Doğu Etiyopya: Kuraklık ve sel kırsal yaşamı tehdit ediyor

Etiyopya'daki MSF ekipleri, şiddetli yağmurların ve selin yaşandığı dönemde, besin yetersizliği çeken çocukların annelerine gıda takviyesi sunmaya devam etti. Bu besinler, çocukları birkaç hafta daha idare ediyor ve hayata tutunmalarına yardımcı oluyordu.

Etiyopya'daki MSF ekipleri, şiddetli yağmurların ve selin yaşandığı dönemde, besin yetersizliği çeken çocukların annelerine gıda takviyesi sunmaya devam etti. Bu besinler, çocukları birkaç hafta daha idare ediyor ve hayata tutunmalarına yardımcı oluyordu.

İki yıldır devam eden kuraklık ve ardından gelen şiddetli yağışlar, Etiyopya'daki kırsal yaşamı tümüyle değiştirdi

Doğu Etiyopya’da yer alan Afar ve Sitti, kurak ve yaşanması zor bir iklime sahip. Yine de bu bölgelerde çok sayıda göçebe topluluk yaşıyor. Bu topluluklar  devamlı yer değiştiriyor, besi hayvanları için su ve otlak alanı arıyorlar.

Ancak hassas dengeler üzerine kurulu olan bu yaşam biçimi, iki yıl önce yağışların bir anda kesilmesiyle birlikte büyük bir değişime uğradı. Otlaklar kuruyunca hayvanlar açlıktan ölmeye başladı. Yaşamları tamamen besi hayvancılığına dayalı olan bu topluluklar ise sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kaldı.

24 Haziran 2016 - Bölgede yaşayan göçebe topluluklar bu kuraklığın son 25 yılda görülen en kötülerinden biri olduğunu söylüyor. Bölge kuraklığın etkisi altına girdikten sonra, yakın çevrede başka bir su kaynağı veya otlak bulunmadığından, hayvanlar önce süt veremez oldu, ardından teker teker ölmeye başladı. O dönemden beri hayatı kırsala bağlı olan göçebe topluluklar, devlet yardımları ve birkaç sivil toplum kuruluşunun destekleriyle zorlukla ayakta durabiliyor.

Bu topraklar, son iki yıldır düşen birkaç damladan başka yağış almadı. Bölge sakinleri yiyecek alabilmek için hayvanlarını satmak zorunda kaldı. Yaşamın devamlılığının  besi hayvanlarına bağlı olduğu bir kültürde çobanlar bunun gibi zor şartlar karşısında şöyle der: "Hayvanlarımızı satmaktansa ölmeyi yeğleriz”.

Eylül ayında Sınır Tanımayan Doktorlar'ın (MSF) gözlem ve değerlendirme ekibiyle Afar bölgesine gönderilen Mohammed Delal, sahadaki ilk gözlemleriyle ilgili olarak şunları söylüyor: “Oraya ulaştığımızda durumun vahametini anladık. Üst üste mezarlarla dolup taşan bir toprak parçası gördük. En yeni mezarlardan birinde anne, baba ve beş çocuğu beraber yatıyordu. Bu ailenin tamamının beslenme yetersizliğine bağlı olarak hayatını kaybettiğini düşündük. Ziyaret ettiğimiz bazı yerlerde kelimenin tam anlmıyla ölümün kokusunu alabiliyorduk. Çünkü hayvanlar ardı ardına hayatını kaybediyor, bölge halkı bozulan bedenlerini gömecek yer bulamaz hale geliyordu. Havada tarif edilemez bir leş kokusu vardı.”

MSF’nin çalıştığı kliniklerde beslenme yetersizliği tedavisi gören çocukların sayısı giderek artıyordu. Aileleri, götürecek başka yerleri olmadığı için çocuklarını MSF kliniklerine getiriyordu. Açlık ve çevre kirliliğine bağlı olarak ortaya çıkan kızamık, şiddetli ishal ve zatürre gibi hastalıklar topluluk içinde hızla yayılıyordu.

Etiyopya sınır tanımayan doktorlarKuraklık süresince farklı kabileler bu durumla başa çıkabilmek için kendi yöntemlerini geliştirdi. Afar’da hayatta kalmayı başarabilen bazı Somalililer, aileleriyle beraber Cibuti yolu boyunca yerleşimler kurmaya başladı ve kardeş kabile üyelerinin yardımına bel bağlayarak yaşamını sürdürebildi.

Ancak Mohammed, seyahat edemeyecek kadar zayıf düşmüş çok sayıda insanla karşılaşmıştı: “Çalılıklarda karşılaştığımız bir grubun hiç yiyeceği kalmamıştı. Nereye gittiklerini sorduğumda grubun en yaşlı üyesi ‘Ölümü bekliyoruz. Hiç hayvanımız kalmadı. Ne geriye dönebiliriz, ne de yola devam edebiliriz. Bizi bekleyen hiçbir şey kalmadı’ dedi.”

2016’nın ilk aylarında  durum daha da kötüleşmeye başladı. Etiyopya hükümeti uluslararası destek talebinde bulundu. MSF zaten halihazırda Etiyopya’da kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve Dünya Gıda Programı’yla çalışıyordu.

Bilinçli gıda yardımı ve tıbbi beslenme programları sayesinde ölümcül düzeyde beslenme yetersizliği görülen çocuklara ve en çok ihtiyaç duyan gruplara destek gelmeye devam etti.

Mart ayının ortasında beklenen yağışların başlamasıyla birlikte durumun düzeleceğini sandık, fakat beklenmedik bir sorunla karşılaştık. Her zaman mavi olan ve toprağı kurutan gökyüzü, bu defa tamamen griye döndü ve doğu Etiyopya sonu gelmeyen yağışlara teslim oldu.

İnsani yardım kuruluşlarının kullandığı yollar bir anda çamurla kaplandı ve yollar geçilemez hale geldi. İnsanların yaşadığı derme çatma barınaklar, besi hayvanlarıyla beraber sel sularına karıştı. Bölge halkı, bunun gördükleri en korkunç yağmur olduğu konusunda hemfikirdi.

MSF insanların gıda ve insani yardım malzemelerinden mahrum kalmasından endişe duyarken, buna bir de sıtma ve kolera salgınının nüksetme riski eklendi. İşler her geçen gün daha da kötüye gidiyordu.

Sitti Bölgesi’nde Proje Yöneticisi olarak MSF ile çalışan Ekin Gayretli, bölgede faaliyet gösteren üç temel destek üssünün, uzak bölgelere yönelik sosyal yardım çalışmalarını sınırlandırmak zorunda kaldığını açıkladı. Fakat ekip, tüm zorluklara rağmen bölgede kaldı.

Afar’daki MSF ekibi mağdur durumdakilere ulaşmak için yeni yöntem ve çözümler geliştirmeye başladı. Sellerin en yoğun olduğu dönemde sahada olduklarını söyleyen Mohammed, çocukların durumunu takip ettiklerini ve çocuklu ailelerin yardıma daha fazla ihtiyacı olduğu için onlara iki kat fazla besin takviyesi verdiklerini belirtti.

Bu stratejiler yeni yeni oturmaya başlamıştı ki Mohammed’in görev süresi doldu ve Afar’a veda etme vakti geldi. MSF ekipleri için bir projeden ayrılmak her zaman çok zordur; özellikle de hala yapmanız gereken çok şey varsa...

Yağışlar devam ederken bölge yavaş yavaş dönüşüm geçirmeye başladı. Her yerden çimenler fışkırıyor, yarı çöl görünümlü bu topraklar şimdi yeşile dönüyordu. Sonunda beklenen olmuştu: Bölge halkının yaşamı normal düzenine geri dönüyordu.

Afar’da şiddetli yağış ve sel yaşanan dönemin ortalarında proje yöneticiliği görevini devralan Luis Ponte, bölgenin geçirdiği dönüşüme birinci elden şahit olan MSF çalışanlarından.

"Zaman içinde değişime şahit olduk. Bir deri bir kemik kalmış hayvanlar şimdi kilo almaya başladı. Yıllar sonra çobanlar, bu toplumun vazgeçilmez besin maddesi olan süt dağıtımına yeniden başladı.

Açlıkla mücadele eden çocukların sayısında azalma olduysa da, hala ciddi derecede besin yetersizliği yaşayan çocuklarla karşılaşıyoruz. Ayrıca bu yağışların sadece son bir aydır devam ettiğini unutmamalıyız. Yağmurların en azından çobanların ürünsüz geçen dönemi atlatmasına yardımcı olmasını umuyoruz."

 

Yorum Yapın