Mary'ye: Cesaretin bol olsun, kardeşim

MSF'nin arama kurtarma gemisi Dignity I'de görev yapan hemşirelerden biri olan Courney Bercan, gemiye güvenle alınan kişileri karşılyor. Fotoğraf: Sara Creta/MSF

2015-2016 yıllarında Sınır Tanımayan Doktorlar’ın (MSF) Akdeniz’de yürüttüğü arama kurtarma faaliyetlerinde kullandığı Dignity I gemisinde hemşire olarak çalışan Kanadalı Courtney Bercan, Akdeniz’den kurtarılan bir mülteci kadını anlatıyor. 

Bu yazıyı okuyacak hiç tanımadığım insanlara bunu itiraf etmekte zorlanıyorum ama ben denizdeki kurtarma operasyonlarından sonra hep ağlıyorum. Hep. Oysa yaptığım iş hakkındaki hissiyatım olumlu aslında.

Gururla söyleyebilirim ki, dört yıl hemşirelik okuyup dört yıl da bu işte çalıştıktan sonra artık genellikle gözyaşlarımı günün sonuna kadar tutabiliyorum.

Yüzler ve hikayeler zihnime üşüşüyor; son 72 saat içinde güvenli bir şekilde İtalya’ya ulaştırdığımız 400’den fazla insanın acıları, incinmişlikleri, hüzünleri, umutları ve dayanma güçleri bana ağır geliyor. Kendimi bırakmanın, hemşire olarak ruh sağlığımı korumam için gerekli olduğunu bilsem de bu gece kendimi her zamankinden daha kötü hissediyorum.

Kadının adı Mary (isim değiştirilmiştir).

Henüz 20’li yaşlarının başında, ama onu çok daha yaşlı sanabilirsiniz. Savaşla parçalanan veya adı haberlerde sıkça duyulan bir ülkeden gelmiyor. Ailesi fakir olan bir kadına pek fazla seçenek sunamayan, çok yoksul bir ülkeden geliyor.

Gemiye bindiğinde sessiz ve kederli görünüyordu, hemen uykuya dalıp birkaç saat uyudu. Sonra, oda 35 derece olduğu halde üşüdüğünü söyledi ve benden bir kazak istedi. Ateşine baktım, ateşi yoktu. Bu onunla ilk temasım oldu. Saat akşam 9’du. 14 saattir çalışıyordum, gün artık bitsin istiyordum. Ona kaba davranmadım, kazağa ihtiyacı varsa bunu daha önce söylemesi gerektiğini, artık geç olduğunu söylemedim ona, ama doğrusu suratsızdım. Birkaç dakika sonra kendi tavrım üstüne düşünüp bu kadının ne kadar zor durumda olduğunu hatırlayınca, bağışlanmış kıyafetlerin olduğu çantadan uygun bir kıyafet bulup ona götürdüm.

Ertesi gün Pierre gelip Mary’yi muayene ettiğini söyledi, vücudunda belirsiz ağrılar olan ve bunun sebebi anlaşılamayan Mary özenle sorulan sorular üzerine, nispeten yakın zamanda tecavüze uğradığını söylemişti. Mary HIV testi yapılmasını kabul etti ve pozitif olduğu anlaşıldı.

Bu haberi aldığında yüzünde beliren ıstırabı gördüm, vücudu daha da fazla çöktü.

Precious (Değerli) adlı 3 aylık bebek de, denizden kurtarıldıktan sonra annesiyle birlikte arama kurtarma gemisinin güvertesinde dinleniyor. Fotoğraf: Sara Creta/MSF

Mary’yle görüşmemizin sonunda, kullanması gereken mide bulandırıcı antibiyotikleri ona verirken, eğer isterse, cinsel şiddete maruz bırakılması nedeniyle MSF tarafından muayene edildiğini gösteren bir belge düzenleyebileceğimizi söyledim. Bu kısım hasta için çok can yakıcıdır, belgenin düzenlenmesi için saldırıyı bana anlatan hastalar çoğu zaman olayı yeniden yaşarlar. Mary bu belgeyi almak istiyordu ama gün onun için zaten zor geçmişti ve kendini kötü hissediyordu. Önce biraz uyuması konusunda anlaştık, formu daha sonra dolduracaktık.

9 saat kesintisiz uyudu. Sonunda, artık hastaneyi kapatmam gerektiğinden o akşam saat 9’da formu doldurmak üzere onu uyandırdım.

Hukuki açıdan önem taşıyan bir form bu, çünkü kadın kendisine saldırıda bulunan kişiye karşı şikayette bulunmak isterse bunu belge olarak kullanabilir. Fakat Mary’ye cinsel saldırıda bulunan kişi kaçakçı olduğu için, düzenlediğimiz bu belge büyük ihtimalle ancak Mary’nin İtalya’da tıbbi bakım görmesine destek olabilecek. Hukuk sistemi üzerinden Mary için adaletin yerini bulması asla mümkün olmayacak ve bunun beni çok rahatsız ettiğini söylemek hislerimi anlatmaya yetmiyor. Görüştüğümüz cinsel şiddet mağdurları açısından bu haksızlık o kadar yaygın ki, ben artık bu belgenin onlara sadece şunu söylediğini düşünüyorum:

Sevgili hastamız, maruz bırakıldığınız şey önemlidir. Gerçektir. Siz değerlisiniz. Siz güçlüsünüz. Bu sizin suçunuz değil. Siz bunu hak etmediniz; sizin bedeninize ve ruhunuza tecavüz eden kişinin yargı önünde hesap vermesi gerekir. Ama onlar yargılanmasa bile, lütfen siz, sesinizin duyulduğunu bilin.”

Denizden kurtarılan genç bir kadın, Aquarius'a sıkı sıkı tutunuyor. MSF arşivi, 28 Aralık 2018. Fotoğraf: Kevin McElvaney

Mary bana uğradığı şiddeti ve yaşadığı dehşeti tam olarak anlattıktan sonra ben ona bunları söylüyorum; sesini duyduğumu, kendisinin güçlü ve değerli olduğunu, yaşadıklarının kendi hatası ya da suçu olmadığını anlatıyorum. Bunları anadilim İngilizce’de bile ifade etmekte zorlanırken, bozuk Fransızcamla ona söylemek istediklerimi tam olarak anlatabildiğimi umuyorum. Mary’nin yüz ifadesi değişmiyor. Tamamen mağlup, 20 küsur yıllık hayatında bin ömürlük zorluğu yaşamış gibi görünüyor, fakat beni dinlerken gözleri doluyor.

Biliyorum ki, irinli bir yarayı temizlemenin, hastanın ateşini düşürmenin, hatta hayati tehlikesi bulunan bir hastanın tıbbi tahliyesini sağlamanın aksine, bu acıyı dindirmenin hızlı bir yolu yok. Ben burada sadece, beni çok aşan bir konuda, bir insana azıcık da olsa iyi gelmeye çalışıyorum ve çoğu kez bu da mümkün olmuyor.

Sağlık ekibimizin lideri Antonia, İtalya’da Mary’nin durumunun takip edilmesi ve destek alması için düzenlemeler yapıyor ve ertesi gün onu gemiden indirip, ona hak ettiği gibi saygıyla ve nezaketle yaklaşacağını bildiğimiz yetkin insanlara emanet ediyoruz. Mary’ye veda edip iyi dileklerimi sunarken o yine yılgın, çökmüş görünüyor. Avrupa’da kalmasına izin verilse bile önünde uzun bir yol olduğunu biliyoruz ikimiz de.

Onu ilk gördüğüm, hikayesinden hiç haberdar olmadığım o akşam Mary’ye gerektiği gibi özenli davranmadığım için kendimi çok kötü hissediyorum; kimbilir kaç defa yorgunluğuma yenilip yeterince sabırlı davranmadığım olmuştur diye düşünüyorum.

Zorlu bir kurtarma operasyonunun ardından batmak üzere olan bir bottan kurtarılan 99 kişi, Aquarius'un güvertesine güvenle çıkartıldı. Ancak denizde boğulan iki kadın tüm çabalara rağmen kurtarılamadı, pek çok erkek ve çocuğun da denizde kaybolduğu düşünülüyor. MSF arşivi, 27 Ocak 2018. Fotoğraf: Laurin Schmid/SOS MEDITERRANEE

Yan yana oturan iki kadın, sırf farklı yerlerde doğdular diye, biri nispeten barış ve emniyet içinde, sağlıklı bir hayat sürebilirken diğerinin ömrünün yoksulluk içinde, şiddet görerek ve mücadeleyle geçtiği şu dünya, keşke böyle bir yer olmasaydı. Keşke benim hayatım boyunca sahip olduğum imkanlara ulaşabilmek için o, hayat mücadelesi vermek, önce çölü, sonra denizi aşmak zorunda kalmasaydı.

Elindeki tüm parayı verip bildiği her şeyden ve tanıdığı herkesten çok uzaklara gelen, Libya kıyılarında bir şişme bota binerek feci derecede tehlikeli bir yola çıkan, denizin ortasından Dignity I gemisine gelen ve şimdi İtalya sahillerinde indirdiğimiz kadın, evet, artık seni birazcık daha tanıyorum, hayatını ve aştığın yolu birazcık daha anlıyorum.

Şu hayatta sana her şeyin en güzelini diliyorum. Bon courage, ma sœur.*

*Cesaretin bol olsun, kardeşim.

Not: Fotoğraflarda görülen kadınlar, yazarın anlattığı kişi değildir. Yazının daha uzun bir versiyonunu, orijinal dili olan İngilizce olarak MSF'nin blog sayfasında okuyabilirsiniz.

Yorum Yapın