Ebola salgını: Kırmızı bölgede hayatta kalmak

Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) ile çalışan Avustralyalı hekim Saschveen Singh, ebola salgınıyla mücadeleye odaklanan saha programından yeni döndü. Saschveen, halihazırda en büyük ebola salgınını yaşayan Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde hastalara bakım yaparken bu süreçte sağlık çalışanları olarak virüsten nasıl korunduklarını anlatıyor.

MSF'nin Kongo Demokratik Cumhuriyeti'ndeki ebola tedavi merkezlerinden birinde görev yapan doktor Saschveen Singh "kırmızı bölge"ye girmek için hazırlıklarını tamamladı. Fotoğraf: John Wessels

Kalbin yerinden çıkacak gibiyse
Unutma
Yaşamak böyle bir şey

Çarpıntı
Saschveen Singh’in kaleminden serbest haiku, Eylül 2017

"MSF’nin Cenevre’deki merkez ofisinde yapılan ebola programı bilgilendirme toplantısının ardından nihayet bir sonraki saha görevim için Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ndeyim.

Sağlık tesislerinin yetersiz olduğu bir bölgede, geçmiş yıllara oranla çok daha büyük bir ebola salgınıyla mücadele eden saha ekiplerinin arasına katılıyorum.

Ebola son derece bulaşıcı bir hastalık olduğu için hastalar virüsü başkalarına geçirmemek için ayrı karantina odalarında kalıyorlar.  Sağlık çalışanları olarak bizler de koruyucu kıyafetler giyerek kendimizi, vücut sıvıları aracılığıyla bulaşan virüsten korumaya çalışıyoruz.

Kırmızı bölge: Sağlık açısından riskli alan

Saschveen, muayene sonuçlarını kırmızı bölgenin diğer tarafındaki MSF çalışanlarıyla bariyer üzerinden paylaşıyor. Fotoğraf: MSF

Çalıştığım yer olan Butembo deniz seviyesinden 1.736 metre yükseklikte olduğundan, neyse ki hava buralarda daha ılıman. Hatta gece vardiyalarında ve sabahın erken saatlerinde buz gibi bile olabiliyor.

Bu bizim için bir nebze rahatlık demek çünkü koruyucu kıyafetlerin içindeyken havanın aşırı sıcak olması çoğu zaman işimizi zorlaştırıyor ve sürekli terlememize, ıslak kalmamıza neden oluyor.

“Kırmızı bölge” olarak adlandırdığımız, sağlık açısından riskli alana giren her şey orada kalmak zorunda.

Potansiyel olarak biyolojik tehlike oluşturdukları için bu bölge içinde kullanılmış olan kalem ve kağıtlar bile...

Durum böyle olunca kırmızı bölgede kalan hastalarımızı muayene ederken aldığımız notları, bariyerlerin hemen dibinde bekleyen arkadaşlarımızın görebilmesi ve olduğu gibi kopyalayabilmesi için havaya kaldırıyoruz.

Böylece ne biz, ne de not defterlerimiz bariyerin ötesine geçiyor.

Koruyucu melekler

Karantina bölgesinde çalıştıktan sonra üzerimizdeki kıyafetleri çıkarmamız, temizlememiz ve bulaşıcı etkenlerden arındırmamız gerekiyor.

Aşağıdaki videodan da görebileceğiniz gibi dekontaminasyon aslında oldukça ağır ilerleyen, incelikle tamamlanması gereken bir süreç.

Bariyerin diğer tarafında, ekiplerimizin iyi durumda olup olmadığını her seferinde kontrol eden bir de koruyucu meleğimiz var: Adından da anlaşılacağı gibi Ange Gardien*.

Burada hala yeni ebola vakalarıyla karşılaşıyoruz. Bölgede ebolaya dair kulaktan dolma yalan yanlış bilgiler yayılıyor ve ebola ile mücadele konusunda yaygın bir güvensizlik var. Tüm bunlar halk sağlığının iyileştirilmesine yönelik çabaları daha da zorlaştırıyor. Bu yüzden salgın hala can almaya devam ediyor; yakın zamanda bitecek gibi de görünmüyor."


29 Ocak 2019 tarihli son MSF güncellemesi: Kongo Demokratik Cumhuriyeti, 1 Ağustos 2018'de ebolanın salgın haline geldiğini resmi olarak duyurmuştu. Kongo'nun kuzeydoğu bölgelerini etkisini altına alan salgın, 40 yılda ülkede baş gösteren 10. ebola salgını olarak kayıtlara geçti. Bu süre içinde Kongo Sağlık Bakanlığı verilerine göre ebola olduğu doğrulanan kişi sayısı 689'a, ebola yüzünden hayatını kaybettiği doğrulanan kişi sayısı 461'e ulaştı. Kongo'daki en büyük ebola salgını, aynı zamanda 2014-2016 yılları arasında Batı Afrika'da pek çok insanın ölümüne neden olan salgından sonra, bilinen en büyük ikinci ebola salgını.

(*) Fransızca'da "koruyucu melek" demek.

Yorum Yapın