Hapsedilme, şiddet, kaos: Midilli’de Avrupa’nın mülteci kampı

Moria Kampı'nın çevresindeki Zeytinlik. Can güvenlikleri için Suriye, Afganistan, Irak, Sudan ve Kongo gibi ülkelerden kaçmak zorunda kalan binlerce insan Avrupa'ya varmak için hayatlarını tehlikeye atarak Türkiye'den Yunanistan'a geçiyor. Avrupa Birliği ile Türkiye arasında imzalanan Geri Kabul Anlaşması sonucu, Yunan Adalarına varanlar bilemedikleri süreler boyunca burada tutuluyorlar. Midilli'deki Moria Kampı artık o kadar kalabalık ki, Zeytinlik denen bu alan da artık kampın bir uzantısı haline geldi. Fotoğraf: Robin Hammond/Witness Change, Mayıs 2018.

Avrupa’nın mülteci kampı Midilli’de insanlara ne yapıyor?

Yunanistan’ın Midilli Adası’nda göçmen ve mülteci nüfusu durmaksızın artarken, adadaki Moria Mülteci Kampı’ndaki durum git gide kötüleşiyor. Çatışma ve isyanların gündelik hale geldiği kampta cinsel şiddet olayları yaşanıyor ve burada kısılıp kalmış binlerce insanın ruh sağlığı bozuluyor.

Şu anda, 3.000 kişilik Moria Kampı’na 8.000 kişi sıkışmış durumda. Dolayısıyla şartlar o kadar kötü ki insanların hem fiziksel sağlığı hem de ruh sağlığı ciddi şekilde zarar görüyor.

Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) geçtiğimiz aylarda Moria’da gündelik şiddet olaylarının daha da arttığın şahit oldu, ayrıca kampta ve kamp çevresinde cinsel şiddete maruz kalmış insanları tedavi etti.

Kampta yaşanan gerginlikler büyük ölçüde aşırı kalabalıktan ve insanca yaşam koşullarının sağlanmamasından kaynaklanıyor. Moria Kamp ana alanında ve Zeytinlik’te çalışır durumdaki tuvalet başına 72, çalışır durumdaki duş başına 84 kişi düşüyor. Bu, acil durumlar için tavsiye edilen insani yardım standartlarının çok altında bir oran.

Burada MSF’ye büyük endişe veren, söz konusu güvensizliğin, insani yaşam koşullarının sağlanamayışının ve insanların aylarca, hatta yıllarca içinde yaşadığı bu belirsiz ara durumun kamp sakinlerinin ruh sağlığı üzerindeki yıkıcı bir etkisi olması. MSF’nin Midilli’deki ruh sağlığı kliniği ancak en ciddi sorunları olan hastaları kabul edebiliyor ve buna rağmen şu anda tam kapasiteyle çalışıyor.

Moria Kampı ve Zeytinlik'te yaşam şartlarının ağırlığı ve keyfi idari tutumlar mültecilerin sağlığı, özellikle de ruh sağlığı üzerinde çok olumsuz etkiler bırakıyor. Fotoğraf: Robin Hammond/Witness Change.

MSF Midilli Kliniği’nin ruh sağlığı faaliyet direktörü Giovanna Bonvini, “Midilli’de insanların ruh sağlığında böyle büyük bir çöküş yaşanmasının bir sebebi, travmatik deneyimlerle buraya gelenlerin, Avrupa’ya sığınmayı, insanca davranış görmeyi beklerken tam tersiyle karşılaşması, burada yine şiddetin, yine insanlık dışı şartların içinde kalmaları,” diye anlatıyor.

“Geçtiğimiz gün, cinsel şiddete maruz kalmış genç bir adam, psikoz atağının ortasında, arkadaşı tarafından kliniğe getirildi. Travma sonrası ağır stres bozukluğu yaşıyor; halüsilasyonlar görüyor, zamanda geri dönüşler (flashback) geçiriyor, her taraftan sesler duyuyordu ve iki saatlik seansımız boyunca ağlaması kesilmedi.

Karanlıktan korkuyor ve sürekli olarak Moria’da saldırıya uğrama korkusu içinde yaşıyor. Ekibimiz ilaç tedavisine başladı, yoğun psikolojik seanslar görüyor ve şu anda durumu sabit. Ama burada asla çok fazla ilerleme kaydedemez, çünkü Moria’da yaşadığı sürece bir umutsuzluk ve güçlük döngüsü içinde hapis kalıyor.”

İçinde bulunduğumuz dönemde her hafta, akut ruh sağlığı sorunu olan 15-18 kişi adadaki diğer sivil toplum kuruluşlarından MSF’ye sevk ediliyor ve aralarında çocuklar da var.

Üstelik bu sadece, “buz dağının görünen ucu.” Ruh sağlığı alanında ciddi sorunları olan ve bizim tedavi etme kapasitesine sahip olmadığımız daha nice insan var. Bu büyük ve kırılgan nüfusa ruh sağlığı alanında uzman desteği sağlayan tek kurum MSF olduğu için ihtiyaçları karşılamakta yetersiz kalıyoruz.

MSF Midilli Kliniği’nden psikiyatr Dr. Alessandro Barberio, “Bu insanların çoğu, halüsinasyon, ajitasyon, kafa karışıklığı, oryantasyon bozuklığu gibi psikoz belirtilerinden muzdarip, adaya yeni gelmiş göçmenler,” diyor. “İntihar eğilimleri kuvvetli veya bunu zaten denemişler.”

Bizi son derece endişelendiren bir başka durum da, çocuklarla yaptığımız grup ruh sağlığı terapilerinde gördüğümüz üzere, gerek refakatsiz (yanında yetişkin olmayan) çocukların gerekse kampta ailesiyle beraber yaşayan çocukların Moria’da yaşama tecrübesiyle yeniden travmatize olması.

Dr. Barberio şöyle anlatıyor: “Son dört hafta içinde, yoğun panik atak geçiren, intihar düşüncesinde olan veya intihara girişmiş olan ve bu nedenle bize getirilen çocuk sayısında da bir artış oldu. Moria Kampı’nın korkunç şartları ve her gün yaşanan şiddet olayları hastalarımızın ruh sağlığı üzerinde son derece olumsuz etkiye sahip. Bu şartlar yüzünden pek çok hastamız ruh sağlığı alanında ağır sorunlar yaşıyor.”

Sınır Tanımayan Doktorlar olarak, kırılgan durumdaki insanların Moria’dan alınarak güvenli barınma yerlerine götürülmesi çağrısında bulunuyor ve kamptaki kalabalığın azaltılması çağrısını yineliyoruz. Bunun yanında insanların önünü kesmeye yönelik politikalara son verilmesinde ısrar ediyoruz; AB ve Yunanistan makamlarının kamptakilerin sağlık ve güvenlik hizmetlerine erişimini hızlandırmasını istiyoruz.

Deneyimlerimiz AB-Türkiye Mülteci Anlaşması’yla izlenen caydırma politikasının hiç de etkili olmadığını gösteriyor; insanlar hayatta kalmak için savaştan ve dehşet verici şartlardan kaçmaya devam ediyorlar.

Bu insanları güvenli olmayan felaket şartlar altında kıstırmanın, halihazırda son derece kırılgan durumda olan insanları daha da travmatize etmekten başka bir etkisi yok.

Yorum Yapın