Bangladeş'teki Rohingyalar: "İnsanlar her şeylerini kaybettiler"

Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) Tıbbi Çalışmalar Direktörü Dr. Konstantin Hanke

Doktor Konstantin Hanke,  Ocak ayında Almanya’nın Münih şehrinden yola çıkarak Sınır Tanımayan Doktorlar’ın (MSF) Kutupalong’daki sağlık tesisinde çalışmak üzere Bangladeş’e gitti. 2 Ekim’de görevini tamamlayan Hanke, bu süre zarfında tıbbi çalışmalar direktörü olarak bölgede tanık olduğu insani durumu kendi sözleriyle bizlere aktarıyor.

“MSF’nin Bangladeş’te yürüttüğü çalışmalara Ocak ayında katıldım. O sırada Rohingya mülteciler, Myanmar’ın Rakhine eyaletinde [eski adıyla Arakan] Ekim 2016’da patlak veren şiddet olaylarından kaçarak Bangladeş’e gelmeye devam ediyorlardı. Klinik sürekli doluydu; günde 350 hastayı ayakta tedavi ederken, ayda 200 kadar kişiyi de yatarak tedavi görmeleri için kliniğe kabul ediyorduk.

Gelenlerin parası bitmiş, sağlık durumları ise her gün daha da kötüye gidiyordu. İleri seviye beslenme yetersizliği vakalarının sayısı, özellikle 5 yaş altı çocuklarda git gide arttı. Karantina çadırımızda 20 hastanın aynı anda ileri seviye sıtma tedavisi gördüğü dönemlerimiz oldu. Çok sayıda yaralanma vakası ve çocukların karıştığı pek çok kazayla karşılaştık.

Ayrıca kendi ülkemde görmeye alışık olmadığım tetanos ve kuduz gibi hastalıklara rastladık. Bu tesiste dünyaya gelen bebeklerin çok büyük bir kısmı 2,5 kilodan az doğuyor. Annelerin çoğu yetersiz beslenmiş olduğundan bebekler de hayata sağlıklı bir şekilde başlayamıyor.

25 Ağustos'tan sonra durum gittikçe kötüleşti

MSF’nin Kutupalong'daki kliniği:
25 Ağustos'ta Myanmar'ın Rakhine eyaletinde (eski adıyla Arakan) artış gösteren şiddet olaylarının ardından yaklaşık 422 bin kişi Bangladeş'e sığındı. Yeni gelen mültecilerin büyük bir kısmı geçici kamplarda ve derme çatma yerleşim yerlerinde yeterli temiz içme suyu, gıda, barınma ve tuvalet imkanı olmadan zor şartlarda hayatta kalmaya çalışıyor. Fotoğraf: Antonio Faccilongo

25 Ağustos’ta Rakhine’de durumun kötüye gittiğini duyunca yeni bir mülteci dalgasına hazırlanmamız gerektiğini anladık. O gece hastaneye kısa süre önce yaralanmış insanlar gelmeye başladı ve zaten kötü olan durum gittikçe daha da vahim bir hal almaya başladı.

İlk gelenler genellikle genç yetişkin erkeklerdi, sonraki günlerde kadınlar ve çocuklar da gelmeye başladı. Kurşun yaraları, yanıkları olan insanlar, sınırı bir şekilde geçmeyi başarmış travmalı, ağır yaralı insanlar geldi. Bir süre sonra yeni yaralanmış olanlar kesildi; yerine daha ciddi yaralanmaları olan insanlar gelmeye başladı. Myanmar’dan buraya kadar nasıl geldiklerine şaşırıyorduk.

Yeni gelenlerin sağlık durumu çok kötüydü. Bazıları, ateşe verilen evlerde kapalı kaldıklarını anlattı.

Tedavi ettiklerimiz arasında ailelerini kaybetmiş refakatsiz çocuklar da vardı. Bir kadın ise, daha yeni doğmuş minicik bir bebeği sınırda, otların arasında bulmuş; bize getirdi. Şimdi kendi çocuklarıyla beraber bu bebeğe de bakıyor.

Bir gün başından yaralı küçük bir kızı tedavi ettik. Bir saat sonra annesi ağır yanıklarla kliniğimize getirildi. Ailelerinden bir tek kendilerinin sağ kaldığını söylediler. Küçük kız annesine yemek getiriyor, yemesine yardım ediyordu. Bu çocuk için hala oyun ve rehberlik seansları yapıyoruz. Günlük ihtiyaçlarına yardım edecek birini de görevlendirdik. Şu anda hala annesinin yaralarını tedavi ediyoruz. Kısa sürede güçlenip iyileşmeleri için anne-kıza gıda desteği de veriyoruz. Durumları giderek düzeliyor.

Bir başka gün de kuduz bir köpek tarafından ısırılan 13 kişi geldi. Bu insanların çektiği acının sonu gelmiyor.

Başka seçenekleri yok denecek kadar az

İnsanlar her şeylerini kaybettiler. Çoluk çocuk, günler boyu yürüyerek geldiler Bangladeş’e. Başka seçenekleri yok denecek kadar az. Rohingyaların çoğunun içinde bulunduğu kötü şartlar sağlıklarını doğrudan etkiliyor. Yağmur bastırdığında biz evimizde otururken onların dışarıda, o yağmurun altında uyumaya çalıştığını biliyorum ve bu gerçeği kabullenmek bana zor geliyor. Yağmur yağması mı daha kötü, yoksa temiz içme suyu bile yokken havanın kavurucu derecede sıcak olması mı, bilmiyorum.

Dünyadaki tek çatışma bölgesi burası değil, evet, farkındayım ama bunlara tanık olduktan sonra kendi ülkenizde nelerin önemli sayıldığını görünce insan büyük bir hayalkırıklığına uğruyor. Son beş hafta içinde buraya gelen Rohingyaların sayısı şu anda 515 bini geçti. Bu, Nürnberg [ya da Çanakkale] nüfusu kadar insan demek.

Sayılar insana soyut gelebilir ama biz doktor olarak o sayıların gerçekten ne demek olduğunu bizzat görüyoruz.

İnsanların çok ciddi yardıma ihtiyacı var. Bu duruma küçücük bir talihsizlik daha eklenirse bir salgınla karşı karşıya kalacağız. Kapsamlı aşı kampanyalarının bir an önce başlaması lazım, çok acil olarak tuvalet ve temiz içme suyu lazım. Geçen sene gelen insanlar için şartlar zordu ama şimdi, yeni gelen bunca insanla, durum gerçekten felaket boyutuna ulaşmak üzere.


MSF’nin Bangladeş’teki çalışmaları

İlk kez 1985 yılında Bangladeş’te çalışan MSF, Cox’s Bazar bölgesindeki geçici Kutupalong kampında bir sağlık tesisi yönetiyor. Aynı zamanda Rohingya mültecilere ve Bangladeşlilere yatarak tedavi ve laboratuvar hizmetleri verilen, kapsamlı birinci basamak ve acil sağlık hizmetleri sunulan bir kliniğin idaresinden de sorumlu. MSF yeni gelen çok sayıda mültecinin ihtiyaçlarına cevap verebilmek için ayrıca temiz içme suyu ve tuvalet imkanlarını ve bölgedeki tıbbi faaliyetlerini önemli ölçüde artırdı.

MSF Kutupalong’un yanı sıra Bangladeş’in başkenti Dhaka’da bulunan gecekondu mahallesi Kamrangirchar’da çalışıyor. Burada ruh sağlığı, üreme sağlığı, aile planlaması ve doğum sonrası bakım programlarına ek olarak fabrika işçileri için bir meslek hastalıkları programı yürütülüyor.

Myanmar’ın Rakhine eyaletinde Rohingyaları hedef alan şiddet dalgasıyla birlikte, 25 Ağustos’tan bu yana yarım milyondan fazla insan Bangladeş’e sığındı. Yeni gelen Rohingya mülteciler, daha önceki yıllarda yine şiddetten kaçarak Bangladeş sınırını geçen yüz binlerce Rohingya’ya eklenmiş oldu.

Yorum Yapın