AB - Türkiye Arasında Mülteci Anlaşması İmzalanalı İki Yıl Oldu

İnsanları Yunan adalarında hapseden AB - Türkiye Anlaşması’nın getirdiği kısıtlamalar, Midilli’deki Moria Kampı’nı daha kalabalık ve tehlikeli hale getirmiş durumda. 2.300 kişi kapasiteli bu kampta halihazırda 7.000’den fazla kişi kalıyor. Fotoğraf: MSF

Avrupa Birliği ve üye ülkeler iki yıl önce tarihî bir karar aldı: AB ve Türkiye arasında imzalanan "mülteci anlaşması" ile binlerce insanı yüzüstü bırakmaya, Avrupa’da emniyette olmaya çalışan sığınmacıları Türkiye’ye geri göndererek sığınma kavramının kendisini feda etmeye karar verdiler.

O zamandan beri, Yunanistan’daki sağlık ekiplerimiz, Yunanistan kıyılarına varmaya devam eden ve Yunan Adalarında kısılıp kalan binlerce erkek, kadın ve çocuğun sonu gelmeyen acı ve üzüntülerine tanık oluyor. Bu kirli anlaşmanın gerçek bedelini bu insanlar ödüyor.

Kliniklerimiz, savaş ve şiddetten kaçan, kaçtıkları insani kriz ortamına geri gönderilme korkusu içinde yaşayan çaresiz insanlarla dolup taşıyor.

Bu insanlar, kendilerinin veya çocuklarının bir gün huzurlu bir hayata kavuşacağı umudunu tümden kaybetmiş durumdalar.

MSF ekipleri her gün, bu insanlık dışı politikaların insan ruhunda ve bedeninde açtığı veya daha da derinleştirdiği yaraları tedavi ediyor. Muayenenin ardından, acı içindeki insanları o acıyı yaratan aynı çadırlara, aynı aşırı kalabalık konteynırlara ve arada kalmışlık haline geri göndermekten başka bir şey gelmiyor ellerinden.

Bu dayanılmaz kısır döngü müdür Avrupa Birliği’nin kutlamaya devam ettiği başarı hikayesi?

Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), yardıma ihtiyacı olan insanlara koruma ve destek sağlamaya odaklanmak yerine, artık kimse denizleri aşmaya kalkmasın diye, denizi aşabilenlere adeta kasten acı çektiren böyle bir anlaşmaya bugün de, her gün de karşı çıkacaktır.

Anlaşma, zalimce olması bir yana, işe de yaramıyor. Başka hiçbir seçeneği olmayan, Suriyeli, Iraklı, Afgan aileler Yunanistan kıyılarına varabilmek için hayatlarını, varlarını yoklarını tehlikeye atmaya devam ediyor.

O halde biz de, Avrupa Birliği ve Yunanistan makamlarının insanlarla alay edercesine kurduğu bu stratejiye karşı çıkmaya devam edeceğiz, artık hastalarımızın sağlığına daha fazla zarar vermemelerini, insan onuruna saygılı bir tutum sergilemelerini talep etmeyi sürdüreceğiz.

Yorum Yapın