Bangladeş: Halk sağlığı faciası yaşanmaması için acilen harekete geçilmeli

Kutupalong ve Balukhali’de var olan yerleşimler fiilen birleşerek yoğun nüfuslu tek bir mega-kampa dönüştü. 500 bine yakın mültecinin bulunduğu bu alan, dünyanın en kalabalık mülteci nüfusuna sahip yerlerinden biri haline geldi. Fotoğraf: Antonio Faccilongo

Kutupalong, Bangladeş, 21 Eylül 2017 – Uluslararası tıbbi insani yardım kuruluşu Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), yüz binlerce Rohingya mültecinin sığındığı Bangladeş’te büyük bir halk sağlığı felaketi yaşanmaması için insani yardım çalışmalarında ciddi bir artış sağlanması gerektiğini söyledi.

Rohingyaları hedef alan şiddet dalgasının ardından, üç hafta içinde 422 binden fazla Rohingya Myanmar’ın Rakhine eyaletinden (eski adıyla Arakan) kaçarak Bangladeş’e sığındı. Yeni gelen mülteciler, önceki yıllarda yaşanan şiddet olaylarının ardından Bangladeş’e sığınmış olan yüz binlerce Rohingya mülteciye eklenmiş oldu.

Yeni gelen mültecilerin çoğu barınma, temiz içme suyu, tuvalet ve gıdaya erişimin kısıtlı olduğu geçici yerleşimlerde kalıyor. Kutupalong ve Balukhali’de var olan yerleşimler fiilen birleşerek yoğun nüfuslu tek bir mega-kampa dönüştü. 500 bine yakın mültecinin bulunduğu bu alan, dünyanın en kalabalık mülteci nüfusuna sahip yerlerinden biri haline geldi.

Halk sağlığı faciası kapıda

Bölgedeki mevcut durumla ilgili bilgi veren MSF Acil Durum Tıbbi Koordinatörü Kate White, “Bu yerleşimler aslında kırsal bir alanda, yol kenarına inşa edilen gecekondu tipli yapılardan oluşuyor. Yerleşim alanına girişi veya çıkışı sağlayan bir yol olmaması yardım dağıtımını da büyük ölçüde zorlaştırıyor” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Burası toprak kaymasına meyilli, dağlık bir bölge. Etrafta hiç tuvalet yok. Yerleşim alanının içinde yürürken, kirli su birikintileri ve insan dışkıları arasından dolaşmak durumundasınız.”

Bölgede temiz içme suyu çok az olduğundan insanların çeltik tarlalarından, su birikintilerinden ve elle kazılmış sığ kuyulardan aldıkları dışkıyla karışık suyu içtiklerini belirten White, MSF’nin Kutupalong’daki sağlık tesisinde 6-17 Eylül arasında 487 hastanın bu nedenle ishal tedavisi gördüğünü belirtti.

Buraya her gün, susuzluktan ölmek üzere olan yetişkinler geliyor. Oysa bu, yetişkinler arasında ender görülen bir durumdur ve halk sağlığı açısından ciddi bir acil durumun kapıda olduğunu gösterir.

Gıda güvenliği sorunu

Yerleşim yerlerinde ve çevresinde gıda güvenliğinin de korkunç boyutlara ulaştığına vurgu yapan White, yeni gelen mültecilerin insani yardıma tamamen bağımlı hale geldiğini, gıda fiyatlarının hızla yükseldiğini ve yol olmadığı için en hassas durumdaki insanlara erişilemediğini aktardı.

“İnsanların çok az parası var. Gıda dağıtımı sırasında ise büyük bir karmaşa ve yığılma yaşanıyor. Bu nedenle mültecilerin çoğu günde yalnız bir öğün yemek yiyebiliyor. Yedikleri tek şey de sadece pirinç pilavı. Bazı mülteciler bize, günlerce aç kaldıktan sonra yedikleri tek şeyin, Bangladeşli bir lokanta sahibinin verdiği bir kase pilav olduğunu, bunu da altı kişilik bir ailenin paylaştığını anlattı.”

Bulaşıcı hastalık salgınlarına karşı aşı kampanyaları gerekiyor

MSF klinikleri de dahil olmak üzere bölgedeki sağlık tesisleri kapasitenin çok üstünde çalışıyor. 25 Ağustos ile 17 Eylül tarihleri arasında MSF kliniklerinin acil servis bölümüne toplam 3 bin 344 hasta yatırılırken, 9 bin 602 hasta ayakta, 427 hasta da yatarak tedavi gördü. Aynı zamanda bu tesislere şiddetle ilişkili yaralanmaları olan 225 hasta ve 23 cinsel şiddet vakası getirildi.

Bu kadar büyük ve hızlı nüfus artışının yaşandığı bir bölgede bulaşıcı hastalık salgınlarının görülme ihtimali ise çok yüksek. Aynı zamanda Myanmar’daki Rohingya topluluğunda aşılama kapsamı son derece düşük.

Bu nedenle salgın riskini azaltmak ve hem Rohingya hem de Bangladeş halkını korumak için kızamık ve koleraya karşı derhal kapsamlı bir aşı kampanyasının başlatılması gerekiyor.

MSF klinikleri de dahil olmak üzere bölgedeki sağlık tesisleri kapasitenin çok üstünde çalışıyor. 25 Ağustos ile 17 Eylül tarihleri arasında MSF kliniklerinin acil servis bölümüne toplam 3 bin 344 hasta yatırılırken, 9 bin 602 hasta ayakta, 427 hasta da yatarak tedavi gördü. Aynı zamanda bu tesislere şiddetle ilişkili yaralanmaları olan 225 hasta ve 23 cinsel şiddet vakası geldi. Fotoğraf: Antonio Faccilongo

MSF şüpheli kızamık ve kolera vakalarını veya bu yönde teşhis konan hastaları takip edebilmek için Kutupalong’daki sağlık tesisinde bir karantina birimi hazırladı.

MSF Acil Durum Koordinatörü Robert Onus, “Kamplardaki durum, özellikle barınma, gıda, su ve tuvalet açısından öyle hassas ki küçücük bir olaydan salgın çıkabilir. Böyle bir olay bölgedeki krizi daha büyük bir felakete dönüştürebilir” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

”Yüz binlerce mülteci son derece kırılgan koşullarda yaşıyor ve bir halk sağlığı felaketi olması için ne yazık ki gereken tüm koşullar mevcut. Büyük ihtimalle bu krizin sağlık alanındaki bütün etkilerini henüz görmüyoruz.

Gıda, temiz içme suyu, barınma ve tuvalet imkanına odaklanan büyük ölçekli bir insani yardım çalışmasına acilen ihtiyaç var.

Aynı zamanda kapasitesinin çok üstünde olan ve gittikçe büyüyen kampların küçültülmesi için de ayrı bir çözüm gerekiyor.”


MSF’nin Bangladeş’teki çalışmaları

İlk kez 1985 yılında Bangladeş’te çalışan MSF, Cox’s Bazar bölgesindeki geçici Kutupalong kampında bir sağlık tesisi yönetiyor. Aynı zamanda Rohingya mültecilere ve Bangladeşlilere yatarak tedavi ve laboratuvar hizmetleri verilen, kapsamlı birinci basamak ve acil sağlık hizmetleri sunulan bir kliniğin idaresinden de sorumlu. MSF yeni gelen çok sayıda mültecinin ihtiyaçlarına cevap verebilmek için ayrıca temiz içme suyu ve tuvalet imkanlarını ve bölgedeki tıbbi faaliyetlerini önemli ölçüde artırdı.

MSF Kutupalong’un yanı sıra Bangladeş’in başkenti Dhaka’da bulunan gecekondu mahallesi Kamrangirchar’da çalışıyor. Burada ruh sağlığı, üreme sağlığı, aile planlaması ve doğum sonrası bakım programlarına ek olarak fabrika işçileri için bir meslek hastalıkları programı yürütülüyor.

Yorum Yapın