Humaira’nın Öyküsü: Ölümden Hayata Yolculuk

Ağustos 2017’den bu yana Bangladeş’in güneydoğusundaki Cox’s Bazar bölgesine, Myanmar’ın Rakhine (eski adıyla Arakan) Eyaleti’nde gördüğü şiddetten kaçan 688 binden fazla Rohingya mülteci geldi. Daha önce yaşanan krizlerde aynı yolla buraya gelen birkaç bin mültecinin yanına eklendiler.

Myanmar’da vatandaşlık ve diğer hakları tanınmayan Müslüman azınlık grubu Rohingyalar, Bangladeş’te mevcut kampların yanı sıra, bu insani krizle baş etmeye çalışan Bangladeş makamlarının hızla kurduğu düzensiz yerleşim alanlarına yerleştirildiler. Sizlerle içlerinden birinin, Humaira’nın öyküsünü paylaşıyoruz.

Humaira, Myanmar’ın Rakhine Eyaleti’nden gelen 25 yaşında bir mülteci. Şiddet olaylarının onun yaşadığı yere ulaşması üzerine Ekim 2017’de ülkesini terk edip Bangladeş’e geldi. 2018’in Ocak ayında Sınır Tanımayan Doktorlar’ın (MSF) topluluk içinde çalışan ekiplerinden biri onu Jamtoli düzensiz kamp alanında şok halinde buldu ve MSF’nin birinci basamak sağlık merkezine getirdi. Burada Humaira’nın susuz kalmış bedenine kanülle sıvı takviyesi yapıldı.

Humaira kampta yedi yaşındaki oğlu Mohammed Faisal ve üç buçuk aylık kızı Ruzina ile kalıyor. Doktorlar Ruzina’nın çok güçsüz olduğunu, beslenme yetersizliği çektiğini söylüyor. Bebeği dünyaya geldiğinden beri Humaira onu hiç emzirememiş. MSF ekibi Humaira’nın emzirmeye başlamasına yardım etmeye çalışacak, eğer emzirmesi mümkün olmazsa bebeğe mama verilecek. Ruzina’ya şimdiye kadar ağabeyi Mohammed Faisal bakmış, onu suyla yumuşattığı pirinç gevreğiyle beslemiş.

Humaira, Jamtoli'de birinci basamak sağlık hizmetleri verilen MSF'nin kliniğinde. Fotoğraf: Anna Surinyach

Myanmar’dan ayrılma

“Saldırılar başladığında Myanmar askerleri kocamı götürdü. Sağ mı, öldürüldü mü bilmiyorum. Bizi evlerimizden aldılar, evlerimizi geriye hiçbir şey kalmayacak şekilde yaktılar, hepimizi dövdüler. Evimizden kaçtığımız sırada benim doğumum çok yaklaşmıştı zaten. Oğlumu alıp başka bir kadınla beraber yola çıktım ama yolda o kadınla birbirimizi kaybettik.

Yanıma hiçbir eşya alamadım. Birkaç gün boyunca ormanın içinden yürüdük. Açlıktan ölecektik, yaprak yiyerek sağ kalabildik. Çalıların arasında uyuduk. Sonunda nehir kıyısına varabildik ve Bangladeş’e giden kayığa bindik.

Yolculuk

Bebeğim Ruzina nehri geçerken doğdu. Doğum başladığında kayık çoktan kıyıdan açılmıştı, doğum üç saatte olup bitti. Kayıkçı ve orada bulunan bir kadın yardım etti doğuma. Tüm yol boyunca fenaydım, her şey çok zordu. Tek düşündüğüm bebeğimi doğurmak ve şiddetten kaçmaktı. Gidebildiğim kadar uzağa kaçmak istedim ve yalnız Allah’a sığındım. Sha Porir Dwip’e [Cox’s Bazar yarımadasının güney ucu] varınca bizi otobüsle Jamtoli yerleşimine getirdiler. İki çocuğumla kalmam için bana bir çadır verdiler. Çadırı kuramadım ama köylüler gelip yardım etti bana.

Bugün

Jamtoli’de bir ay kaldıktan sonra [insani] yardım almaya başladım. Fakat yeterince yiyecek hiç bulamadım, bu yüzden bebeğimi emziremiyorum. Başta kendim de hastaydım. Ağrılarım yüzünden hala doğru düzgün oturamıyorum, bazı şeyleri yapamıyorum. Burada yediğim ne varsa hepsi oğlumun [Mohammed Faisal] bulup getirdiği şeyler. Oğlum okula gidiyor, öğleden sonra da futbol oynuyor. Kardeşinin kıyafetlerini yıkıyor, bize su getiriyor. Gelecekte karşılaşacağımız zorluklarda da onun bana yardım edeceğini umuyorum.

Yorum Yapın