Dr. Abu Khalid: “Halep kuşatması toplu ölümlere yol açabilir.”

Dr. Abu Khalid, MSF hastanesi, Azez, Suriye. Fotoğraf: MSF, 2016

Dr. Abu Khalid, MSF hastanesi, Azez, Suriye. Fotoğraf: MSF, 2016

Ortopedi cerrahı Dr. Abu Khalid, kuşatma altındaki Halep’in doğusunda yer alan Sınır Tanımayan Doktorlar'ın (MSF) destek verdiği bir hastanenin yöneticisi. 21 Ağustos’ta kuşatmanın sona erdiği gün kentten ayrıldı. Fakat birkaç gün sonra kuşatma tekrar başladığında bir daha kente dönemedi.

Şu anda Azez’de, Türkiye sınırına çok yakın bir yerde yer alan, MSF’nin Al Salamah Hastanesi’nde çalışıyor. Khalid, Halep’in doğusunda yaşanan dramı kendi sözcükleriyle anlatıyor.

4 Ekim 2016 - “Temmuz’da kuşatma başladığından beri en büyük problemimiz yiyecek oldu. Halep endüstriyel bir şehir olduğundan birkaç küçük yeşil alan dışında bir şeyler yetiştirebileceğimiz hiçbir yer yok. Şehrin çevresindeki çiftliklerde herkese yetecek kadar besin yetiştirilemiyor.

İnsanlar ancak pirinç, fasulye , patates ve konserve yiyecekler gibi uzun süre dayanabilen gıdalarla besleniyor ama sadece bunlarla beslendikleri için gerekli besin maddelerinin çoğunu alamıyorlar.

Bu kuşatma çok yakında kıtlık nedeniyle toplu ölümlere yol açabilir.

Son haftalarda Halep’te bombalı saldırılar çığrından çıktı. Kentteki yıkımın boyutu inanılır gibi değil. Halep’in doğusundaki hastanelerde günde yaklaşık 100 ameliyat gerçekleştirildiğini biliyorum. Üstelik şu anda Halep’in doğusunda savaş yaralanmalarını tedavi edecek kapasiteye sahip olan dört hastane kalmış durumda.

Artık ölümleri sayamıyoruz. Hastanelere getirilen yaralıların sayısı ise doktorların yetişebileceğinden çok daha fazla. Doğu Halep’te bombalı saldırılarda yaralanan insanları tedavi edebilecek tecrübeye sahip olan 7 cerrah kaldı. Şehirdeki toplam doktor sayısı ise 35’i geçmiyor.

Halepli doktorlar, ameliyatlarda ve acil vakalarda tıp eğitimini yarıda bırakmış eski öğrencilerden yardım almak zorunda kalıyorlar. Şu anda doktorlara yardım eden bu öğrenciler, savaş yaralılarına müdahale konusunda iyice deneyim kazanmış durumdalar.

Doktorlar çok yorgun; uyumaya zaman bulamıyorlar. Hastaneye akın eden yaralıların her birine yetişmeye çalıştıkları için sürekli baskı altındalar. Ameliyathanelerde adım atacak yer olmadığından, durumu acil olan bazı hastaları ameliyata alamadıkları oluyor. Yine de bu kadar büyük bir kaosun içindeyken bile hasta öncelik sırası belirlemeye çalışıyorlar.

Doğu Halep’te şu anda yalnızca 12 yoğun bakım yatağı bulunuyor. Kent kuşatma altında olmasaydı belki 12 yatak yeterli olabilirdi ama şu durumda kesinlikle yetmiyor.

Doktorlar hastaları şehrin dışındaki hastanelere sevk edemedikleri için çok zor kararlar almak zorunda kalıyorlar. Hayatta kalma şansı daha düşük olan hastaların solunum cihazlarının fişini çekip yaşama şansı daha yüksek olan hastalara bağlıyorlar.

Burada beyin cerrahı gibi uzman doktorlara da ihtiyaç var. Normalde kurtarılabilecek olan insanlar, uzman sağlık personeli olmadığı için gözümüzün önünde can veriyor.

Kentte yakıt kalmadığından insanların her alanda eli kolu bağlanıyor. Kuşatmadan önce ambulanslar dört bir yandan gelen çağrılara yetişemediğinden, yaralıların büyük bir kısmı hastaneye özel araçlarla getiriliyordu. Bugünse yaralıları taşıma işi yalnızca ambulanslara kalmış durumda ama ambulanslar için yeterli benzin yok. İnsanlar sokaklarda sürünerek ambulans bekliyor ve çoğu bu sırada hayatını kaybediyor. .

Bugüne kadar Halep'te tarif edilemeyecek kadar korkunç yaralanmalar gördüm; tıp kitaplarında bile görmediğim cinsten...

Bir gün hastaneye küçük bir kız getirdiler. Vücudunun neredeyse yarısı kopmuştu ama hala bilinci açıktı ve bizimle konuşabiliyordu. Leğen kemikleri kopmuş birinin hayatta kalması imkansız olmasına rağmen onu ameliyathaneye taşıdık ve yoğun bakım ünitesine yatırdık. Birkaç saat sonra uyandı ve ölmeden önce ailesini son kez görebildi.

İnsanlar gözlerinizin önünde bir bir ölürken siz hiçbir şey yapamıyorsunuz. Ve her gün bunun gibi yüzlerce vakayla karşılaşıyorsunuz.

Temmuz'da kuşatma başladığı zaman insanların hala umudu vardı ve kuşatmanın yakında biteceğini umuyorlardı. Kuşatma Ağustos'ta sona erdi ama birkaç gün sonra tekrar başladı. Artık insanlar bitkin düşmüş halde. Her gün kentin dört bir yanında yaşanan bombalı saldırılar da insanların çaresizliğini ikiye, üçe katlıyor.

Umarım hava saldırıları ve bombardımanlar artık son bulur. En azından kuşatma kalkarsa insanlar kentten ayrılabilir, yaralılar civar kentlerdeki hastanelere sevk edilebilir ve en önemlisi Halep’e tıbbi yardım ulaştırılabilir.

Kentte şu anda en basit tıbbi malzemeler bile bulunamıyor. İnsanlar sırf bu yüzden, basit hastalıklardan dolayı hayatını kaybediyor. Mesela kentte şu an insülin bile bulunamıyor -ki insülin eksiksliği diyabet hastalarını ölüme götürebilir.

Kuşatma biraz daha devam ederse insanlar sadece yaralanmalardan değil, açlıktan da ölmeye başlayacak.

Yorum Yapın