İşkenceden hayatta kalanlara psikolojik destek: "İnsan olduğumu yeniden hissettim"

Suriye'de savaş çıkmadan önce hukuk okuyan Abdul Rahman'ın (gerçek ismi değiştirilmiştir) hayatı savaşla değişti. Önce rejim güçleri, daha sonra IŞİD olarak da bilinen İslam Devleti tarafından işkenceye maruz bırakıldı. Fotoğraf: Albert Masias

Abdul Rahman* Suriye’de hukuk okumuş. Önce rejim, ardından İslam Devleti grubu (IŞİD) tarafından işkence edilen Abdul ülkesini terk etmek zorunda kalmış.

Bugün, işkence görmüş kişilere hizmet veren Sınır Tanımayan Doktorlar'ın (MSF) Atina’daki merkezinde tedavi görüyor. 

"İnsan olduğumu yeniden hissettim"

"Suriye’de savaş çıkmadan önce Halep Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde okudum. Fakülteden 2009’da mezun olup 2 yıl avukatlık yaptım. Savaş başladıktan sonra evlendim, iki çocuğum oldu. Eşim normal biriydi, ailesiyle yaşayan herkes gibiydi. Sonra bir dizi olayla insanların hayatı mahvoldu. Kayıplara tanık olmaya başladık. Eşimi ve çocuklarımı kaybettim, onların öldüğü olayda yaralandım. İki defa gözaltına alındım.

İlk gözaltı dönemim en zoruydu. 2x2 metrelik odada yaklaşık 60 kişi kalıyorduk. Bizi birer kolumuzdan ve birer bacağımızdan asıyor, başka bir cisimle havada tutuyorlardı. Sonra bacaklarımıza çamaşır suyu döküp iğnelerle deşiyorlardı.

Serbest bırakıldıktan sonra Yunanistan’a ulaşma, böylece güvende olma hayalleri kurmaya başladım. Tedavi olabilme umuduyla seyahat ettim, kaybettiklerimin birazını olsun geri kazanma isteğiyle yollara düştüm. Ama geldiğim yerde boğulduğumu hissetim.

'İşte bir Avrupa ülkesindeyim,' diye düşünüyordum, o halde haklarım olmalıydı, bize hep 'Avrupa hakların yurdudur' diye öğretmişlerdi. Oysa bunların hiçbirini göremedim. Ruh sağlığı durumumun nasıl olduğu, ağrı kesici ya da ilaç kullanıyor olmam onları hiç ilgilendirmiyordu, çünkü gördüm ki biz onlar için belgelerden ibaretiz, belgelerim tamamsa yola devam edebilirim, ama o zamana kadar umurlarında değilim.

İçine düştüğüm umutsuzluğa rağmen hâlâ hayattaysam MSF sayesindedir. Hasta olsanız da olmasanız da onlar size nazik davranıyor. Burada bana, özel bir durumum olduğunu göz önüne alarak yaklaşıyorlar, çünkü ben hayatta en değerli şeyini, ailesini kaybeden biriyim. Bana moral destek verdiler ve bugüne kadar dayanmamı sağladılar. İnsan olduğumu yeniden hissetmemi sağladılar, hakları olan bir kişi olduğumu hissettim.

Ama hayallerimin hepsi uçtu gitti artık; Avrupa’ya vardıktan sonra bütün hayallerimi kaybettim."

*İsim değiştirilmiştir.


"Hayatıma devam edebildiğimi hissettim"

MSF, 2014 yılında Atina’da yerel kurumlar olan BABEL Merkezi ve Yunan Mülteciler Konseyi (Greek Council of Refugees) ile ortaklık halinde işkence mağdurları için bir klinik açtı. İşkence mağduru göçmen ve mültecilere rehabilitasyon hizmetleri sunulan klinikte 2014’ten bu yana 430’un üzerinde kişiye destek verildi. 

Orta Afrika Cumhuriyeti’nden gelen Diko* da MSF merkezinde tedavi gören ve hayatına devam etmek için çaba sarf eden insanlardan biri. 

Diko, MSF'nin Atina'daki tedavi merkezlerinden birinde psikolojik destek alıyor. Fotoğraf: Albert Masias/MSF

“Ben ülkemden ayrılmak istemiyordum. Günün birinde yurtdışında yaşayacağımı hayal dahi edemezdim, fakat başka hiçbir seçeneğim yoktu. Orta Afrika Cumhuriyeti’ni terk edip Çad’a gittim. Çad’dan Kamerun’a geçip oraya iltica etmeye çalıştım. Okuluma orada devam etmek istiyordum, benim için en önemlisi buydu. Ama planlarımın hiçbirini gerçekleştiremedim.

O noktada artık hiçbir şeyim kalmadı. Bir nevi gezgin oldum; Benin’e, Moritanya’ya gittim, birkaç ay sonra uçakla Türkiye’ye gittim. Havaalanında gözaltına alınıp bir gözaltı merkezine götürüldüm; ilk merkezde 6 ay kaldıktan sonra başka bir gözaltı merkezine gönderdiler, orada da 3 ay tuttular. Serbest bıraktıklarında Yunanistan’a geçmeye karar verdim. Bir gece denizi aşıp Midilli’ye, mülteciler merkezine geldik. Orada da 5 ay kaldım. Başıma gelenlerin sözünü dahi edemiyordum.

Çok zor bir dönemden geçtim, çok zor şeyler yaşadım. Kendime çok soru sordum, bana ne oluyordu böyle? Hislerimi kontrol edemiyordum.

Ülkemden ayrılıp oradan oraya sürüklendim. İnsanlık tarafından terk edildiğimi hissediyordum. Var olma hakkı var mıdır diye sorguluyordum kendi içimde, var olma 'hakkı' diye bir şey var mıydı ki? Bunlar benim suçum muydu? Benim suçumsa ben bunu nasıl düzeltebilirdim peki?

Ülkemde başıma gelenleri düşününce duygularımı kontrol etmekte zorlanıyordum. İşte o zaman MSF’ye gittim, hikayemi onlara anlattım. Bana zaman ayırıp dinlediler ve bana yardım ettiler. Durumumu idare edebilmeye başladım, bana tavsiyelerde bulundular. Bu sayede hayatıma, yoluma devam edebildiğimi hissettim.”

* İsim değiştirilmiştir.


"Avrupalılardan dileğim, ülkesini terk etmiş insanların hikayelerini dinlemeleri"

Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nden gelen Dieumerci, MSF'nin Atina'daki merkezinde psikolojik tedavi görüyor. Fotoğraf: Albert Masias/MSF

Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nden gelen Dieumerci*, Atina’da işkence görmüş kişilere hizmet veren MSF merkezinden destek alıyor. 

“Okulumu bitirdikten sonra bir süre ülkemde çalıştım, sonra gençlerden oluşan bir siyasi çevreye dahil oldum. O sırada zaten hastaydım. Bir gün Kinşasa’da beni ve bir arkadaşımı tutukladılar. Hapishaneye götürüldük ama birtakım insanlar bize, sağlık durumumuz böyleyken hapishaneden asla sağ çıkamayacağımızı söyledi ve ülkeyi terk etmemizi sağlayacak sahte belgeler temin ettiler.

Uçağa binip Türkiye’ye geldik, bir gözaltı merkezine atıldık. Benim sağlık durumum kötüleşmeye devam etti ama arkadaşımın durumu daha da kötüydü. Türkiye’de sağlık hizmeti almamıza izin verildi. Mültecilere destek olan kuruluşlar aracılığıyla, yaşadığımız semptomları gideren bazı ilaçlar kullandık, ama onlar da yapabileceklerinin sınırlı olduğunu ve sağlık durumumuzun gerçekten sıkıntılı olduğunu anlattılar. Bunun üzerine bir şekilde para ayarlayarak bizi Avrupa’ya ulaştırsınlar diye insan kaçakçılarına verdik. Böylece Yunanistan’a vardım.

Atina’da MSF benim kalacak yer bulmama yardım etti, düzenli olarak kullandığım ilaçlar verdi, ayrıca yiyecek bulma konusunda da destek sağlandı bana. MSF sağlık durumumu takip ediyor, moral bakımdan da desteklerini hissediyorum. Atina’da da durum zor, yardım eden bir kuruluş olmazsa çok zorlanırsınız.

Avrupalılardan dileğim, ülkesini terk etmiş insanların hikayelerini dinlemeleri. Aileni orada bırakıp buralara gelmek hiç de kolay değil.

Gerçek sorunlar yaşıyoruz ve canımız acıyor, Afrika’da çok ağır vakalar var, Asya’dan gelenlerde de var. İnsanlar acı çekiyor, insanlar ölüyor. Bu dünyada hak diye bir şeyin olmadığı, insanların hapishanelerde öldüğü yerler var. Umarım, yardıma gerçekten ihtiyacı olan çok fazla insan olduğunu anlayabilirler.”

* İsim değiştirilmiştir.

Yorum Yapın