıkmış, denizi kat etmeye uygun olmayan bir tekneden kurtarıldılar. MSF ve SOS Mediterranee Arama-Kurtarma kuruluşu tarafından kullanılan Aquarius gemisi o gün Akdeniz'de 141 kişiyi kurtardı. Pek çoğu Libya'da insanlık dışı şartlarda tutulduklarını anlatan bu mülteci ve göçmenler Somali, Eritre, Kamerun, Fildişi Sahili, Mısır, Fas, Senegal, Togo, Gana, Bangladeş ve Nijerya'dan geliyorlardı. Fotoğraf: Guiglielmo Mangliapane/SOS Mediterranee.

Libya’nın başkenti Trablus’ta kolaylıkla bozulabilecek ateşkes anlaşmasının üçüncü gününde (7 Eylül 2018) Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), Libya’daki gözaltı merkezlerinde keyfi olarak alıkonan binlerce mülteci, göçmen ve sığınmacının derhal serbest bırakılması ve Libya’dan tahliye edilerek güvenli bir ülkeye götürülmesi gerektiğini bildirdi.

Mülteci ve göçmenlerin Libya’dan çıkarılması için mevcut mekanizmalar son aylarda ağırlaşırken, tıbbi insani yardım kuruluşu MSF bu çalışmaların da bir an önce hızlandırılması çağrısında bulundu.

Tunus – 7 Eylül 2018. MSF’nin Libya Temsilcisi İbrahim Younis, Trablus’taki gözaltı merkezlerinden birkaçının cephe hattı üzerinde bulunduğunu ve halen içeride binlerce çaresiz insanın hapis kalmış durumda olduğunu söyledi. Younis, “Ayrım gözetmeksizin açılan topçu ateşi ve bombardıman nedeniyle çok sayıda insanın hayatını kaybetmesi gibi ciddi bir tehlike sözkonusu,” dedi. “Gıda ve su temini aksadı ve çöktü, bunlar şu an ancak düzensiz şekilde temin edilebiliyor. Sağlık hizmetleri büyük ölçüde uluslararası kuruluşlar tarafından veriliyordu ve bu kuruluşlar şu anda ülkede güvenliğin sağlanamayışı nedeniyle Libya’daki faaliyetlerini askıya alıyor, dolayısıyla tıbbi destek imkanları artık son derece yetersiz.”

Trablus’ta son yıllarda yaşanan en şiddetli çarpışmalar sonucu, yerleşim yerlerinin ağır topçu ateşine tutulması Libya Sağlık Bakanlığı’nın tahminlerine göre 60’tan fazla insanın ölümüne ve yüzlerce kişinin yaralanmasına yol açtı, öldürülenler ve yaralananların çoğu sivildi.

Bombardımanda MSF’nin Libyalı çalışanlarının evleri de isabet aldı. Çarpışmaların, 700 kadar insanın alıkonduğu en büyük gözaltı merkezlerinden birine tehlikeli derecede yaklaştığı ilk günden itibaren MSF ekibinin gözaltı merkezlerinde tutulan mülteci ve göçmenlere ulaşması imkansız hale geldi. Serseri roketler gözaltı merkezlerinin yakınlarına da düştü, merkezlerin çevresindeki bölgelerde yangınlar çıktı.

Çatışmaların yoğunlaşmasıyla beraber MSF, gezici kliniklerle düzenli olarak hizmet verdiği dört gözaltı merkeziyle daha irtibatını kaybetti. Yaşanan şiddet nedeniyle MSF de düzenli tıbbi yardım faaliyetlerini askıya almak ve Libya’daki ekibini küçültmek zorunda kaldı.

MSF şu anda Trablus’taki gözaltı merkezlerinde sadece sınırlı miktarda yardım ulaştırabiliyor; yapılabilen işler acil hastaların sevki ile imkan bulunabildiğinde yiyecek ve su, bir de hijyen kitleri dağıtmaktan ibaret.

Ancak MSF’nin tıbbi insani yardım çalışmaları Trablus dışındaki kentlerde, yani Hums, Mısrata ve Zliten’de devam ediyor.

Geçtiğimiz hafta, Ayn Zara Gözaltı Merkezi’nde tutulan ve çarpışmaların ortasında kalma tehlikesi altında olan 300 kadar mülteci ve göçmen uluslararası kurumlar tarafından “tahliye” edilmişti, ancak bu insanlar Libya’dan dışarı çıkarılmak yerine yine Trablus’ta, birkaç kilometre uzakta bulunan Abu Salim Gözaltı Merkezi’ne götürüldüler. Ardından Abu Salim Gözaltı Merkezi de ateş hattında kaldı.

MSF Libya Temsilcisi İbrahim Younis, “Mahpusların bir gözaltı merkezinden alınıp aynı çatışma bölgesindeki bir başka gözaltı merkezine götürülmesine ‘tahliye’ denemez ve bu bir çözüm de değildir,” dedi.

Bu insanları, sığınma ve ülkelerine geri gitme taleplerinin gereği gibi işleme konacağı üçüncü ülkelere götürmek için kaynak ve mekanizmalar mevcuttur.

“Hiç vakit kaybetmeden, hemen yapılması gereken işlem de budur. Burada insan hayatı, hayat kurtarma sözkonusudur.”

MSF özellikle şu çağrılarda bulundu:

  • BM Mülteci Ajansı (BM Mülteciler Yüksek Komiserliği) ve güvenli ülkeler bir an önce mülteci ve sığınmacıların Libya’dan tahliyesini sağlamalı ve bu insanların başka ülkelerde yerleştirilmesini hızlandırmalı.
  • BM Göç Ajansı (Uluslararası Göç Örgütü – IOM) ve göçmenlerin geldiği ülkeler, Libya’da bulunan ve kendi ülkelerine geri dönmek isteyen göçmenlerin Libya’dan tahliyesini ve kendi ülkelerine geri götürülmesini hızlandırmalı.
  • Avrupa ülkeleri ve Libyalı yetkililer deniz yoluyla Libya’dan kaçan insanların Avrupa’ya varmasını engellemek için denizde önlerini kesip onları Libya’ya geri götürmeye derhal son vermeli. Bu yıl içinde, Avrupa Birliği’nin desteklediği Libya Sahil Güvenlik gemileri Akdeniz’de bilinmeyen sayıda insanın önü keserek onları Libya’ya geri götürdü. Libya’nın her yerinde mülteci ve göçmenler korkunç boyutlara ulaşan şiddet, zorla alıkonma ve istismara maruz bırakılıyor, fidye amacıyla insan kaçırmanın son derece yaygın olduğu pek çok kaynak tarafından bildiriliyor. Libya’dan geçen mülteci, sığınmacı ve göçmenler arasında cinsel şiddete, insan kaçakçılığına, işkence ve kötü muameleye maruz bırakılmış çok sayıda kişi var.

Yorum Yapın