Avrupa "Mülteci Krizi"ne Genel Bakış

Fotoğraf: Mattia Insolera

"Herhangi bir kurtarma operasyonunda çalıştıktan sonra mülteciler ve göçmenler de dahil olmak üzere, insanları sadece birer sayı veya istatistik olarak görmek mümkün değil. Hepimiz, kalbi ve hisleri olan, nefes alan insanlarız. ‘Diğerleri’ diye bir tabir yok; yalnızca ‘biz’ varız." - Lindis Hurum/ Sınır Tanımayan Doktorlar Afet Koordinatörü

İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana görülen en büyük göç kriziyle karşıyayız. Bugün dünya çapında 60 milyondan fazla insan, çatışma, yoksulluk ve zulümden kaçarak kendi ülkelerinde yer değiştiriyor veya ülkelerini terk ederek başka topraklara göç ediyor.

Oysa bugüne kadar bu insanların nispeten küçük bir bölümü, mültecilere karşı daha ılımlı sığınma politikaları uygulayan Avrupa ülkelerine ulaşmaya çalışıyordu.

Sürekli değişen manşetler ve rakamlar eşliğinde halihazırda tüm hızıyla devam eden Avrupa Mülteci Krizi’ni dengeli yaklaşımla değerlendirebilmeniz için, son gelişmeleri ve bunlara neden olan olaylar silsilesini genel hatlarıyla sizlerle paylaşıyoruz. Yazımızda, aynı zamanda, Sınır Tanımayan Doktorlar’ın (MSF) bu süreçte durmaksızın sürdürdüğü yardım çalışmalarını da değiniyoruz.

Suriye’de çatışan gruplara karşı bizi savunacak hiç kimse ve hiçbir güç yok. Askeri helikopter ve uçakların bizi görüp bombalamaması için akşamları ışık açmamız da yasak.

Yana, 25 yaşında Suriyeli bir anne

Avrupa Mülteci Krizinin Boyutu

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (UNHCR – BMMYK) verilerine göre, Ocak 2015’ten Kasım 2015’e kadar en az 850.571 kişi deniz yoluyla Avrupa Birliği (AB) ülkelerine ulaştı. Bu yolculuklar sırasında kaybolan veya hayatını kaybeden kişilerin sayısı ise 3.485 olarak kayıtlara geçti. Avrupa topraklarına ayak basmayı başarabilenlerin %85’i ise, istatistiksel olarak dünyanın en çok “mülteci veren” 10 ülkesinden gelmişti.

Bu kişilerin çoğu Türkiye üzerinden Yunanistan’a geçiş yapıyor ve buradan diğer Balkan ülkelerine doğru ilerliyor. Bir diğer kısmı ise Libya’dan yola çıkarak Akdeniz üzerinden İtalya’ya ulaşıyor. Ancak bu kişilerin çoğu mülteci kabul merkezlerinde mahsur kalıyor.

Mültecilerin bir büyük bölümü, kuzeye doğru ilerleyerek Avusturya, Almanya ve İsveç gibi yüksek hayat standartlarına ve ılımlı sığınma politikalarına sahip ülkelere ulaşmayı hedefliyor.

Dünya çapında yer değiştiren ve yerinden edilen insan sayısının son 10 yılda üçe katlandığı göz önünde bulundurulduğunda, Avrupa’ya ulaşmaya çalışan kitlelerin sayısında en azından yakın gelecekte herhangi bir azalma beklenmediği düşünülebilir.
BMMYK’nın tahminleri, 2016 sonunda yaklaşık 850.000 kişinin daha Avrupa’ya ulaşmaya çalışacağı yönünde.

Büyük Fırtına

Bugüne kadar çok sayıda mülteci, ülkelerini geride bırakarak Avrupa’ya ulaşma umuduyla yola çıkmıştı. Peki, bu göçler neden özellikle bu yıl dünya çapında bu kadar büyük bir yankı uyandırdı? Orta Doğu ve Kuzey Afrika’nın çeşitli bölgelerinde art arda yaşanan çok sayıda kriz, mülteci krizine ön ayak olan “büyük fırtına” için zemin hazırlamış oldu.

Suriye Krizi

Suriye'deki çatışmaların beşinci yılında sona ereceğine dair herhangi bir ibare şu an için yok. Suriyeliler ise çoktan umudunu yitirmiş durumda. Ülkelerinden ayrılarak yakın bölgelere sığınan Suriye vatandaşlarının ise geri dönme ihtimalleri yok denecek kadar az.

Artık pek çoğu, kalıcı olarak yerleşebilecekleri bir ülke bulmak zorunda oldukları gerçeğini kabul etmiş görünüyor. Bu nedenle büyük bir kısmı da Avrupa’ya göç etmeyi tercih ediyor.

2011’de başlayan iç savaş sonrasında Suriye sınırları içinde 7,6 milyon insan yerinden edilmiş ve 4,1 milyon kişi de Irak, Ürdün, Lübnan, Türkiye ve Mısır gibi, mülteci krizinin yükünü taşıyan ülkelere kaçmıştır.

Bu rakamların toplamı, bugün Suriye’nin 23 milyonluk nüfusunun neredeyse yarısına denk geliyor. Ancak unutulmamalıdır ki, 2011’in Nisan ayından bu yana yalnızca 394.000 Suriyeli Avrupa’ya iltica etmeye çalışmıştır.

Orta Doğu

Suriye krizinde Orta Doğu’daki güvensizlik ortamının da payı büyük. Sivillerin yaşadığı mahallelerin bile askeri hedef olarak belirlendiği Yemen’deki çatışmalar en az 100.000 kişinin ülkeyi terk etmesine neden olurken, IŞİD’in Irak’taki ilerleyişi de, çok sayıda insanın canını kurtarmak için bölgeden kaçmasına yol açtı. BMMYK’nın verilerine göre şu anda 400.000 Iraklı mülteci statüsü almak için bekliyor.

Kuzey Afrika

Libya Hükümeti’nin düşüşü, Batı Afrika, Güney Asya ve Orta Doğu’dan gelen on binlerce göçmen işçinin, bölgede çatışan askeri birlikler arasında sıkışıp kalmasına yol açtı. Doğal olarak bu kişilerin ülkeden kaçmak için tek şansı, Akdeniz üzerinden botlarla diğer ülkelere geçiş yapmak.

Şu anda 130.000 kadar Suriyeli mülteciyi barındıran Mısır’da hükümetin değişmesiyle beraber Suriyeliler’e olan sempati de ortadan kalkmış oldu. Bu nedenle çok sayıda Suriyeli bölgeyi terk etme ihtiyacı duydu.

Eritre nüfusunun %3’ü ise, her an tutuklanma korkusuyla yaşadıkları ülkelerinden ve diktatörlükle ayakta kalan totaliter devlet rejiminden kaçtı.

Bu örnekler, büyük fırtınaya sebep olan olayların yalnızca bir kısmı. Çünkü göçmenlerin bir kısmı, Afganistan, Somali ve Ukrayna gibi çatışmaların olumsuz etkileriyle boğuşan diğer ülkelerden de kaçarak Avrupa’ya geliyor.

MSF bu ülkelerin çoğunda aktif olarak çalışıyor ve bu sebeple insanların yaşadığı tehlikelere ve sağlık hizmetlerine ulaşırken karşılaştığı zorluklara tanıklık edebiliyor.

Yoksulluktan kaçarak Avrupa içlerine doğru ilerleyen insanların büyük bir kısmının yine Avrupa’dan yola çıkan insanlar olduğunu ayrıca belirtmek gerekiyor. 2015’in ilk yarısında Almanya’ya yapılan sığınma başvurularının %45’i Balkan ülkelerindeki vatandaşlara aitti.

Avrupa Mülteci Krizi’ne Genel Bakış: Avrupa’ya Uzanan Mülteci Rotaları

Balkanlar Üzerinden İlerleyiş

Bir süredir Türkiye ve Lübnan gibi ülkelerde yaşayan çok sayıda Suriyeli, yetersiz bütçelerle yönetilen aşırı kalabalık kamplarda beşinci kez soğuk bir kış geçirmemek için Avrupa’ya doğru yola çıkıyor. Göç edenler arasında, doğrudan Afganistan, Irak ve Suriye’den yola çıkan gruplar da var.

2015’in Eylül ayına kadar çok sayıda mülteci, Avrupa’ya uzanan bu yolculuklarda Türkiye üzerinden geçmek zorunda kaldı. Türkiye’nin Batı kıyılarından Avrupa ülkelerine geçiş yapmak çok daha kestirme olmasına rağmen bir o kadar da tehlikeliydi. Bodrum ve Didim’den Yunanistan’ın Oniki Adaları’na (Kos, Leros, Midilli) ulaşmayı hedefleyen bu kitle, uzun bir süre bu rotayı tercih etti. Fakat şu anda mülteciler yolculuklarını kara yoluyla yapmaya başladı.

Mülteciler, bu rotalar üzerinde neredeyse her sınırda göz yaşartıcı gaz, plastik mermi ve jiletli tel bariyerlerle karşılaştı ve karşılaşmaya da devam ediyor. Bu nedenle MSF, rota üzerindeki pek çok noktada oluşturduğu gezici kliniklerde ihtiyaç ve hijyen kitleri dağıtarak bu kişilere yardımcı oluyor.

Ekiplerimiz, gerektiğinde operasyonlarımızı değişen rotalara kaydırabilmek için devamlı olarak durum değerlendirmesi yapıyor. Bu sayede bize en çok ihtiyaç duyulan bölgelerde varlığımızı sürdürebiliyoruz.

Akdeniz Üzerinden İlerleyiş

Geçmiş yıllarda Akdeniz üzerinden İtalya kıyılarına yaz aylarında geçmek, yolculuğun emniyeti açısından daha çok tercih ediliyordu.

Fakat örneğin Lübnan’daki mülteci kamplarında veya Libya’da her geçen gün daha vahim bir hal alan yaşam koşulları düşünüldüğünde, insanların gün geçtikçe daha umutsuz hissettiği ve kaçmak için her fırsatı değerlendirdiği görülüyor.

Mülteciler, hiçbir güvenlik önlemi olmayan aşırı kalabalık botlarda yapılan yolculuklar için insan kaçakçılarına 10.000 dolara varan fahiş fiyatlarla ödeme yapmak zorunda kalabiliyorlar. Üstelik pek çoğu bu yolculuklar sırasında hayatını kaybetme ihtimalinin çok yüksek olduğunu bilerek yola çıkıyor.

AB ülkelerinin çoğu, mültecilerin kendi kıyılarına gelmelerini engellemek için bu yolculukları daha güvenli hale getirecek politikaları onaylamaktan kaçındılar. Bu tutumlarıyla insanların yol boyunca aldığı risklere katkıda bulunmuş oldular.

Sınır Tanımayan Doktorlar, Mayıs ayından bu yana Akdeniz’de, biri kısa süreli olmak üzere 3 adet arama-kurtarma gemisiyle devriye gezerek pek çok ülkenin yapmayı reddettiği bir işi yapıyor ve tehlikedeki insanlara yardım eli uzatıyor.

Akdeniz’deki arama-kurtarma operasyonlarımız hakkında daha fazla bilgi almak için lütfen tıklayın.

Yorum Yapın