Rohingyalar İçin İki Yıl Sonra Ufukta Hâlâ Bir Çözüm Yok

Bangladeş’te, Kutupalong megakampında bir çayevindeyiz. Bibi Jan gömleğinin yenini çekiştiriyor. Ağustos 2017’de, Rohingyalara (Arakanlı Müslümanlar) karşı uygulanan en ağır şiddet dalgası sırasında vücudunda bırakılan izleri örtüyor. Onu Bangladeş’ten ayrılmaya mecbur eden olayları anlatıyor: İki erkek kardeşi öldürülmüş, kendisi bıçaklanmış, köyü yerle bir edilmiş…

Rohingya mülteci Bibi Jan ve 5 yaşındaki oğlu Fayezorahman. “2 yıldır buradayım. Evden dışarı çıkıp tuvalete ya da su almaya giderken burka takıyorum, çünkü tuvaletler ve banyolar evimize uzak ve ulaşması zor. Myanmar’da kendi evimizde yaşarken böyle değildi. Ama ülkemizde kalmamız imkânsızdı, o yüzden Bangladeş’e geldik. 2 kardeşimi öldürdüler, köyümüzü ateşe verdiler. Orada yaşayan insanları çoğu öldürüldü, yakıldı, işkenceye uğradı. Bizi de bıçakladılar, izleri hâlâ duruyor.” @Dalila Mahdawi/MSF

Myanmar’ın Rakhine (Arakan) Eyaletinde yaşayan marjinalleştirilmiş bir etnik azınlık olan Rohingyalar son yıllarda devletin onları hedef alan ve katlanarak artan dışlama politikalarına ve zulmüne maruz kaldılar. İki yıl önce Myanmar’ın Rohingyalara uyguladığı şiddet dünya gündemine oturmuştu. O günden bugüne, bölgedeki Rohingyaların yasal bir statüye kavuşması ve Myanmar’da Rohingyaların dışlanmasının ardında yatan sebeplerin ortadan kaldırılması konusunda fazla ilerleme kaydedilemedi.

Sığındıkları ülkelerin tümünde ciddi bir dışlanmaya maruz kalan Rohingyalara bugüne dek anlamlı bir çözüm sunulmuş değil. Bangladeş’te 912.000’den fazla Rohingya hâlâ ülkeye ilk geldikleri günkü gibi, çok basit bambu yapılarda yaşıyorlar, seyahat ve çalışma konusunda kısıtlama altındalar ve tamamen insani yardıma bağımlı durumdalar. Sınır Tanımayan Doktorlar’ın (MSF) Cox’s Bazar’daki tesislerinde tedavi ettiği hastalıkların pek çoğu, Rohingyaların katlanmak zorunda kaldığı kötü yaşam şartlarından, temiz tuvalet ve suya erişimlerinin sınırlı olmasından kaynaklanıyor. MSF hâlâ her ay on binlerce hastayı tedavi ediyor. Ağustos 2017 ile Haziran 2019 arasında 1,3 milyon muayene gerçekleştirildi. Çocuklar okula gidip resmi eğitim alamadığından, gelecek nesiller de içinde yaşadıkları şartları değiştirme imkânından mahrum kalıyor. Bibi Jan, “Çocuklarımı okula göndermek istiyorum fakat yeterince param yok, kamptan da çıkamıyoruz,” diye anlatıyor: “Bu yüzden çocuklarımız için gelecek hayal etmemiz zor. Çalışabilsek, dağıtılan bu erzaka da ihtiyacımız olmazdı, kendi ayaklarımızın üzerinde durabilirdik o zaman.”

Myanmar’daki Rohingyalar: “Kızgınlığımızı bile içimizde tutuyoruz”

Benzer şekilde, halen Myanmar’da olan Rohingyaların durumu da iç açıcı değil. 1982’de çıkarılan bir vatandaşlık yasasıyla fiilen vatansız durumuna düşürülen Rohingyaların daha başka hakları da son yıllarda ellerinden alındı. Bu haklar vatandaşlıkla ilişkili katılım hakları, eğitim ve evlenme hakları ile aile planlamasından, seyahat özgürlüğü ve sağlık hizmetlerine erişime kadar uzanıyor.

Genç bir adam Ah Nauk Ye kampına bakıyor. 5.000’e yakın insanın yaşadığı bu kamp aşırı kalabalık, bakımsız ve yağmur mevsiminde sel altında kalma riski var. Kamptaki tek tıbbi kuruluş olan MSF düzenli mobil klinik hizmeti sağlıyor. @Scott Hamilton/MSF

2012’de Rohingya ve etnik Rakhine toplulukları arasındaki şiddet olaylarında birçok köy tamamen yıkıldı, yerle bir oldu. O zamandan bu yana Arakan Eyaleti’nin orta kesimlerinde yaşayan 128.000 Rohingya ve Kaman Müslümanı aşırı kalabalık ve son derece bakımsız kamp alanlarında yaşıyor. Seyahat özgürlüğü tanınmayan ve çalışmasına izin verilmeyen, ayrıca temel sağlık hizmetlerinden faydalandırılmayan bu insanlar da Bangladeş’e sığınan Arakanlı Müslümanlar gibi tamamen insani yardımlarla yaşıyor.

9.000 kişinin yaşadığı Nget Chaung bölgesindeki Rohingyalardan biri olan Suleiman, “Burada gerçek bir iş bulma imkanı yok, tutacak balık da yok denecek kadar az,” diyor. “Ticaret de çok az olduğu için istediğimiz şeyleri alamıyoruz. İnsanlar mutsuz; başka bir yere gidemedikleri, başka hiçbir şey yapamadıkları için hayal kırıklığı ve kızgınlık duyuyorlar. Kızgınlığımızı bile içimizde tutuyoruz, çünkü konuşamıyoruz: Öyle bir imkânımız yok. En yakın kasabaya gitmemize bile izin verilmiyor, o yüzden insanlar her şeyi içine atıyor, tıkanıp kalıyorlar.”

Suleiman Myanmar’ın Arakan (Rakhine) Eyaletinde, Nget Chaung Köyünde doğdu, burada yaşıyor ve buradan ayrılması yasak. 2012’de köyü yakılmadan önce öğretmenlik yapan, çevre köy ve kasabalardaki camilerde Birmanca ve İngilizce öğreten Suleiman bugün MSF’nin Nget Chaung’daki tesisinin bekçiliğini yapıyor. “Rohingyalar da Myanmardaki diğer etnik gruplar gibi, bizim tek isteğimiz burada yaşamak” diyor Suleiman: “Sadece özgür olmak, kendi geçimimizi sağlamak, geceleri korku duymadan uyuyabilmek istiyoruz. Myanmar’da kadın ve erkeklerin sarındığı, eteğe benzer ‘longyi’ kıyafeti ülkemizin simgelerindendir. Myanmar’da her etnik grubun kendine has bir longyi deseni var, bir tek biz Rohingyaların yok. Biz hiçbir şeye sahip değiliz. Keşke insanlar bize baktığında neysek onu görse. Tek isteğim insanların Rohingyaları tanıması.” @Scott Hamilton/MSF

Arakan Eyaleti genelinde 550.000 ila 600.000 Rohingya kaldığı düşünülüyor. Zaten zor olan hayatları, Myanmar Ordusu ile etnik Rakhine silahlı grubu Arakan Ordusu arasında giderek şiddetlenen çatışmalar nedeniyle daha da zorlaşıyor, çatışmaların olumsuz sonuçları Rohingyaları ve diğer etnik grupları doğrudan etkiliyor.

Malezya’daki Rohingyalar başka tehlikelere de açık

Rohingyalar son 30 yıldır sığındıkları Malezya’da da belirsizlik içindeler. Malezya’daki Rohingyaların ve diğer sığınmacılarla mültecilerin yasal bir statüsü bulunmaması onları giderek daha kırılgan hale getiriyor. Resmi olarak çalışamayan mülteciler şehirlerdeki kara borsa ekonomisi içinde kayboluyorlar. Burada istismara, borç karşılığı zorla çalıştırılmaya ve iş cinayetlerine karşı korumasız durumda kalıyorlar. Sokakta yürümek, hatta sağlık tesisine başvurmak bile mültecilerin gözaltı merkezlerine gönderilmesi veya sınır dışı edilmesiyle sonuçlanabiliyor.

Iman maaşını düzenli alamasa da çalışmaya devam ediyor, çünkü şantiyeden başka kalacak yeri yok. @Arnaud Finistre/MSF

22 yaşındaki Iman Hussein, 2015’te Rakhine’den kaçarak bir süre Tayland’da kalmış, ardından Malezya’ya, Penang’a gelmiş. Pek çok mülteci gibi o da Penang’ın hızla gelişen inşaat sektöründe çalışarak, kazandığı az miktarda parayla geçinmeye uğraşıyor. İşveren 10 haftadır maaşını ödememiş, fakat Iman burada çalışmaya devam etmekten başka bir seçeneği olmadığını söylüyor. Şantiyede yaşıyor, eğer işi bırakırsa ortada kalacak.

Yasal tanınma şart

MSF’nin Myanmar ve Malezya Temsilcisi Benoit de Gryse, Rohingyaların maruz kaldığı ayrımcılığın ardında yatan sebepleri çözmek konusunda son 2 yıldır ciddi anlamda, gerçek bir çaba gösterilmediğine işaret etti. De Gryse şöyle konuştu: “Rohingyaların daha iyi bir gelecek umudu olabilmesi için uluslararası toplumun Myanmar’a yönelik diplomatik çabalarını ikiye katlaması ve son derece güçsüz kılınmış bu grubun yasal olarak tanınmasını savunması gerekiyor.”

Yorum Yapın