Bir kez daha: Libya “güvenli bir yer” değil, çatışmalar hayati tehlike oluşturuyor

Trablus'taki Abu Salim Gözaltı Merkezi'nde alıkonan erkekler. Duvarda "Tanrım bize yardım et" yazıyor. Bu yazıda kullanılan tüm fotoğraflar: Guillaume Binet/Myop, Mart 2017 (MSF Arşivi).

Uluslararası tıbbi insani yardım kuruluşu Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) Trablus’taki çatışmaların ardından, son 72 saat içinde gerek Libyalıların gerekse halihazırda son derece kırılgan durumda olan mülteci ve göçmenlerin hayatının büyük tehlikeye atıldığını ifade etti.

MSF Libya’nın güvenli bir ülke olmadığını ve Avrupa ülkelerinin Libya’da sıkışıp kalan en kırılgan durumdaki insanlara yardım etme sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini bir kez daha vurguladı.

Trablus/Amsterdam – 31 Ağustos 2018 - Trablus’ta 26 Ağustos Pazar günü karşıt silahlı gruplar arasında çatışma çıktı. Yerleşim bölgelerinde gerçekleşen ağır topçu ateşi belirlenemeyen sayıda can kaybına neden oldu.

Çatışmalar, ülkede mahsur kalmış bulunan ve Trablus’un çeşitli bölgelerindeki kapalı gözaltı merkezlerinde keyfi olarak alıkonan, sayılarının 8 bin civarında olduğu tahmin edilen mülteci, sığınmacı ve göçmenin hayatını daha da ciddi şekilde tehdit ediyor.

Pazar günü çatışmaların başlamasının ardından bu insanların bir bölümü, ağır bombardıman altında tutulan bir bölgede, gıdaya erişimleri olmaksızın 48 saatten uzun süre mahsur kaldı. Serbest bırakılanların ise yakınlardaki mahallelere kaçmaktan başka seçeneği yoktu ve bu sırada iki ateş arasında kalma riski içindeydiler.

Gardiyan, Abu Salim Gözaltı Merkezi'nde bir koğuşun kapısını kapatıyor, Trablus, Libya. Fotoğraf: Guillaume Binet/Myop (MSF Arşivi).

MSF’nin Libya Temsilcisi Ibrahim Younis, “Yaşanan çatışmaların da ortaya koyduğu gibi Libya göçmenler, mülteciler ve sığınmacılar için güvenli bir yer değildir,” dedi. Younis şöyle devam etti:

“Libya’da bulunan göçmen, sığınmacı ve mültecilerin pek çoğu savaşla parçalanan ülkelerden kaçmış ve/veya aylardır dehşet verici şartlar altında yaşayan insanlar; üstelik bu kapalı gözaltı merkezlerine konmadan önce insan kaçakçılarının elinde tutulmuş bulunuyorlar. Halihazırda son derece kırılgan olan bu insanlar şimdi kendilerini yine bir savaşın içinde buluyor ve kaçma imkanları olmayan kapalı yerlerdeler.”

Güvenli bir yere ulaşmak isteyen ya da biraz daha iyi bir hayat arayışında olan insanlar sırf bu nedenle hapsedilemez.

Bu kişilerin tutuldukları yerlerden derhal tahliye edilmesi ve güvende olacakları ülkelere götürülmesi gerekiyor.”

Trablus'un 60 kilometre batısındaki Sorman kadın gözaltı merkezi. Ne kadar alıkonacaklarını bilmeksizin burada tutulan mahpus kadınlara düzensiz olarak günde bir veya iki kez yemek veriliyor, ya da hiç verilmiyor. Fotoğraf: Guillaume Binet/Myop (MSF Arşivi).

Gözaltı merkezlerinin içinde ve dışında insani yardım ihtiyacı zaten çok yoğunken çatışmalarla beraber bu ihtiyaçlar daha da arttı. MSF ekipleri çatışmalar başladığından beri ilk tıbbi muayeneleri gerçekleştiriyor ve halen gözaltı merkezlerinde tutulan insanlara yiyecek, su ve beslenme desteği temin ediyor.

Ancak MSF ve diğer insani yardım kuruluşlarının, yardıma ihtiyacı olan başka insanlara ulaşma imkanı sınırlı. Trablus ve çevresindeki Libyalı topluluklar da çatışmalardan etkilendi ve onların sağlık hizmetine erişim imkanı da kısıtlı.

BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne göre gözaltı merkezlerinde alıkonan insanların yaklaşık yarısı Eritre, Etiyopya, Somali ve Sudan gibi çatışma ve savaş yaşanan bölgelerden gelen mülteciler.

Uluslararası hukuka göre bu insanlar korunma altına alınma hakkına sahipler fakat Libya yetkilileri, güvenli ülkelerin hükümetleri ve Birleşmiş Milletler onların sığınma başvurularını işleme koymak için etkin bir mekanizma kurmayı başaramadı. Hatta Avrupa ülkeleri, sığınma başvurusunda bulunacak insanların Libya’dan ayrılmasını engelleyecek politikalar oluşturdular.

Aynı politikalar kapsamında Avrupa’nın sponsor olduğu Libya Sahil Güvenliği eliyle, denizden kurtarılan insanlar Libya sahillerine geri götürülerek insanların Akdeniz’i aşması engelleniyor.

Bugün gözaltı merkezlerinde alıkonan insanların çok büyük çoğunluğu denizde yolu kesilerek Libya’ya geri getirilen kişilerdir.

Trablus’taki gözaltı merkezlerinin halihazırdaki olumsuz ve aşırı kalabalık şartları bu politikalar sonucu daha da ağırlaştı. Son birkaç ay içinde, temiz suya, sanitasyon ve temizlik imkanına, sağlık hizmetlerine erişimin kısıtlılığı nedeniyle ortaya çıkan fiziksel sağlık ve ruh sağlığı sorunları dolayısıyla durum eskisinden de kötü.

Bir mahpus, su basmış bir koğuşu temizlemeye çalışıyor. Ertesi gün bu merkeze 200 mahpus daha getirilecek. Fotoğraf: Guillaume Binet/Myop (MSF Arşivi).

2011’den beri Libya’da faaliyet gösteren MSF 2016’dan bu yana Trablus’ta gözaltı merkezlerinde çalışarak buralarda birinci basamak sağlık hizmetleri, ruh sağlığı desteği, su ve sanitasyon hizmetleri veriyor. Ayrıca MSF, şu anda gözaltı merkezlerinde tutulan göçmen, mülteci ve sığınmacılar için hastaneye acil sevk imkanı sağlayabilen tek kuruluş. MSF Hums, Zliten ve Mısrata’daki gözaltı merkezlerinde de çalışıyor, Beni Velid’deyse ruh sağlığı desteği sunuyor.

Sınır Tanımayan Doktorlar Avrupa ülkelerinin hükümetlerine Libya’nın “güvenli bir yer” olmadığını teslim etmeye çağırıyor.

Libya sınırları içinde hapsedilen insanların güvenli ve insanlık onuruna yaraşır şekilde buradan kurtarılması için gerekli adımlarım acilen atılması gerekiyor.

Abu Salim Gözaltı Merkezi'ne yeni getirilen bir grup insana ayağa kalkıp koğuşlara girmeleri söyleniyor. Ayağa kalkamayacak kadar hasta bir adam yerde yatıyor. Fotoğraf: Guillaume Binet/Myop (MSF Arşivi).

Yorum Yapın