Midilli Adası: AB - Türkiye Anlaşmasının İkinci Yıldönümüne Doğru

MSF'nin gezici kliniğinde çalışan bir hemşire, Midilli Adası'ndaki Moria Kampı'nda bir çocuğu sağlık kontrolünden geçiriyor. Fotoğraf: Jodi Hilton

14 Mart'ta Midilli Adası'nda mülteciler ve polisler arasında çatışma meydana geldi. Biber gazıyla bastırılan çatışmalar kamp alanının içindeki aileler için son derece tehlikeli bir hal aldı. Çatışmalardan sadece iki saat sonra, Midilli kıyılarına içinde çok sayıda ailenin olduğu iki bot daha yanaştı. İnsanlar botlarla adaya gelmeye devam ediyor...

Moria’da genç bir adam ise, bundan birkaç gün önce, ailesinden ayrı tutularak adada alıkonmasını protesto etmek için elektrik direğine tırmanmış ve elektrik akımına kapılmıştı.

Sınır Tanımayan Doktorlar’ın (MSF) Yunanistan Program Direktörü Louise Roland-Gosselin, Avrupa Birliği (AB) ve Türkiye arasında 18 Mart 2016 tarihinde imzalanan "mülteci anlaşması"nın ikinci yıldönümü öncesinde yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Çatışmaların çıktığı gece Moria’daki sağlık ekiplerimiz, 11 kişiyi biber gazı etkileri ve panik atak nedeniyle tedavi etti. Hastalarımızın üçü küçük çocuk, biri de hamile bir kadındı.

Ruh sağlığı kliniğimiz ise, travma sonrası stres bozukluğu yaşayan, kendine zarar veren ve intihar girişiminde bulunan insanlarla dolup taşıyor. Suriye gibi ülkelerde süren savaştan ve bombalardan kaçan insanlar, Avrupa’da yine şiddet ve acıyla karşılaşıyor. Bu ayıptır. AB bunu kutluyor olamaz.

Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki anlaşmanın ikinci yıldönümüne doğru yaklaşırken, AB Türkiye’ye 3 milyar avro daha vermeye hazırlanıyor. Az önce söz ettiğim 11 kişinin yaşadıklarıysa, insanların içinde bulunduğu durumla alay edercesine yapılan bu anlaşmanın, bugün Yunan Adaları’nda kapalı tutulan erkek, kadın ve çocuklara nasıl bir bedel ödettiğine örnektir.”


MSF, AB ile Türkiye arasında yapılan anlaşmanın birinci yılında “AB - Türkiye Anlaşmasının 1. Yılı: AB’nin Alternatif Gerçeklerine Bakış” başlıklı bir rapor yayınlamıştı. Rapor, Avrupa’nın yanlış politikalarının Yunanistan ve Balkanlarda göçmenler ve sığınmacılar açısından yarattığı olumsuz tabloyu gözler önüne seriyor. Raporu indirmek için lütfen bu bağlantıyı tıklayın. 

Yorum Yapın