Fiziksel travmaların ötesinde ağır bir yük: Antibiyotik direnci

46 yaşındaki Saad, dördüncü ameliyatına girmek üzere. Fotoğraf: Candida Lobes/MSF

Antibiyotik direnci, Irak, Ürdün ve Suriye gibi Ortadoğu ülkelerinde olduğu gibi Türkiye'de de ciddi bir halk sağlığı sorunu. Hatta Türkiye, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı'na (OECD) üye ülkeler arasında, kişi başına antibiyotik tüketiminin en fazla olduğu ülke (*).

Irak'ın Musul şehrinde görev yapan Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) ekipleri, 21. yüzyılda küresel bir halk sağlığı krizine dönüşen antibiyotik direnciyle mücadele ederken, aynı zamanda ilaca dirençli enfeksiyonlar konusunda sağlık çalışanlarını ve hastaları bilgilendirmeyi amaçlıyor. 

Saad[1] tek başına kaldığı karantina odasındaki yatağında uzanırken pencereden süzülen solgun gün ışığının keyfini çıkarmaya çalışıyordu. Doktorlar günlük muayenlerini yeni bitirmişlerdi; Saad’a, geçirdiği kazadan sonra bir ameliyat daha olması gerektiğini söylemişlerdi. Bu Saad’ın dördüncü ameliyatı olacaktı.

46 yaşındaki Saad Musullu; ailesi nesiller boyu Musul’da yaşamış.

Saad’ın hayatıysa, bir gün işe gitmek üzere arabasına doğru yürürken mahallelerine atılan bir bombayla altüst olmuştu.

“O gün her zamanki gibi çok sıcak ve kasvetli bir hava vardı,” diyor Saad. “Ani bir patlamanın ardından yere yığıldığımı hatırlıyorum. Sonrasında bilincimi kaybetmişim.”

Patlama Saad’ı öldürecek kadar yakın değilmiş, fakat kaval ve baldır kemiklerinin kırılmasına neden olmuş. Saad hızla ameliyat için hastaneye götürülmüş. “Girdiğim ilk ameliyatta, tekrar yürüyebilmem için ‘internal fiksasyon’ dedikleri yöntemle içerideki kırıkları onarmaya çalıştılar. Fakat iyileşme süreci çok acılıydı ve komplikasyonlar vardı.”

Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) Nisan 2018’de Musul’da travma hastaları için bir hastane açmıştı. Saad da kazadan hemen sonra oraya getirilmiş. Daha sonra yapılan bir biyopside çok ilaca dirençli enfeksiyon geliştirdiği tespit edillmiş, kemiğin içeriden kaynamasını sağlayan aracın çıkarılması ve dışarıdan bir fiksasyon sisteminin denenmesi gerektiği anlaşılmıştı.

Ciddi bir halk sağlığı sorunu

Aslında Saad münferit bir vaka değil. MSF’nin Doğu Musul’daki ameliyat sonrası bakım tesisine gelen hastaların neredeyse yüzde 40’ı[2] çok ilaca dirençli enfeksiyon geliştirmiş bir şekilde hastaneye geliyor. Antibiyotik direnci ülke çapında ciddi bir halk sağlığı sorunu. Yeni antibiyotik direnci vakalarının görülme oranı hem Irak’ta hem de Ortadoğu’da oldukça yüksek; MSF’nin dünya çapında çalıştığı diğer ülkelerde de durum pek farklı değil.

Antibiyotik direnci yeni bir sorun değil, fakat yüzyılın en büyük sağlık sorunlarından biri haline gelmeden önce acilen önlem alınması gerekiyor.

Bakteriyel enfeksiyonu olan bir hasta genellikle antibiyotikle tedavi edilir çünkü bakterilere karşı etkili olan tek ilaç antibiyotiktir. Fakat bakteriler hayatta kalmak için ilaçlara uyum sağladıklarında buna “antibiyotik direnci” denir. Antibiyoti direnci, antibiyotiklerin yanlış veya fazla kullanılması sonucu oluşur.

Düşük ve orta gelirli ülkelerin çoğunda antibiyotikler halihazırda reçetesiz satılıyor. Oysa doktor reçetesiyle alınması gereken bu ilaçlar, hatalı kullanım nedeniyle pek çok ülkede ciddi bir halk sağlığı sorunu haline gelmiş durumda.

Antibiyotik direnci, uzun vadede bireylerin de hayatını kökten etkiliyor. Antibiyotikler vücuda etki etmediğinde, hayat kurtaran bazı tıbbi müdahaleler de riskli hale gelebiliyor. Antibiyotik direnci, MSF’nin Musul’da tedavi ettiği pek çok hasta gibi, özellikle ağır fiziksel travma geçirmiş hastaların iyileşme sürecini büyük ölçüde zorlaştırıyor.

Doğu Musul’da antibiyotik direnciyle mücadele

MSF, geçtiğimiz yıl Doğu Musul’daki sağlık tesisini açtığında burada, ilaca dirençli enfeksiyonların etkisini en aza indirgemek için antibiyotik uzmanlığı ile enfeksiyon önleme ve kontrol programlarını devreye soktu. MSF Tıbbi Danışmanı An Caluwaerts “İlaca dirençli enfeksiyonların hastalar arasında yayılmasına engel olmak hayati öneme sahip,” diyor. “Hijyen, özellikle de el temizliği enfeksiyonların hem çevremize yayılmasını hem de vücudumuza geçmesini büyük ölçüde engelliyor.”

‘Temas önlemi’ de en temel uygulamalardan biri. Çok ilaca dirençli enfeksiyonları olan hastalar, sağlık çalışanlarına ve diğer hastalara enfeksiyonu bulaştırmamak için bir odada tek başlarına kalıyorlar.

Eldiven ve önlük gibi kişisel koruyucu ekipmanların kullanımı, hastaların hareketinin mümkün olduğu ölçüde kısıtlanması, hastaya özel malzemelerin kullanımı ve hastaların yattığı odaların düzenli olarak derinlemesine temizlenmesi, temas önlemlerinden bazıları.

Ruh sağlığının önemi ve sağlık bilgilendirme hizmetleri

İlaca dirençli enfeksiyonları olan hastalar hastanede ayrı odalarda kaldıkları ve zorlu bir tedavi süreci geçirdikleri için psikolojik sorun yaşamaları daha muhtemeldir. MSF’nin Doğu Musul’daki sağlık tesisinde görev yapan psikolog Olivera Novakovic, “‘Temas önlemi’ uygulanan hastalar diğer hastalarla kıyaslandığında daha yüksek oranda kaygı ve depresyon hissedebiliyor,” diyor. “Hastalarımızın çoğu travmatik olaylar yaşadığından, hastanede tek başlarına kaldıkları süre boyunca yaşadıklarını tekrar tekrar düşünme eğiliminde oluyorlar.”

12 yaşındaki Ali Monir'de çok ilaca dirençli enfeksiyon tespit edildiği için tek başına bir odada kalıyor. MSF psikologlarından biri düzenli olarak Ali'yi ziyaret ederek tedavi sürecini atlatmasına yardımcı oluyor. Fotoğraf: Candida Lobes/MSF

MSF’nin ruh sağlığı çalışanları, yaşadıkları psikolojik sorunlarla başa çıkmaları için hastalara yardımcı oluyor. Novakovic, “Hastalarımızın yaşına ve eğitim seviyelerine göre kişiye özel psikolojik destek programları yürütüyoruz,” diyor. “Psikoeğitim hastalarımız için önemli bir aşama çünkü hasta karantinada kalma sebebini anladığında ve ilaca direnç konusunda bilgilendiğinde, tedaviye daha olumlu yaklaşıyor.”

MSF’nin sağlık bilgilendirme ekipleri de ilaca dirençli enfeksiyonlar konusunda hastalar ve hasta bakıcılar arasında farkındalık yaratmaya devam ediyor.

Sağlık bilgilendirme görevlisi Karam Yaseen, “Antibiyotik direnci halk sağlığına yönelik ciddi bir tehdit olduğundan hafife alınmaması gerekiyor,” diyor.

Veriler[3], Irak’ın da aralarında bulunduğu Ortadoğu ülkelerinde antibiyotik direncinin çok yüksek olduğunu gösteriyor. MSF, paramediklere ve tüm sağlık personeline gerekli olmadığı takdirde antibiyotik kullanımından kaçınmalarını tavsiye ediyor. Aynı zamanda antibiyotiklerin hatalı kullanılmasının meydana getireceği sağlık sorunları konusunda halkın bilgilendirilmesi için gerekli adımların atılması konusunda Irak Sağlık Bakanlığı’na çağrı yapıyor.


MSF’nin Irak’taki faaliyetleri

2017’den bu yana Musul ve çevresindeki çatışmalardan ve şiddet olaylarından etkilenen topluluklara tıbbi insani yardım sunan MSF,  2017 ve 2018 boyunca Doğu ve Batı Musul’da travma stabilizasyon noktaları açtı ve dört hastanede çalışarak acil ve yoğun bakım, ameliyat ve anne çocuk sağlığı hizmetleri sundu. MSF, fiziksel travma atlatan hastalara kapsamlı ve nitelikli sağlık hizmeti sunabilmek için Nisan 2018’de Doğu Musul’da ameliyat sonrası bakım merkezi açtı.  

MSF, 1.500’den fazla çalışanıyla Irak’ta birinci ve ikinci basamak sağlık hizmetleri sunuyor, kronik hastalıklara yönelik tedavi desteği veriyor. Halihazırda Erbil, Diyala, Ninova, Kerkük, Anbar ve Bağdat’ta çalışan MSF ekipleri, aynı zamanda anne çocuk sağlığı, ameliyat, savaş yaralılarına yönelik rehabilitasyon, ruh sağlığı ve sağlık bilgilendirme hizmetleri sunuyor.


[1] Kimliğini korumak için hastanın ismi değiştirilmiştir.

[2] Nisan ve Kasım ortası arasında hastaneye yatırılan hastaların yüzde 40’ında mikrobiyolojik kanıtlı enfeksiyon tespit edildi. Bu kişilerin yüzde 90’ından fazlasında ise çok ilaça dirençli enfeksiyon görüldü. Hastaneye yatırılan hastaların yüzde 60’ında enfeksiyona rastlanmadı (ya enfeksiyona dair klinik bulgular görülmedi ya da enfeksiyonla bağdaşan bulgular olmasına rağmen enfeksiyon doğrulanmadı).

[3] https://www.reactgroup.org/uploads/news/2014-MSF-Conference-on-ABR-in-the-Middle-East.pdf

(*) Kaynak: OECD Antimikrobiyal direnç verileri

Yorum Yapın