Anlatacak olağanüstü bir öyküsü var

MSF'nin Peşaver Kadın Hastanesi'nde görev yapan bir kadın doğum uzmanı ve iki ameliyathane hemşiresi, ameliyat öncesi bilgi paylaşımında bulunuyorlar. Fotoğraf: Laurie Bonnaud/MSF

Heyecanlı bir kadın, Sınır Tanımayan Doktorlar'ın savunuculuk faaliyetlerinden sorumlu Sandra’ya eliyle işaret ediyor ve Pakistan’daki Peşaver Kadın Hastanesi’nin doğumhanesine davet ediyor. Anlatacak olağanüstü bir öyküsü var…

7 Aralık 2018 - Sandra Smiley, MSF Savunuculuk Faaliyetleri Sorumlusu

"Peşaver Kadın Hastanesi’ne ulaştığım zaman insanlar beni gülümseyerek karşılıyorlar. Bu, Sınır Tanımayan Doktorlar’ın (MSF) hizmet verdiği dünyanın dört bir köşesindeki sağlık merkezlerinde dile getirilmeden uygulanan bir gelenek gibi görünüyor.

Bugün burada gülümsemeyle karşılanan çok sayıda kadından yalnızca birisiyim.

Hayber Pahtunhva’da, başkentin kalabalık ve tozlu merkezinden uzaktaki bu doğum hastanesinde her ay 400’den fazla kadın, vasıflı tıbbi personel eşliğinde ücret ödemeden doğum yapıyor.

Kayıt masasında başörtülü, kusursuz İngilizce konuşan ve işini beceriyle yapan genç bir kadın oturuyor. Hastaneye gelen kadınların bilgilerinin kaydedildiği kocaman defter önünde açık duruyor.

Doğum yapacak bütün kadınlar buraya kabul edilse de, hastaların çoğunun Peşaver çevresindeki kırsal kesimden geldiğini söylüyor bana.

Çoğu hasta, kendi ülkelerinden kaçmak zorunda kalan ve Pakistan’ın batı vilayetlerine yerleşen Afganlar. Diğerleri Pakistan vatandaşı, ama ülkenin batısındaki Afganistan sınırı boyunca yaşanan silahlı çatışmalardan en az Afganlar kadar etkilenmişler.

23 yaşındaki Fatma, 3 Ekim'de ilk bebeğini dünyaya getirdi. Hem kendisi hem de eşi kız çocuğuna sahip oldukları için çok mutlu. Kızlarının adını doğumdan hemen sonra Anaya koydular. Fotoğraf: Laurie Bonnaud/MSF

Olağanüstü bir öykü

Biz sohbet ederken, pembe saçlı ve şeffaf siyah eşarplı bir kadın çift kanatlı kapıdan geçerek bekleme salonuna hızla giriyor.

Avuçları kınayla kırmızıya boyanmış elleri durmadan hareket ediyor. Çalışma arkadaşım Zahir Gul’e el kol hareketleri yaparak ateşli bir şekilde bir şeyler anlatıyor. Kocaman gülümsemesiyle konuşuyor; kaşlarını heyecan içinde kaldırdıkça alnında derin çizgiler beliriyor.

Bu bir süre devam ediyor ve Zahir Gul onu cesaretlendirecek şekilde başını sallıyor. Sonra kadın dikkatini bana yöneltiyor.

Sanki müthiş heyecanlı bir dedikodu anlatacakmış gibi bana doğru eğiliyor. Peştuca konuştuğu için söylediği hiçbir şeyi anlamıyorum, ama hareketleri her şeyi anlatıyor...

Anlatacak olağanüstü bir öyküsü var.

Buz gibi bir gece yarısı

Zahir Gul benim için tercüme ediyor.

Bu kadın Hayber ilçesinden Peşaver’e gelmek için buz gibi bir gece yarısı tam 70 kilometre yol katetmiş.

Hayber ilçesi kuzeyde, Afganistan sınırında yer alıyor. Kamu hizmeti açısından çok az şey sunulan ve daha önce federal yönetim altındaki aşiret bölgesi (FATA) olarak bilinen yerde bulunuyor. 2017 yılında zorla kapatılana kadar MSF’nin burada iki sağlık projesi vardı.

Bir önceki akşam, kadının gelini evde doğum yapmış.

Vasıflı bir ebe olmadan doğum yapmak, bu vilayetin en uç bölgelerindeki topluluklar arasında yaygın bir durum.

Hastalar çoğu zaman bunun tercih edildiğini, çünkü yerel sağlık merkezlerinin birçoğunda ısıtma, su ya da elektrik olmadığını, zaten bu merkezlerin öğleden sonra 2’de kapandığını anlatmışlardı. Bu bölgelerdeki birçok sağlık çalışanı, mesai sonrası kendi özel muayenehanesinde çalışıyor ama verdikleri hizmet için dilediği ücreti isteyebiliyor.

Doğum yaptıktan sonra gelininin durumu kötüleşmişti. Acilen tıbbi yardıma ihtiyacı vardı, ama evinin yakınlarında klinik yoktu. Toplu taşımayı kullanamazlardı çünkü şoförler karanlık çöktükten sonra dağ yollarını göze almak istemiyordu.

5.000 rupi, yani gününe göre yaklaşık 40 ABD doları (218 TL) ile ailesi, tüm zorluklara rağmen onları hastaneye götürmesi için bir taksi şoförünü ikna etmeyi başarmıştı.

Bu yollarda yolculuk yapmak arka arkaya birçok kontrol noktasından geçmek anlamına geliyor. Bununla birlikte insanlar, yoldaki her dönemecin ardında onları neyin beklediğini bilmediklerinden korkuyorlar.

Doğum sonrası kanaması

MSF'nin Peşaver Kadın Hastanesi'nde çalışan Doktor Khadija bir bebeği muayene ediyor. Fotoğraf: Laurie Bonnaud/MSF

Gözleri fal taşı gibi açık bir şekilde derdini anlatmaya çalışan kadın eliyle doğumhaneye gelmemi işaret ediyor. Zahir Gul’u girişte bırakıyorum ve kadın beni hızla içeri çekip genç bir kadının doğum masasında yattığı yere götürüyor.

Genç kadın uyanık; yüz hatları, burnundaki hızması ve arkada topladığı kıvırcık siyah saçlarıyla çok güzel. Cildi solgun, dudaklarındaysa neredeyse hiç renk yok. Buna karşın, gücünü yeniden toplayan bir kişinin parıltısına sahip. Sıkıntısından kurtulmak onu neşelendirmiş gibi görünüyor.

“Tebrikler,” diyorum.

Genç kadın gülümsüyor, “Allah razı olsun,” diye yanıtlıyor.

Onunla ilgilenen hemşire doğum sonrası çok fazla kan kaybettiğini anlatıyor ve üzerinde taze kan izleri olan arkamızdaki duvarı işaret ediyor.

Hemşire bana bu durumun burada yaygın olduğunu söylüyor. Durumu kötüleşen bir kadın çok çabuk ölebilir ve çoğu kadın bundan sağ kurtulmaz.

Şimdi bunu söylemenin bir yararı yok ama sanırım bu genç kadının başına gelenleri önleyebilecek ilaçlar var, eğer ki evdeyken bu ilaçlara erişimi olsaydı.

Üterotonikler, yani rahmin kasılmasını sağlayan ilaçlar, bebeğin doğumunun ardından bir kadına verildiği zaman doğum sonrası aşırı kanama riskini büyük oranda azaltıyor. Bu ilaçlardan bazıları, örneğin oksitosin ve misoprostol Pakistan’da kolaylıkla bulunabiliyor ve “temel ilaç” listelerinde yer alıyorlar. Bu, teorik olarak sağlık merkezlerinde bulunmaları gerektiği anlamına geliyor.

Bununla birlikte genç kadının bu ilaçlara erişimi yoktu, bu yüzden doğum sonrası acı haberler alabilirdik.

Hikayenin diğer yüzü

Çoğu zaman olduğu gibi hikayenin bir başka yüzü daha var.

Hayber Pahtunhva’daki MSF sağlık merkezlerinde çalışan tıbbi ekiplerimiz bu ilaçların yanlış kullanımından kaynaklanan komplikasyonlar yaşayan birçok hamile kadını tedavi ediyor.

Bu ilaçlar çok yaygın olduğu için bazı sağlık çalışanları ya da geleneksel ebeler, doğumu hızlandırmak için ve sancıyı azaltacağı bahanesiyle bu ilaçları hamile kadınlara veriyorlar.

Bu kadınların çoğu fazla güçlü ve sık kasılmalar nedeniyle veya rahim yorgunluğu ile aşırı kanama gibi gerekçelerle MSF hastanelerine sevk ediliyorlar.

Bu hikayeler çoğu zaman annenin kısır kalması, yeni doğan bebeğin hayat boyu sakatlığı ya da ikisinin birden ölümüyle sonuçlanıyor.

Belli ki bir ilacın kolayca erişilebilir olması, yalnızca istenen etkiyi göstereceği anlamına gelmiyor.

Değişen tutumlar

Pakistan’ın en ücra bölgelerinde vasıflı sağlık hizmetine ulaşmak zor olabiliyor. Yasal düzenlemeler sıkı bir şekilde uygulanmıyor ve geleneksel tedavilere talep büyük. Bütün bunlar hayat kurtaran ilaçların yanlış kullanılmasını teşvik eden bir ortam hazırlıyor.

İşte bu yüzden MSF, konu hakkında veri toplamak, sağlık personelini bilgilendirmek ve bu ilaçların yararları ve kullanımlarındaki riskler konusunda bölge halkını bilgilendirmek için 2012 yılından beri gezici saha ekipleri ve yerel yetkililerle birlikte çalışıyor.

Bir bebek, ısıtıcılar, serumlar, oksijen desteği, sarılığa karşı ışın tedavisi gibi malzeme ve ekipmanlarla donatılmış olan yenidoğan ünitesinde tedavi görüyor. Fotoğraf: Laurie Bonnaud/MSF

Buruşuk ve küçücük yüzler

Pembe saçlı kadın doğumhanede hâlâ heyecan içinde koşturuyor. Bana bir şey göstermek istiyor.

Bir hastane yatağına yaklaşıyor ve birkaç kat muflon battaniyeyi dikkatlice kaldırdığında ortaya iki pembe yumak çıkıyor: Yalnızca birkaç saat önce doğmuş, minicik ikiz erkek bebekler.

Hemşireler ve diğer hastalarla birlikte ikizlerin çevresinde toplanıyoruz: yuvarlak, buruşuk ve küçücük yüzlerine ve havada sallayıp boşluğu tutmaya çalışan minik parmaklarına bakıyoruz.

Kadın gülümseyerek battaniyeyi yeniden örtüyor. Hiç kimse konuşmuyor, kadın bile.

Onun hikayesi burada sona eriyor. Üstelik bu mutlu bir son."

Yorum Yapın