Antibiyotik direnci nedir, nasıl önlenir?

MSF'nin Hindistan'daki sağlık bilgilendirme ekipleri Batı Bengal'deki bir okulda öğrencilere antibiyotik direnci ve konusunda bilgi veriyor. Fotoğraf: MSF

Sınır Tanımayan Doktorlar’ın (MSF) bulaşıcı hastalıklar konusundaki tıbbi danışmanlarından Ernestina Repetto, antibiyotik direnciyle ilgili önemli soruları yanıtlıyor.

Ortadoğu’da çalışmalarını sürdüren Repetto, ağırlıklı olarak antibiyotik direncinin MSF tıbbi destek programlarındaki etkilerini araştırıyor ve çok ilaca dirençli enfeksiyonların tedavisi konusunda çeşitli tavsiyelerde bulunuyor.

“Acil önlem alınmazsa ve mevcut sağlık politikaları değiştirilmezse, yaygın enfeksiyonlar ve küçük çaplı yaralanmalar yine ölümcül olabilir”

Antibiyotik direnci yeni bir olgu mu? Neden günümüzde önemli bir sağlık sorunu olarak karşımızda?  

Antibiyotik direnci dünya çapında yükselişte ama yeni bir olgu değil. Antibiyotiğin tarihçesine baktığımızda, antibiyotiğe karşı ilk direncin bundan 100 yıl önce görüldüğünü görebiliriz.

Vücudumuzdaki bakteriler hayatta kalmanın yollarını bulduğunda ve yeni antibiyotiklere direnç gösterdiğinde “antibiyotik direnci” meydana gelir. Bu süreç kaçınılmazdır. Günümüzde bu kadar yaygın olmasının nedeniyse, zaman içinde bu bakterilerin direnç mekanizmalarını birbirleriyle paylaşmasından kaynaklanıyor. Bu da mevcut olguların artışına sebebiyet veriyor. Doktorlar mevcut antibiyotiklerle hastalara uygun tedavi seçenekleri sunmakta her geçen gün daha da zorlanıyor.

Araştırmacılar ve bilim insanları yeni antibiyotikler geliştirmeye devam etse de bu zaman alıyor. Bu süreçte bakteriler çok daha hızlı bir şekilde yeni direnç mekanizmaları geliştiriyor. Bu durum, üst solunum yolu enfeksiyonları gibi yaygın hastalıkları veya enfekte olmuş yaraları tedavi etmemizi her geçen gün zorlaştırıyor. Acil önlem alınmadığı ve mevcut sağlık politikaları değiştirilmediği takdirde, hızla “antibiyotik sonrası döneme” gireceğiz. İşte o zaman yaygın enfeksiyonlar ve küçük çaplı yaralanmalar yine ölümcül olabilir.

Antibiyotik direnci neden Ortadoğu ülkelerinde yaygın? MSF bu konuda ne tür çalışmalar yürütüyor?

Antibiyotik direncine neden olan pek çok faktör var aslında. Reçetesiz satılan antibiyotikler, yetersiz enfeksiyon önleme ve kontrol uygulamaları, antibiyotiklerin yaygın ve kontrolsüz bir biçimde reçetelendirilmesi, kalitesiz antibiyotiklerin tedarik edilmesi ve tanı ve takip ekipmanlarının yetersiz olması, antibiyotik direncinin yaygınlaşmasına neden olan bazı unsurlar.

Aynı zamanda hastaların antibiyotik kullanımı ve direnci konusunda yeterince bilgilendirilmemesi de bu olumsuz gidişata katkıda bulunuyor. Bu faktörlerin pek çoğu son birkaç on yıldır Ortadoğu’da mevcut.

MSF pediyatri, cinsel sağlık ve üreme sağlığı, kronik hastalıkların tedavisi gibi birinci basamak sağlık hizmetlerinden, savaş yaralanmalarına yönelik onarım (rekonstrüktif) cerrahisi gibi ikinci basamak sağlık hizmetlerine kadar Ortadoğu ülkelerinde pek çok farklı program yürütüyor. MSF ekipleri bu programlarda, ikinci basamak sağlık hizmetlerinden yararlanan hastalar arasında çok ilaca dirençli enfeksiyonlarda artış görüyor. Hastalarımıza nitelikli ve gelişmiş sağlık hizmeti sunabilmek için standart enfeksiyon önleme ve kontrol mekanizmalarını mutlaka uyguluyoruz. Aynı zamanda antibiyotik uzmanlığı, hastaların bilgilendirilmesi için psikoeğitim ve psikolojik danışmanlık gibi programlar da yürütüyoruz. Tabii bu süreçte MSF’nin tüm tesislerinde gelişmiş mikrobiyoloji tanı yöntemlerinin kullanılmasını sağlıyoruz.”

MSF Doğu Musul’daki hastaneyi açtığında, bu kadar yüksek oranda antibiyotik direnciyle karşılaşmayı bekliyor muydunuz?

Doğu Musul’daki ameliyat sonrası bakım merkezimizi Nisan 2018’de açtık. İlk sekiz ayda hastaneye yatırılan hastalarımızın yüzde 40’ında halihazırda enfeksiyon vardı. Bu kişilerin çoğu, kemik iliği iltihabı ve kronik enfekte yarası olan hastalardı; çoğunda çok ilaca dirençli enfeksiyon tespit edildi. Bu da mevcut tedavi seçeneklerini ister istemez azalttı.

Verilmesi gereken antibiyotikleri damar içinden vermemiz gerekiyordu. Bu da hastaların ayakta tedavisini zorlaştırıyordu. Hasta tedavi ve bakım uygulamalarında btüncül bir yaklaşım benimseyerek enfeksiyon önleme ve kontrol mekanizmalarına ağırlık verdik, psikoeğitim seansları başlattık. İlk etapta elbette çok ilaca dirençli enfeksiyon geliştirmiş hastalarla karşılaşacağımızı biliyorduk ama karşılaştığımız manzara beklentilerimizin de üzerine çıktı.

Antibiyotik direnci hastaların tedavi sürecini nasıl etkiliyor?

Antibiyotik direnci olan bir hasta için tedavi seçenekleri oldukça kısıtlı ve pahalı. Özellikle de hastanın çok ilaca dirençli bir enfeksiyonu varsa... Çoğu zaman bu tedaviler de damar içinden verilen “yeni nesil” antibiyotiklerle yapılıyor. Fakat ne yazık ki her ülkede veya her hastanede bu ilaçlar bulunamıyor.

Düşük ve orta gelirli ülkelerde yeni nesil antibiyotiklere erişim oranı çok daha düşük. Bu durum da ihtiyacı olan hastaların gerektiği şekilde tedavi edilebilmesini engelliyor.

Tüm bunlara ek olarak hastaneye yatırılan hastaların ve sağlık çalışanlarının ek önlemler alması gerekiyor. Bunlara “temas önlemleri” deniyor. Her şeyden önce ilaca dirençli bakterilerin diğer hastalara bulaşmasını önlemek için hastaların ayrı ayrı odalarda tedavi görmesi gerekiyor.

Zorlu tedavi süresince tek başına kalan hastalarda çeşitli psikolojik sıkıntılar da görülebiliyor. Hastaların tedaviye devam edebilmesi için antibiyotik direncinin ne olduğunu ve kapsamlı tedavinin neden gerekli olduğunu anlamaları büyük önem taşıyor. Ruh sağlığı ve sağlık bilgilendirme ekiplerimiz hastaların psikolojik sorunlarla başa çıkmalarına yardımcı olabilmek için ellerinden geleni yapıyorlar.

Antibiyotik direncini engellemek için neler yapmalıyız?

Antibiyotik direncini her seviyede engelleyebiliriz; yeter ki bu konuda somut kararlar alalım ve harekete geçelim. Örneğin biz hastalarımıza yalnızca bir doktor veya sağlık çalışanı tarafından reçete edildiği takdirde antibiyotik kullanmalarını tavsiye ediyoruz. Aynı zamanda önceki tedaviden kalan antibiyotikleri kullanmamaları gerektiğinin altını çiziyoruz.

El yıkama ve hapşırırken ağzı kapama gibi temel hijyen kurallarına dikkat etmeleri konusunda da hem sağlık çalışanlarını hem de hastaları uyarıyoruz.

Bu süreçte sağlık personeline de önemli bir görev düşüyor: Hastaların enfeksiyonları önleme, akılcı antibiyotik kullanımı ve antibiyotik direncinin sağlığa zararları konusunda bilgilendirilmesi, farkındalığın artması açısından kritik öneme sahip.

Daha küresel ölçekte antibiyotik direnciyle mücadele için dirençli enfeksiyonların izlenmesi konusunda ilerleme sağlanması, mevcut sağlık politikalarının güçlendirilmesi ve enfeksiyon önleme ve kontrol mekanizmalarının iyileştirilmesi gerekiyor. Aynı zamanda nitelikli ilaçların doğru ve akılcı kullanımının yaygınlaştırılmasının yanı sıra bu ilaçların doğru şekilde imha edilmesi de büyük önem taşıyor. Özetle, kamuoyunda antibiyotik direncinin zararları konusunda daha fazla bilgilendirme çalışması yapılması gerekiyor. Diğer taraftan sağlık sektörü de yeni antibiyotiklerin, aşıların, tanı ve tedavi yöntemlerinin araştırma ve geliştirme aşamalarına ağırlık vermeli. Küresel bir sağlık tehdidine dönüşen antibiyotik direnciyle mücadele için daha fazla beklememeliyiz.

Yorum Yapın