Akdeniz'de ölümle yaşam arasında

209 kişinin kurtulduğu, fakat 22 kişinin hayatını kaybettiği deniz kazasının ardından MSF'nin arama kurtarma gemisinde tıbbi destek alan mülteci ve sığınmacılar. Fotoğraf: Donal Gorman

209 kişinin kurtulduğu, fakat 22 kişinin hayatını kaybettiği deniz kazasının ardından MSF'nin arama kurtarma gemisinde tıbbi destek alan mülteci ve sığınmacılar. Fotoğraf: Donal Gorman

30 yaşındaki Nijeryalı David, 20 Temmuz’da 22 kişinin hayatını kaybettiği mülteci botundaydı.  

MSF ve SOS MEDITERRANEE’nin ortak arama kurtarma gemisi MV Aquarius tarafından kurtarılanlardan biriydi. David, tıpkı Mary gibi, denizde verdiği yaşam mücadelesini anlatıyor.  

İki yıl Libya’da yaşadım ve bir inşaatta çalıştım. Bu bota üç gece önce bindim. Bota bindiğimiz gece çok kötüydü. Silahlı adamlar sağa sola sıkıyor, herkesi bir arada durmaya zorlayarak bota bindiriyordu. O kadar çok insan bindirdiler ki daha en başından insanlar üst üste istiflenmişti.

Botun zemini ağırlıktan dolayı açıldığında insanlar bir anda botun ortasına doğru yığıldı. Yırtılan bot hızla su almaya başladı. Su dizlerimize kadar geliyordu. İnsanlar çaresizce suyu dışarı boşaltmaya çalışıyordu. Kadınlar orta kısımda oturuyordu ama panik içinde çığlık atıyorlardı. Erkeklerin bazıları ayağa kalkmaya çalışıyor ama kayıp tekrar yakıtla karışık suyun içine düşüyordu.

Suyun altında ezilenler diğerlerini ısırıp canla başla yukarı çıkmaya çalışıyordu.

İnsanlar botun içinde bir o yana bir bu yana sallanıyor, botun ortasındaki çökükte oluşan su ve yakıt havuzunda boğulmamak için ayağa kalkmaya çalışıyordu. Kaymadan durabilmek ve nefes almak için herkes birbirinin üstüne çıkıyordu.

Bot tamamen suyla dolmuştu ve biz hala suyu dışarı akıtmak için uğraşıyorduk. Botun zemininde suyun altında sıkışıp kalan kadınların çoğunun artık mücadele edecek gücü kalmamıştı.

Bazıları çoktan ölmüştü ve zemin ceset doluydu. Hayatını kaybedenler suyun altında kalmış, ahşap ve plastik arasında sıkıştıkları için yukarı çıkamamışlardı.

Bir süre sonra bir helikopter ortaya çıktı ve bizi gördü. Helikopteri görünce herkes çılgınca bağırıp el sallamaya başladı. ‘İmdat! İmdat! İmdat! Lütfen İsa, kurtar bizi…’ diye bağırıyorduk ve bizi görmeleri için uğraşıyorduk. Helikopterin gittiğini görünce hepimiz daha çok paniğe kapıldık.

Daha sonra bir İtalyan gemisi geldi ve önce tek tek kadınları kurtardı. O sırada botta yaklaşık 15 ölü olduğunu düşünüyorlardı. Ceset yığınının altında sıkışıp kalan bir genç kız vardı. Meğer hala hayattaymış. Onu çekip çıkardılar.

Ben şanslıydım ve kurtuldum. Tanrım bana yardım etti. Tanrıya şükürler olsun hayattayız! Tanrım, çok teşekkürler. Tek yardımcımız sensin. Ölen kadınlar için çok üzgünüm. Ama yapabileceğimiz hiçbir şey yoktu. Hepimiz hayatta kalmaya çalışıyorduk. Çok üzgünüm.

Bu yolculuklar çok tehlikeli. Belki de kimse bu yolculuğa çıkmamalı. Tanrım bize yardım etti, ama ya geri kalanlar?

Bu gördüklerimi, bu yaşadıklarımı asla unutmayacağım. O insanlar hayatım boyunca gözlerimin önünden gitmeyecek.

Yorum Yapın