Ebola Aşısı Umut Vadediyor

Konakry, Gine Ebola Kontrol Merkezi

Gönüllü Ebola sağlık çalışanı, Konakry'deki (Gine) Donka Hastanesi'nin aşılama biriminde deneme aşısını yaptırıyor.

31.07.2015 - The Lancet adlı tıp dergisinde bugün yayımlanan bir ara rapor, Ebola aşısı çalışmalarından birinde umut vadeden sonuçlar elde edildiğini ortaya koydu. Ara raporda aşının %100 etkili olduğu belirtildi.

Mart ayında Gine’de başlayan rVSV-EBOV adlı aşının deneme süreci, ebola virüsüne maruz kalmış (enfekte) hastaların çevresindeki kişilere ve hastalık kapma riski taşıyan ön saf sağlık çalışanlarına odaklandı. Bu süreç, Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), Norveç Kamu Sağlığı Enstitüsü ve Gine yetkili kurumlarınca ortak yürütüldü.

MSF, aşının Gine'de çalışan 1.200 doktor, hemşire, laboratuvar görevlisi, temizlik elemanı ve gömü elemanı üzerinde denenmesinde etkin rol aldı.

İlk Veriler

MSF’nin deneysel Ebola çalışmalarında önemli bir role sahip olan Dr. Bertrand Draguez, hastalığa karşı savaşta gelinen noktayla ilgili açıklamalarda bulundu.

Halihazırda elimizde bulunan veriler, hastalıkla savaş için üretilen aşıların, insanları Ebola'ya karşı korumada başarılı olduğunu gösteriyor.

Elimizdeki numune miktarının az olmasına ve aşıyla ilgili daha fazla araştırmaya ihtiyaç duymamıza rağmen; kamu sağlığıyla ilgili hassasiyetlerimiz ve konunun aciliyeti nedeniyle bu aşıyı kullanmaya devam etmemiz gerekiyor. Bu sayede hastalığa maruz kalma riski yüksek olan enfekte hastalarla yakın temastaki insanları ve ön saflardaki sağlık çalışanlarımızı Ebola virüsüne karşı koruyabiliriz.

Ebola ile Mücadelede Dönüm Noktası

Ebola virüsü ile mücadele etmeye başladığımızdan bu yana ilk defa bu aşının etkili olduğunu gösteren ciddi kanıtlar elde ettik. Bu tehlikeli ve ölümcül hastalık yıllar içinde çok sayıda can kaybına sebep oldu. Sağlık çalışanları, gözlerinin önünde gerçekleşen bu kayıplara tanıklık ederken, hastalık karşısında son derece çaresiz hissediyorlardı.

Önleyici bir yöntem olarak bu aşının ne kadar etkili olduğu konusunda net beyanlarda bulunabilmemiz için daha fazla veriye ihtiyacımız olduğu doğrudur. Ancak bu sonuçlar, Ebola’ya karşı sürdürdüğümüz bu uzun ve zorlu mücadelede çok önemli bir dönüm noktası. Aşının sağladığı korumanın tam olarak ne kadar süre etkisini sürdürdüğü henüz kesinliğe kavuşmamakla beraber, daha fazla araştırma ve analizle bu gibi soruların yanıtlarını elde edebileceğimize inanıyoruz.

Hastalığın Yayılması Nasıl Engellenebilir?

Salgının şu anda küçük zincirler halinde düzensiz ve seyrek bir biçimde zaman zaman ortaya çıkıyor olması, salgınla mücadele konusunda yapılan çalışmaların sonuna kadar aralıksız olarak devam etmesi gerektiğini gösteriyor. Bu çalışmalar; Ebola vaka yönetimi, izolasyon, sosyal yardım ve farkındalık programları, güvenli gömü işlemleri, sağlık çalışmalarının güçlendirilmesi, psiko-sosyal destek ve virüsün ilerleyişini takip etme süreçlerini de kapsıyor.

Böyle bir ortamda önleyici bir yöntemin devreye sokulması, Ebola virüsüyle enfekte olmuş hastalarla temas kuranların ve ön safta çalışanların arasındaki enfeksiyon zincirinin kırılmasını da hızlandıracaktır.

Ebola mücadelesinde çalışmaların destekleyen gruplarla beraber sürdürülmesi son derece önemlidir. Bununla beraber taşıyıcılarla temas kuranların izlenmesi, sağlık hizmetlerinin artırılması ve enfekte hastaların izolasyonu da çalışmaları desteklemek konusunda eşit öneme sahiptir.

Yeni Aşının Kullanımı

Artık aşının işe yaradığını biliyoruz. Şimdi ilk yapmamız gereken, tedaviye en çok ihtiyaç duyan insanları vakit kaybetmeden aşılamaktır. Bu adım, bulaşıcı hastalık zincirini kırmamıza yardım edecektir.

Aynı zamanda enfeksiyon riski taşıyan kişilere odaklanmaya devam etmek gerekir. Bu doğrultuda biz de, hastalığın sık görüldüğü ülkelerin yetkililerini, bu aşının yeni keşifler ışığında bir an önce kullanıma alınması için teşvik ediyoruz.

Halihazırda enfeksiyon, virüsten en çok etkilenen bölgelerde, yalnızca sınırlı yerleşkelerde yoğunlaşmış durumda. Bu yerleşke dokusu bizlere, enfekte olmuş insanlarla temasta bulunanların ve ön safta çalışanların aşılanması için var olan kaynaklara odaklanmamız gerektiğini gösteriyor. Çünkü bu gruplar, virüs karşısında en savunmasız gruplardan ve onlara ulaşılması, hastalığın yayılmasının önüne geçmek anlamına gelecektir.

MSF’nin Duruma Müdahalesi

MSF nadiren klinik testler gerçekleştirir. Fakat Ebola salgınının boyutu ve aciliyeti, bu mücadelede edindiğimiz öncü pozisyonla birleştiğinde, bizim için klinik çalışmalara dahil olmak gerekli ve kaçınılmaz olmuştur.

Gine'de 1.200 ön saf çalışanı test uygulamasının ilk aşamasında aşılanmıştır. Şu anda test uygulamasının ilk etkileri bilindiğinden, MSF bu çalışmaların boyutunu genişletme kararı almıştır ve Sierra Leone ile Liberya'da da benzer çalışmaların sürdürülmesine katkı sağlanacaktır.

Tüm bu sonuçlar, risk grupları için bu aşının son derece önemli olduğunu ve daha fazlasının hazır bulundurulması gerektiğini gösteriyor. Tabii bu süreçte, virüsle temasın izinin sürülmesi, sağlık desteği ve enfekte hastaların izolasyonu gibi Ebola’ya karşı mücadelenin temelini oluşturan diğer aşamaları da dikkatle ele almalıyız.”

Yorum Yapın