MSF: İhmal edilen topluluklara nitelikli HIV tedavisi sunulmalı

Halk Sağlığı çalışanlarından Babongile Luhlongwane, 23 yaşındaki genç bir kadına HIV testi yapıyor. KwaZulu-Natal, HIV görülme sıklığının en yüksek olduğu bölgelerden biri. Genç kadın HIV pozitif çıkması halinde, en yakın kliniğe sevk edilecek ve hızla antiretroviral (ARV) tedaviye başlayacak. Fotoğraf: Greg Lomas

Halk Sağlığı çalışanlarından Babongile Luhlongwane, 23 yaşındaki genç bir kadına HIV testi yapıyor. KwaZulu-Natal, HIV görülme sıklığının en yüksek olduğu bölgelerden biri. Genç kadın HIV pozitif çıkması halinde, en yakın kliniğe sevk edilecek ve hızla antiretroviral (ARV) tedaviye başlayacak. Fotoğraf: Greg Lomas

Sınır Tanımayan Doktorlar, Durban’daki Uluslararası AIDS Konferansı vesilesiyle ihmal edilmiş topluluklarda nitelikli HIV tedavisinin acilen hayata geçirilmesi için kapsamlı bir plan oluşturulması ve küresel aktörlerin harekete geçmesi çağrısında bulundu.

Durban, Güney Afrika, 19 Temmuz 2016 - Sınır Tanımayan Doktorlar (Médecins Sans Frontières - MSF) Durban’daki Uluslararası AIDS Konferansı’nda bir araya gelen küresel HIV/AIDS liderlerine, tedavi kapsamının henüz yüzde 30’un altında olduğu Batı ve Orta Afrika ülkelerinde HIV tedavisinin sınırlı kalması karşısında acil bir eylem planı geliştirip uygulamaları çağrısında bulundu.

Güney Afrika’dan gelen yeni MSF verilerine göre “Test Et, Başla” uygulaması mümkün olmakla birlikte, HIV’li kişilerin yaşam boyu tedavi sürecinde bakımı ve desteklenmesi için yerel topluluklar öncülüğünde hizmetlerin gerekli olduğu, bu kişiler arasında bağ kurulmasının ne denli önemli olduğu ortaya kondu.

Uygun fiyatlı ilaçlara erişim tedavinin devamlılığını sağlıyor

Batı ve Orta Afrika’nın çeşitli ülkelerinde görülen durum, MSF’nin Durban 2000’de yaptığı çağrıyı anımsatıyor. Bu çağrıda, bugün her zamankinden daha fazla sayıda insanın uygulanan tedavi sayesinde uzun ve sağlıklı yaşam sürdürebildikleri belirtiliyor, düşük maliyetli antiretroviral ilaçlara erişimin Güney Afrika’da yaygınlaştırılması öneriliyordu.

Görüldüğü üzere, halkın ve toplulukların desteği ile birlikte uygun fiyatlı tedavi uygulamaları, insanların antiretroviral tedaviye (ART) yönelip bu tedaviyi sürdürmelerinde başrol oynuyor. İhmal edilmiş bölgelerde yaşayan insanlara ulaşılamaması ise, 2020 yılına kadar 30 milyon insanın tedavi kapsamına alınmasını ve UNAIDS’in 90-90-90 hedefinin* gerçekleşmesini riske sokacak.

Swaziland’daki MSF saha projesinde, kırsal Nhlangano ilçesindeki dokuz sağlık tesisinden gelen veriler, CD4 hücre sayımı 500’ün üzerindeki kişilerin yüzde 90’ının 6 ay sonra tedaviyi hala sürdürmekte olduklarını gösteriyor.

Güney Afrika'nın KwaZulu-Natal ilindeki MSF projesinde ise şu durum gözlendi: İnsanlara tedavi sunulduğunda, CD4 sayımları yüksek çıkanlar dahil, tedavinin CD4 350 düzeyinin altında ya da üstünde başlamasından bağımsız olarak, bu insanların yüzde 80’inden fazlası 12 ay geçtikten sonra da tedaviyi sürdürüyor. CD4 düzeyleri 350’nin altında kalanlar için tedaviye başlama oranları ise değişmeden kaldı.

Bu bulgulara göre, en ağır durumdaki hastaların tedavi ve bakıma erişimlerinden ödün verilmeden kendilerine fırsat tanınması durumunda, yeni hastalar tedavi işlemlerine katılıp antiretroviral tedaviye devam edeceklerdir.

Hasta olmadan önce yapılan testlerin önemi

Ne var ki, insanların test edilmesi, tedavi sunulması ve bu tedaviye yaşam boyu bağlı kalınması, daha hasta olmadan önce insanları test etmeyi hedefleyen dış hizmetler olmaksızın sağlanamaz. MSF’nin KwaZulu-Natal'de pilot uygulamaya koyduğu topluluk test stratejileri; öğrenciler, HIV riski taşıyan genç kadınlar ve sağlık kuruluşlarına gidemeyecek durumdaki genç erkekler dâhil olmak üzere, ilk kez test yapılacak kişilere ulaşılmasında özellikle etkili oldu.

Toplum içindeki sağlık çalışanlarının kapı kapı dolaşarak yaptıkları testler, her yaştan insana ulaşabiliyor ve sabit tesislerde yapılacak testlere göre daha az masraflı oluyor.

Önemli bir nokta da şu: 2015 yılında mobil kliniklerde veya bağımsız noktalarda teşhisi yapılan insanlarda ortanca CD4 sayısı (462 hücre/mm³), sabit tesislerde yapılan testlerdeki ortanca CD4 sayısından (CD4 363 hücre/mm³) daha yüksek çıktı.

Gönüllü işgücüne ve bunu destekleyecek yönetimlere ihtiyaç var

MSF’nin KwaZulu-Natal Saha Koordinatör Yardımcısı Musa Ndlovu tedavi ve bakım süreci hakkında şunları söylüyor: “Hasta bakımı domino gibi işleyen bir süreç. Belirli bir topluluğun tümü yaşadıkları ve çalıştıkları yerlerde insanların test edilmesi sürecinde rol oynuyor. Testi pozitif çıkan birinin tedaviye başlaması sağlanıyor ve bu kişinin virüsün derece derece bastırılmasıyla yaşam boyu tedaviye sadık kalması konusunda destek olunuyor.

Toplum içinde veya tesislerde insanlara yardım için çalışan gönüllüler, her şeyi bir arada tutan yapıştırıcı görevi görüyor. Gönüllüler hem bakımın kalitesini hem de hizmete erişimi iyileştiriyor.

İhtiyacı olan kişilerin test edilmesini, tedaviye başlamasını ve tedaviyi sürdürmesini sağlayabilecek bu tür bir gönüllü işgücünün istihdam edilmesine yardımcı olacak, çalışma sürekliliği ve etkinliğini bölgede daha da genişletebilecek yönetimlere ihtiyacımız var.”

Toplum temelli stratejilerin önemi

MSF'nin gönüllü halk sağlığı danışmanlarından Gugulethu Mhlanga, KwaZulu-Natal'deki Topluluk Bağlılık Kulübü'nde kayıtları kontrol ediyor. 30'dan fazla HIV pozitif hastasının iki ayda bir düzenlenen katıldığı toplantılarda hastaların sağlık kontrolü yapılıyor ve hastalara ARV'ler dağıtılıyor. Fotoğraf: Greg Lomas

MSF'nin gönüllü halk sağlığı danışmanlarından Gugulethu Mhlanga, KwaZulu-Natal'deki Topluluk Bağlılık Kulübü'nde kayıtları kontrol ediyor. 30'dan fazla HIV pozitif hastasının iki ayda bir düzenlenen katıldığı toplantılarda hastaların sağlık kontrolü yapılıyor ve hastalara ARV'ler dağıtılıyor. Fotoğraf: Greg Lomas

Yardım amaçlı çalışan insanların istihdamıyla ilgili politikalar ve uygulamalar büyük çeşitlilik göstermekte birlikte, bu insanların sağlık sisteminde aktif bir şekilde yer almaması olumsuz etkiler yaratıyor.

Örneğin, KwaZulu-Natal ilindeki tesislerde görev yapan bu kişiler 2015 yılında iki kez farklı dönemlerde geri çekildiğinde, Eshowe/Mbongolwane’de MSF’nin destek verdiği tesislerde gerçekleştirilen ortalama aylık test sayısında önce yüzde 25, ardından yüzde 13 oranında azalma oldu. Aynı yörede 2015 yılında tedaviye yeni başlayan insan sayısında da yüzde 20 azalma görüldü.

Toplum temelli stratejilerin benimsenmesi, toplam 6,5 milyon HIV’linin ancak dörtte birinin tedaviye erişebildiği Batı ve Orta Afrika’da tedavi kapsamının genişlemesine yardımcı olabilir. Tüm dünyada AIDS’le ilişkili ölümlerin hemen hemen üçte biri bu bölgede görülüyor.

2020 yılına kadar 30 milyon insanın tedavi kapsamına alınmasını öngören dünya hedefine** ulaşılabilmesi için 13 milyon insanın daha tedavi kapsamına alınması gerekiyor ve bu insanların üçte biri Batı ve Orta Afrika’da yaşıyor.

Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin başkenti Kinşasa’da MSF’nin çalışmalarını sürdürdüğü bir hastanede HIV’li insanların dörtte biri hastalıklarının kurtarılamayacak kadar ileri bir evresinde hastaneye başvuruyor. Bu insanların da yüzde 39’u hastaneye alındıktan sonra 24 saat içinde hayatını kaybediyor.

Orta Afrika Cumhuriyeti’nde ise, ülke ölçeğinde HIV tekrarlanma sıklığının yüzde 5’in altında kaldığı düşünülüyor. Fakat MSF’nin çalıştığı Beberati hastanesindeki ölümlerin yüzde 84’ü HIV/AIDS bağlantılı; MSF ekipleri ülkenin kuzeyindeki Ndele, Kabo ve Batangafo’da HIV pozitiflik oranlarının gönüllü danışmanlık ve test düzeyinde yüzde 33 olduğunu bildiriyor.

HIV tedavisi açığını kapatacak çözümler var

MSF Güney Afrika Tıp Hizmetleri HIV/TB Birimi Koordinatörü Dr. Eric Goemaere’in bu konuyla ilgili görüşleri ise şöyle: “Batı ve Orta Afrika’da HIV durumu, bize bundan 10 yıl kadar önce Güney Afrika’da görülen, insanların ölüp gittikleri ve herhangi bir tedavinin olmadığı o korkunç günleri hatırlatıyor. Oysa bu büyük tedavi açığını kapatabilecek çözümler var. Küresel tedavi hedeflerine yaklaşmak istiyorsak Batı ve Orta Afrika için kitlesel bir güçlendirici hamleye ihtiyacımız var.  Milyonlarca insanın tedavi görebildiği günümüzde, yaşam kurtarıcı bu tedaviye erişim insanın nerede yaşadığına bağlı olmamalı. Bu insanları geride bırakamayız.”


*UNAIDS 90-90-90 hedefleri, 2020 yılına kadar HIV’li kişilerin yüzde 90’ının bu durumlarını bilmelerini, HIV’li olduklarını bilenlerin yüzde 90’ının antiretroviral tedavi almalarını ve tedavi görenlerin de yüzde 90’ının kanlarında ‘tespit edilemez’ düzeylerde virüs kalmış olmasını öngörmektedir (viral bastırma).

** Haziran ayında BM’de tüm hükümetler tarafından benimsenen hedef.

MSF 2000 yılından bu yana HIV/AIDS’le yaşayan kişilere antiretroviral tedavi veriyor ve halen 19 ülkede yaklaşık 247.000 kişiye yönelik HIV tedavisini destekliyor.


Orta AFrika Cumhuriyeti'ndeki HIV pozitif hastalar anlatıyor

 

Yorum Yapın