İşgal Edilen Yaşamlar, Zihinler: Batı Şeria'da Resim, Yas ve Ruh Sağlığı

Nisreen, barış sembollerinden biri olan beyaz güvercin çiziyor. Fotoğraf: Anna Surinyach

Nisreen, barış sembollerinden biri olan beyaz güvercin çiziyor. Fotoğraf: Anna Surinyach

“Dikenli tellerle çevrilen evimizi çiziyorum; ana caddeye gidemeyişimizin, evden dışarı çıkamayışımızın resmini yapıyorum.”

Nisreen Al Azzeh, mahallelerine göz yaşartıcı gaz atılan o günü unutamıyor.

2015’in Ekim ayıydı. Kocası daha iki ay önce bir kalp ameliyatı geçirmişti. Göz yaşartıcı gazın içinde nefes almaya çalışırken o kadar öksürmüştü ki vücudu güçsüz düştü ve daha sonra bilincini kaybetti.

Ambulans zamanında ulaşamadı.

Dört çocuk annesi Nisreen, iki yıl önce yaşananları dün gibi hatırlıyor.

Bir battaniye alıp kendi kendimize sedye yaptık. Komşularımız onu hastaneye taşıdı. Ama kontrol noktasında bizi durdurdukları için 10 dakika daha zaman kaybettik. Hastaneye vardığımızda eşimi kaybetmiştik. Onu hayata döndürmeye çalıştık ama çabalarımız sonuç vermedi.

Eski mahalle, yeni “yasak askeri bölge”

Kasım 2015’te Filistin’in Batı Şeria bölgesinde kuşatma altındaki El Halil’in Tel Rumeida mahallesi yasak askeri bölge ilan edildi.

Nisreen’in ailesi de dahil olmak üzere orada yaşayan tüm aileler kayıt altına alındı ve her birine birer numara verildi. Askeri yetkililer tarafından geçiş izni verilmedikçe yakınlarının, aile üyelerinin, ambulans ve işçilerin bölgeye alınmasına izin verilmiyordu.

Tel Rumeida mahallesinden bir sokak. 2015’in sonunda burası yasak askeri bölge ilan edildi. Fotoğraf: Anna SUrinyach

Tel Rumeida mahallesinden bir sokak. 2015’in sonunda burası yasak askeri bölge ilan edildi. Fotoğraf: Anna Surinyach

Mayıs 2016’dan sonra bu direktif yenilenmedi ama sıkı kontroller devam etti.

Eşini kaybeden Nisreen, halen iki kızı ve iki oğluyla beraber Tel Rumeida’da yaşamını sürdürüyor. Önceleri canlı ve hayat dolu bir mahalle olan bu yerin, yasak askeri bölge ilan edildikten sonra hayalet kasabaya dönüştüğünü söylüyor.,

Biz burada resmen mahkumuz. Askeri kontrol noktalarıyla çevrili bir hapishanenin içindeyiz. Yetkililer bize açıkça ‘Beğenmiyorsanız gidin’ mesajını veriyor.

Eşinden kalan miras

Nisreen 4 çocuğuyla birlikte yaşıyor. Geçimini resimlerinden sağlıyor. Fotoğraf: Anna Surinyach

Nisreen 4 çocuğuyla birlikte yaşıyor. Geçimini resimlerinden sağlıyor. Fotoğraf: Anna Surinyach

Nisreen, Filistinli bir mülteci olarak yıllarca Ürdün’ün başkenti Amman’da yaşadıktan sonra 1993 yılında El Halil’e geldi. Şehirde eşiyle beraber yeni bir hayat kurdu. Çocuklarıyla beraber kocaman bir aile oldular.

Fakat bölge kapatılana kadar, El Halil hep çatışmaların gölgesinde kaldı.

Şehirdeki ayaklanmaları bastırmak için yoğun miktarda göz yaşartıcı bomba kullanıldı. Nisreen’in kocası gibi pek çok sivil bu yüzden hayatını kaybetti.                  

Daha önce Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Kuruluşu’nda (UNRWA) görev yapan Hashem, daha sonra turist rehberi olarak çalışmaya başlamış.

“Turistlere bu koşullarda, kapana kısılmış halde yaşamanın ne demek olduğunu ve bizim için ne kadar zor olduğunu gösteriyordu. Buraya yeni yerleşenler eskiden pencerelerimize taş atardı. Hatta zorla evimize bile girdikleri bile oldu” diyor Nisreen.

Artık aileler kilit altında yaşıyor ve sokağa çıkma yasağıyla beraber evde kalmaya zorlanıyor. Rahatsız edilmemek için kontrol noktalarına yaklaşamıyorlar.

MSF ruh sağlığı projesinde “barış için resim”

Nisreen, geceleri çocukları uyuduğunda sessizlik ve huzur içinde resim yapmaya başlıyor.

Daha önce de sanatla uğraşan Nisreen, düzenli olarak resim yapmaya 2000 yılındaki ayaklanmadan sonra başlamış.

“Resim yaptığımda özellikle çocuklarımın duygularına odaklanıyorum. ‘Yaşadığımız üzüntülerden nasıl uzaklaşabiliriz? Yalnızlık ve kapana kısılmışlık hissinden nasıl kurtulabiliriz?’ diye düşünüyorum. Çocuklarım dışarıda oynayamıyor. Eskiden olduğu gibi misafir kabul edemiyoruz ve misafirliğe gidemiyoruz. Askerler ve sonradan bölgeye yerleşenler, her an bize saldırabilir veya ateş açabilir. Bu daimi güvensizlik hissi çok korkunç.”

Nisreen, El Halil'de yaşıyor ve Batı Şeria'nın acılarını resme aktarıyor. Fotoğraf: Anna Surinyach

Nisreen, El Halil'de yaşıyor ve Batı Şeria'nın acılarını resme aktarıyor. Fotoğraf: Anna Surinyach

Resim yapmak, diğerleri gibi evde kalmaya zorlanan Nisreen’in özgürlük duygusunu yeniden hatırlamasına yardımcı oluyor. Bu aynı zamanda kocasının ölümünden sonra yaşadığı sıkıntıların üstesinden gelmenin bir yolu.

El Halil’de Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) ile birlikte çalışan psikologlar, Nisreen gibi hastalara yardımcı oluyor.

Nisreen,  psikologların da desteğiyle, yaşadıklarıyla baş edebilmek için çocuklarını da resim yapmaya teşvik etmeye başlamış. Çocuklarının duygularını ifade edebilmesini ve duygularıyla başa çıkmasına yardımcı olmak istiyor.

Çocuklar ödevlerini yaptıktan sonra annelerinin hediye ettiği telefon ve bilgisayarla oyun oynayabiliyor. Evden dışarı çıkamadıkları için bu gibi ödüller çocukların ruh sağlığını korumak için çok önemli.

Askeri yasaktan önce Nisreen’in resimlerini gören turistler, bugün Nisreen’in evini geçindirmesine yardımcı oluyor. Nisreen, resimlerinden gelen düzenli maddi destek ile çocuklarına bakmaya devam ediyor.

“Yaşadıklarımızın resmini yapıyorum. El Halil’in eski halini, askeri kontrol noktalarını, yaşadığımız acıları ve dikenli telleri resmediyorum. Dikenli tellerle çevrilen evimizi çiziyorum; ana caddeye gidemeyişimizin, evden dışarı çıkamayışımızın resmini yapıyorum.”

Yorum Yapın